Süper projelerle çağdışına düşmek

25 Şubat 2020 Salı

Her güne, bir gün öncesinden öngöremediğimiz yaşamımızı, gelecek kaygılarımızı katlayan bir yeni acı sürprizle uyanıyoruz..

Pazar sabahımızın karabasanı İran’ı sallayan 5.9’luk depremlerle Van Başkale ilçesindeki Özpınar ve Güvendik köylerinde 4’ü çocuk 9 kişinin canını yitirmesi. Şimdilik netleşmemiş sayılarda evlerin toplu kullanılamaz halde yıkımlarıyla, bilinmeyen sayılarda hayvanımızın, köylümüzün erzak, mal kayıpları..

Varsayalım ki İran kayıplarını, acılarını paylaşmayı esirgiyor. Depremin verdiği zarar 25 yaralı ile sınırlı değil. Bizim açımızdan İran’ın çok şiddetli sayılamayacak bir depremle sallanmasının sonucunda, Van köylerimizdeki ölümlerin yanındaki ağır yıkımlarla çağlar gerisinde kalmamızın çok acı gerçekler ile bir kez daha yüzleşmemiz..

Görüntüler eşliğinde köyün öğretmeni, yıkımın altından olabildiğince canlı insan, öğrenci, çocuk, hayvan kurtarma adına çırpınışların, yaşanan ağır travmanın paylaşımını yansıtırken.. Ne yazık ki tarihi bir sinema sahnesinin görüntülerini değil, yüzyılların, çağlar gerisine düşmemizin, günümüzün, ülkemizin gerçeğini paylaşmış oluyor.

Gerçekten bölgenin fay hatları gerçeği kadar, yapılaşma gerçeklerini de bilen bilim insanlarımız ise bir kez daha yaşananların kaçınılmaz, kader değil, bile bile cinayet, ölümüne kaderci yaşama terk edilişin birbirinden acıtıcı bildik gerçeklerini saymak zorunda kalıyorlar.

***

Tamam köylü çok yoksul, canını, hayvanını kurtaracağı, atalarından miras ahşap yapıyı yapamadığı için, dünyanın pek çok geri kalmış ülkesinden bile daha geride bir bedeli, kuşkusuz cehaletin cesareti de sayılabilecek bir kadercilikle, tevekkülle yığma yapı yapmaktan vazgeçemiyor.

Bölge gerçeklerini bilmenin bilim namusunu yitirmemiş bir profesörümüz, yıkım görüntüleri karşısında içi sızlamış olarak “Devletin hiç mi sorumluluğu yok, çok küçük katkılarla, çaresiz köylüye yol göstererek, kerpiç yapıların ahşapla desteklenmesi olsun sağlanamaz mıydı? O zaman kerpiç duvarların yıkılması can ve hayvan kayıplarına yol açmazdı..” diye hayıflanıyor.

Deprem gerçeği ile yüzleşilince ister istemez ülkemizin en yaşamsal gündemi, İstanbul da içinde ülkemizin tüm fay hatlarında besbelli dönemsel yaşanan depremlerin artışlarının gerçekleri ile yüz yüze kalmış olarak, ülkemizin her köşesindeki yapılaşma cinayetlerinin alarm çanlarının çalışının gelişmeleri gündeme giriyor..

Birkaç gün karalar bağlayıp Elazığ gerçeğini bile gündem dışına iteler olduk. İstanbul’u görmezlikten gelmekte diretiyoruz. Oysa yıkılması olmazsa olmaz hasarlı yapıların kendi kendilerine bile çökme halleri ile çevrede yeni hasarlar, çatlaklar, yıkımların kaynağını oluşturmaları travması, gün gün altından kalkılmaz boyutlara varıyor.

Saray odaklı projelerde, besbelli dayatmacılıktan vazgeçme, suçları kabullenme eşanlamlı görüldüğünden olsa gerek, “Dediğim dedik, itiraz, engel tanımıyoruz” çıkışlarına nokta konulamıyor..

Hâlâ çağlar atlatacak proje pazarlamasında; bunca acı, çarpıcı tersine gerçekler ortalığa saçılmışken, “Kanal İstanbul’dan vazgeçilemez” denilebiliyor.. Saray’a en yakın kimi bilim insanları bile, en yumuşak tonlarında kimi çarpıcı verilerle, ülke çapında en ağır suç, cinayet konumundaki çatlak-patlak yapılar için yapılacak harcamaların, acillerinin, Kanal İstanbul’un bir tek hafriyat maliyetlerinin dahi altında kalabileceğini anlatılabilmesi çırpınışları sürüyor.

Dünün sabahına ise bir kez daha Suriye sıcak gelişmelerinin, ülkemiz için tırmanışın yeni tehditleri ile yüz yüze uyanıyoruz. Libya’da saklanmış şehitlerimizin varlığını Başkan Erdoğan’ın ağzından duyup, gerçek boyutlarını öğrenemiyoruz. CHP Başkanı Kılıçdaroğlu, bir kez daha Suriye kıskacında yaşananların, ülkemizin geri dönüşü olmayan sıcak savaşın içine sürüklenişinin Meclis’ten saklanmasının ağır suçunun uyarısıyla söze giriyor..

Suriye’deki Türkiye’nin varoluş tezleri, gerekçeleri ile çelişen konuma düşmenin çıkmazlarına ilişkin yakınmaların sesleri yükseliyor.. Birkaç gün öncesinden çok sıkışık, çoklu terör provokasyonlarına açık, altından kalkılamayacak göç, insanlık suçları sorumlulukların ağırlığında.. kapkara bir tablo çizilmiş oluyor.. 


Yazarın Son Yazıları

Kavala takıntısı.. 21 Şubat 2020