Tuncay Mollaveisoğlu

‘Korona’yı fırsata çevirmek: İdam ve ilahi arası Milli Eğitim!

25 Mart 2020 Çarşamba

İlahiler arasında ders anlattılar...

Uzaktan eğitimin verildiği TV kanalının yayın akışı; hurafelerle harmanlanmış animasyonlar, öğrencilerin psikolojisini bozacak mesajlarla doluydu.

Adnan Menderes’in boynuna ip geçirdikleri sahneyi bile çocuklara izletmekten çekinmediler!

Milli Eğitim’de tarikatların kol gezdiğini ve çok etkili olduklarını televizyon ekranlarından izledik!

Eğitimin kimlere emanet olduğunu da!

***

Bakan Ziya Selçuk, önce üzüldüğünü ifade etti ardından, tepkiler üzerine soruşturma başlattı. Yaptığı açıklamada, “Görev dağılımında etkinliklerden sorumlu ekibi kendilerine güvendiğim için denetlemedim” dedi...

Kimdir bu ekip? Kimlerden oluşur? Bakanlık makamlarında nasıl yer aldılar?

Ders kitaplarına yerleştirilen bilimdışı ifadeler, Milli Mücadele tarihimiz ve kurucu kahramanlarımızla ilgili, onları karalayan, yok sayan... Tarihimizi; emperyalist düzenin yalanları çizgisinde yeniden yazma cüreti gösteren bu kadrolar Milli Eğitim’e nasıl sızdılar?

Aslında sızıntı kelimesi hafif kalır... Çünkü belli etmeden, hissettirmeden anlamında kullanılır... FETÖ’nün yıllar boyunca yaptığı faaliyetleri ifade eder.

Ancak FETÖ sonrasında özellikle Sağlık Bakanlığı ve Mili Eğitim bakanlıklarında tarikat-cemaat yapılanmasının aleni, görünür, açık şekilde kadrolaştığını biliyor, izliyoruz.

Çocuklarımızı geleceğe hazırlayacak Milli Eğitim Bakanı’na, hiçbir önyargıda bulunmayarak, sadece yaşadığımız olgudan hareketle soruyorum:

- Ortalama zekâda bir insanın bile “skandal” olarak değerlendireceği görüntüleri ekrana getirme cesareti bulan bu ekibin zihniyeti, bakanlığınıza ne kadar hâkim?

- Bakanlığı siz mi yönetiyorsunuz, yoksa Atatürk devrimleri ve çağdaş, bilimsel eğitime düşman olan bu zihniyet mi sizi idare ediyor?

‘Korona’daki ekonomik açmaz

Herkesin aklında benzer soru: “Hükümet riskli yerlerde neden sokağa çıkma yasağı ilan etmiyor?

Çünkü;

- Riskli yerleri belirleyecek sayıda insanlar testten geçirilmedi.

- Sokağa çıkma yasağı, eve kapanan insanların her türlü fatura vb. harcamaları ile temel ihtiyaçlarının devlet tarafından karşılanması anlamına geliyor.

Devletin kasası ise tamtakır, kuru bakır...

Sağlık Bakanı dahil tüm kesimler vatandaşa “evlerinize kapanın” çağrısı yapıyor. Peki, maaş ile geçinen ve işyeri açık olan insanlar ne yapacak? Ya da günlük kazancı ile evin ihtiyaçlarını karşılayan küçük esnaf?

Başkan”ın ekonomi paketinde bu kesimlerin adını duydunuz mu?

Berber, lokanta, restoran, kafe, internet kafe gibi yerler zorunlu olarak kapatıldı.

Bu insanlara kiranızı nasıl ödeyeceksiniz, faturaları nasıl karşılayacaksınız, emekçilerinize nasıl maaş ödeyeceksiniz diye soran, dertlenen bir irade var mı?

Yok...

Oysa yapılması gereken çok açık:

Bugün itibarıyla, ayrım yapmaksızın tüm vatandaşların ve esnafın her türlü vergi ödemesi ile kira, fatura ve araba, ev, ihtiyaç kredisi taksitleri dondurulacak. Kira ile geçinen kesime kira yardımı yapılacak.

Ekonomik paket, bu ihtiyacın yanından bile geçmiyor!

Ekonomiyi kısa bir süre buzluğa kaldırmak için aktörlerin tamamının sürece katılım göstermesi şart... Ancak bana ulaşan bilgilere göre özel bankalar “mücbir sebebe rağmen” hükümeti dinlemiyor. Ve bu hükümetin sayesinde bankacılık sisteminin yüzde 78’i yabancıların kontrolünde.

Türkiye’de kamu bankalarının pazar payı yüzde 20, özel bankaların ise yüzde 80 civarında. Kredilerin de büyük çoğunluğu özel bankalarda.

Bakalım Saray’ın iradesi özel bankalara yetecek mi? Ya da Saray özel bankalardan destek isteyebilecek mi?

Jandarma devletlere doğru

Koronavirüs insanların en temel dürtülerini tetikledi.

Güvenlik kaygısı... Ölüm korkusu...

Toplumları saran korku iklimi beraberinde otoriterleşmeyi getirir. Vatandaş yöneticisinden yalnızca “güvenliğinin sağlanmasını” bekler.

Hatta güvenlik için özgürlüğünden, mahremiyetinden fedakârlık yapar, demokratik taleplerini azaltır.

Koronanın dünyada yeni bir biyolojik savaş ve tehdit dönemini başlatacağına şüphe yok. Devletler de bu yeni düzene göre tehdit algısını oluşturacaktır.

Hepimizin evlere kapandığı şu günlerde korona sonrası dünyayı düşünüp sorgulamamızda yarar var.

Kim kazandı, kim kaybetti? Dünya nereye?


Yazarın Son Yazıları

Laf çok icraat yok! 8 Nisan 2020
Köyde virüs var... 18 Mart 2020
Girdap... 6 Mart 2020