Sahici olmak...

09 Kasım 2015 Pazartesi

Derdim kıyıya vuran sayısız denizyıldızını yeniden suya kavuşturmak. Bu, sonucu sınırlı, kişisel bir tavır.
İkincisi, denizyıldızlarını yeniden yaşama kavuşturmak için çaba gösterenlerin sayısını artırmak.
Bu da, daha geniş, örgütlü bir mücadele...
Buradan bakıp, seçim sonuçlarına gelince...
Öncesinden başlamalı, yıllardır sayısız seçim yitiren, özünde konumlarını korumaktan başka çözüm üretmeyen muhalefet partilerinden, düzen partileri CHP, MHP ve HDP’den...
Sonuçlar açısından kuşkusuz tümü yenilmiştir, mağluptur.
Daha da ötesi kendilerine oy verenleri umutsuzluğa, karamsarlığa sürüklemiştir...

***

Birincisi, muhalefet 7 Haziran’dan başlayıp 1 Kasım’a gelene değin saray darbesi, savaş ortamı diye tanımladıkları süreci kendisi meşrulaştırmıştır.
Darbe ve savaş ortamındaki bir seçimin nasıl olabileceği konusu, rafa kalkmıştır.
Dünyanın terk ettiği sayım sistemine, bu dayatmaya boyun eğmiştir.
Hile kuşkuları, görmezden gelinmiştir...
İkincisi şaibeli, sorgulamaya açık sürecin ardından “milli iradeye saygı” gerekçesiyle halkın yarısı, yani yüzde 50.5’i milli irade kabul edilmemiştir. Sorumlusu, muhalefettir.

*** 

Öncelikli mesele, sahici olma sorunu.
Her biri kendi içinde farklı yapıları barındıran parlamento dışı muhalefet, sadeleşmeli.
MHP yönetimi, yıllardır AKP kurtarıcısı. Tabanı bu oyunu görmeli.
Yeni AKP iktidarı da büyük ölçüde düzene bağlı muhalif partilerce sağlandı.
PKK’nin terör politikasıyla, savaş ve gerilim politikalarını sahaya süren AKP’nin ortaklaşa tavrı anlaşılmalı.
Brüksel’den icazet bekleyen, emperyalizmin kucağındaki PKK terör örgütüyle arasına mesafe koyamayan HDP’yi sol gösterme çabaları da nafiledir...
CHP’ye gelince... Grup toplantılarına, miting alanlarına sıkıştırdığı anlayışı ve söylemiyle bir zorlaması yok.
Giderek sağcılaşmanın, liberalleşmenin çözüm olmadığı da açık.
Onca olanağa karşın ne eski ne de yeni CHP, gerici iktidara ciddi bir muhalefet yaptı.
CHP aşure partisi değil, kendi köklerine antiemperyalist çizgisine, bugünün koşullarında da sermayeye değil emek kesimine yönelmeli.
Son seçimin ardından CHP’ye kerhen oy verenlerin farklı bir tutuma yönelmesi artık haklarıdır.
Bu açıdan özellikle parlamento dışı sol partilere bundan sonra oy vereceklerin önü açıldı bence.
Belki sayısal anlamda pek karşılığı yok ama TKP geleceğinin unsurlarından KP ve öte yandan HKP’nin oylarındaki artış, dikkat çekiyor.
Gerici, sermayeci iktidarın bu koşullarda düzen partileriyle engellenemeyeceği bir kez daha anlaşıldı.
Parlamento dışı solun tutumu, aslında CHP’nin düzelmesini de sağlayabilir.

*** 

Her üç partinin de aldığı seçim yenilgilerinin, bedeli olmalı.
Yönetim kadrolarının değişmesi salt bir adım, sorun, belirttiğim gibi kendi olma, sahici görünme meselesidir...
Düzen partileri halkın umudunu kıramaz...


Yazarın Son Yazıları

Yaşasın Cumhuriyet 1 Ocak 2016
Sesler kısılırken... 25 Aralık 2015
Sahipsiz Saip Köyü... 7 Aralık 2015
Rüzgârgülleri... 4 Aralık 2015
Karizmanın sınırı!.. 30 Kasım 2015
Adım adım uçuruma!.. 27 Kasım 2015
Korkunç gerçeğe doğru 23 Kasım 2015
Canavarı kim yarattı? 16 Kasım 2015
Sahici olmak... 9 Kasım 2015
Mavi Yeşil Direniş 2 Kasım 2015