Tuncay Mollaveisoğlu

Saray’da bir Evangelist mi var?..

03 Ocak 2020 Cuma

Biliyorsunuz, bir süredir tartışılıyor...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın askeri Başdanışmanı Adnan Tanrıverdi, “Mehdi gelecek, ortamı buna göre hazırlamalıyız” dedi...

Adnan Tanrıverdi’nin TSK’den irticai faaliyetleri nedeniyle atıldığı, Türkiye’de özerkliği savunduğu ve Kürdistan destekçisi olduğu eleştirilerinin dışında ben büyük resme dikkatinizi çekiyorum.

Tanrıverdi’nin 3. Uluslararası İslam Birliği Kongresi’nde söylediği sözlerin tamamını okuyalım: “İslam Birliği olacak mı, olacak. Nasıl olacak? Hz. Mehdi geldiği zaman. Peki Mehdi ne zaman gelecek? Allah bilir. Peki bizim işimiz yok mu, ortamı hazırlamamız gerekmez mi? İşte ASSAM bunu yapıyor.”

Tanrıverdi’nin “Mehdi gelecek” inancının benzerini ABD politikasına yön veren Siyonistler ve Evangelistler de taşıyor. Evangelistler de tıpkı Tanrıverdi’nin söylediği gibi “Mesih’in gelmesi için ortamın hazırlanması” gerektiğini söylüyorlar.

Onlara göre “ortamın hazırlanması” özetle; kıyameti getirecek büyük dünya savaşının başlatılması ile mümkün!

ABD ve İsrail’in Ortadoğu’da kaosu, savaşı, kan ve gözyaşını sürekli hale getirmelerinin arka planında dini inanışların da büyük payı olduğu tartışma konusudur. Evangelistlere göre Hıristiyanlığın koruyucu ülkesi ABD’dir ve her Evangelist, Siyonizmi desteklemelidir. Armagedon adını verdikleri dünya savaşında Mesih yeryüzüne inecek ve kendisinden olmayan ulusları yok edecektir.

Mesele uzun... FETÖ liderinin mehdi olarak pazarlanmasından dinler arası diyalog projesine kadar çok uluslu ve derin tartışmaların yaşandığı bir alan...

İran eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad bile, yeni yıl mesajında “mehdinin” bu yıl geleceğinden söz ediyor!

ABD ve İsrail’de politikacıların söylemlerine de yansıyan “kurtarıcının gelmesi için ortamı hazırlayalım” düşüncesinin bir başka versiyonu, Saray’ın en tepe noktasında dillendirildi! Tanrıverdi ortamı nasıl hazırlayacak bilinmez ama Evangelistlerin bitmeyen savaşları destekleyerek bu değirmene su taşımak istedikleri kesin...

Konu ile ilgili son bir not; Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Mehmet Görmez’e göre İslam dininde mehdi-kurtarıcı inancı yok. Kuran’da da böyle bir ayet bulunmuyor.

Milli arabaya ne zaman seviniriz?

Türkiye’nin yurtdışında üretilen “milli” otomobili tanıtıldı.

Konu ile ilgili eleştiri getirenlere “mahalle baskısı” yapılıyor; “Siz Türkiye’den yana değil misiniz?” “Milli otomobile neden karşı çıkıyorsunuz?” gibi, işi ihanetle suçlayacak noktaya taşıyanlar var...

Oysa mesele son derece basit.

Ülkemizde her türlü üretimin; tarımdan sanayiye, bilişimden, teknolojiye kadar her bir ürün ve düşüncenin milli olmasını hayatımın ve gazeteciliğimin odağı yapmış bir yurttaş olarak iktidara soruyorum;

  •  “İlk yerli otomobilimiz” diyerek tanıtacağız taşıtın, Türkiye’de kurulmuş bir fabrikadan çıkması gerekmez miydi? Yazılımından, motoruna ve teknik aksamlarının büyük bölümüne kadar; Türk mühendislerin, Türk yazılımcıların, Türk emekçilerin mesaisi sonrası, Türkiye’de kurulmuş fabrikanın üretim bandından çıkmış ilk otomobili; “yerli otomobil” olarak tanıtmanız gerekirdi.
  • Üretmek yetmez, otomobilin uluslararası piyasalarda da rekabetçi fiyat ve teknoloji üstünlüğü ile yer almasını sağlamalıyız. Aksi halde fabrikada üretilen her otomobili bu yoksul halk cebinden finanse etmek zorunda kalacak. Milletin alın teri vergileri ile oluşturulan Hazine’ye güvenip siyasi hamaset konusu projelerle ortaya çıkmak yerlilik ve millilik değildir.

    Son söz; fabrika kurulur, üretimin büyük bölümü yerli ve milli olur, dünya piyasasında rekabetçi bir pazar bulur... İşte o zaman, çok ama çok seviniriz.

Zor, gergin ve geniş kesimler için yoksulluğun derinleştiği bir yıl olacak. 

  • Kanal İstanbul başlayacak ama bitmeyeceği belli olacak. Akıl ve bilim üstün gelecek. ABD emperyalizmi Boğaz’ı geçemeyecek. 
  • AKP’nin erimesi devam edecek. AKP ve MHP’nin yüzde 50’nin altındaki oy oranları, iktidarı parlamenter sisteme dönüş için arayışa itecek. Her an bir sürpriz yaşanabilir! l
  • İş dünyası ve medyada iktidarın erimesinden kaynaklı cesaret, eleştiri dozunu yükseltecek.
  • Mavi vatan Akdeniz’de gerginlik sürecek. Zorunluluklar Saray’ı, istese de istemese de anti-emperyalist bir saflaşmanın paydası yapacak. 
  • Dünya cenneti Ege’de yağma ve talana karşı halk direnmeye devam edecek.
  • CHP, büyük siyasi ve ekonomik çalkantıların yaşanacağı yeni yılda yenilenmiş yönetici kadrosu ve parti içi küslüklere son veren yaklaşımı ile toplumda umudu yükseltecek. 
  • İYİ Parti, bu yıl daha iyiye gidecek. Tabanını konsolide edip kararsızlar için çekim merkezi olacak.
  • Yeni partilerin sesi daha çok çıkacak. Ali Babacan görünür olacak. AKP’nin eski defterleri açılmaya devam edecek. 
  • Tek adam rejimi derinleşecek. Toplum, Türkiye’nin antidemokratik dönüşümünü daha yakından hissedecek. 
  • Batık kredilerin ve kötü ekonomik yönetimin bankalar üzerinde oluşturduğu risk büyüyecek, tehdit olacak. 
  • Türkiye’nin kurucu değerlerine dönüşün ve Atatürk’ün daha çok anlaşıldığı, özlendiği bir yıl olacak.

Rantçılara var, vatandaşa yok!...

Rantçılara var, vatandaşa yok!.. Bakan Murat Kurum, “Kanal İstanbul’u İBB olmadan yaparız. 75 milyar TL... İmamoğlu olmazsa olmasın, biz milletimizle yaparız, paramız gücümüz var” dedi.

45 milyon insanın yoksul, 15 milyon insanın aç olduğu memlekette asgari ücreti 2324 TL olarak açıkladınız! Her türlü ranta, doğa talanına, yandaş zengin etmeye gücünüz var ama alın terine emekçiye yok demek ki!


Yazarın Son Yazıları

Köyde virüs var... 18 Mart 2020
Girdap... 6 Mart 2020