Veysel Ulusoy

2020’de umut var mı?

22 Aralık 2019 Pazar

Ekonomide piyasalar bir modelleme ve planlama ile dengeye gider. Plan, özünde kalkınma ve büyüme politikaları ile eş anlı olarak yürütülür. Politikasızlığın, bazen de çaresizliğin gündemde olduğu dönemlerde ise beklentilerin takip edildiği, kendi kendine dengeye giden yani “dengelenme” yaşayan bir ekonomiyi görmeyi umut ederiz. 

Bu umut çoğu zaman kısırdöngüyle birleşir ve bazı aylarda “tamam dipten döndük” ya da “dengelenme devam ediyor” misali tümcelerle avunuruz.

Nasıl olmasın ki? 

Düğmeye basarak indirdiğimiz faiz oranlarına sadece tüketim ve inşaat sektöründe cılız, olumlu yanıt alsak da, esas olumlu yanıtın gelmesi beklenen yatırımlarda oluşan karanlık tablonun varlığıdır.

Depolardaki ara ve sanayi mallarını temsil eden yatırımlar, toplum refahını yükselten en önemli faktörlerden biri olan sermaye birikiminin diğer adıdır. Tam da burada zincirler bir araya gelmiyor.

Durum tüketim harcamalarında da farklı değil…

Faize ve sonu gelmeyen yapay teşviklere yanıt vermeyen tüketim harcamaları 2020’de de gelir tarafından gelen baskılanma nedeniyle ulusal gelire fazla bir katkı yaratacak güce sahip gözükmemektedir.

Gelelim istihdam ve işsizliğin görünümüne… Yüzde 14’lerde yapışkan bir seyir izleyen işsizlik oranı ve istihdam yaratamama, ekonomideki basıncı artıran iki kuvvet olarak karşımıza çıkıyor. İstihdamdaki hem sayısal hem de oransal azalmayı yatırım harcamalarındaki iki haneli düşüşlerle eşleştirdiğimizde, gelecek yıl için hem işgücü hem de ürün piyasalarında net olmayan bir resim ortaya çıkıyor.

Durulmayı ekonomik sorunlardan arınma olarak algılayan karar vericilerin para ve maliye politikalarında da çarpıklıklar açıkça ortaya çıkmaktadır. Merkez Bankası’nın hedefleme politikasının söylemde enflasyon, uygulamada ise siyasetin etkisiyle faiz tarafında olması, kafaları karıştırmaya devam etmekte... Bu süreçte merkezin kârlarının ve yeniden değerleme ile oluşan sanal gelirin bütçeye aktarılması da diğer garip bir işlemi gözler önüne seriyor.

Bunlar yetmezmiş gibi dün yürürlüğe giren ABD yaptırımlarının da resmini de koyalım. Finansal piyasalardan askeri harcamalara, enerji piyasasından ulaştırma ve taşımacılık sektörüne etki edecek bu yaptırımların şimdilik kısmi olduğu gözüküyor. 

Dengelerin arzu edilen seviyelerden çok uzak olduğu, olumsuzlukların hâlâ derinden hissedildiği ekonomimizin düzlüğe erişmesinin şimdilik iki temel öğesi var: Akılcı devlet harcamaları ile gelir yaratma ve komşularla dış ticaretin olağan hale gelmesi. 

Daha da vurgulamak gerekirse, kısa dönem ölçek ekonomilerini harekete geçirecek komşularla ticaret birlikteliği yaratma… hem de şimdi! 

Unutmamamız gereken bir nokta da çiftçinin içinde kalan son umudu kaybetmemesini sağlayacak fiyat politikasını, akılcı tarım ve hayvancılık uygulamalarını hayata geçirmek.

Çünkü o akılcılıktan oldukça uzaktayız…


Yazarın Son Yazıları

Büyüdük mü yoksa? 16 Şubat 2020
Mikrop ekonomisi 2 Şubat 2020
2020’de umut var mı? 22 Aralık 2019
Beş soru, beş yanıt... 10 Kasım 2019
Üç enflasyon 13 Ekim 2019
Faiz ve yatırım 15 Eylül 2019