Ey korona! Sen nelere kadirsin!

15 Mart 2020 Pazar

Gel de rastlantılara inanma! Tam bir ay boyunca ellerini kullanamadığın için yazı yazma... İyileşeceğin ve yeniden bilgisayarın başına geçeceğin günleri hayal ededur... Ah bunca aradan sonra bu ilk yazı nasıl da güzel, coşkulu, tutkulu, okuru “uçuran” bir yazı olacaktı diye düşün... (Milliyet’ten kovulduğum o üç ayı saymazsak, en uzun yazmama sürem.) Ama gel gör ki, yazmaya başladığın gün sağa baksan korona, sola baksan korona, aşağısı korona, yukarısı korona... Akıllarda, sayfalarda, aşklarda, korkularda, korona... Yüreklerde, dillerde, düşlerde, köşelerde varsa yoksa korona... Sıkıysa, farklı bir şey, coşkulu tutkulu bir şeyler söyle...

Bu durumda ben de “EY KORONA! Sen nelere kadirsin!” diye haykırıp başladım yazmaya: 

Koronanın unutturdukları

Kimilerinde eşek ya da kedi şansı var! Hep 4 ayak üzerine düşüyor. İşte satırbaşlarıyla koronanın millete unutturdukları: 

- Baştan sona yanlış Suriye politikamız... Sınırlarımız ötesinde şehit olmaya yollanan 34 çocuğumuz... Ortak noktalarının yoksulluk olması... Ateş artık sadece düştüğü yeri yakmayı sürdürüyor. 

- İçişleri Bakanı’nın ilan ettiği “Savaşa Hayır” deme yasağı. Ve bunu tam da 8 Mart’ı kapsayan kadın haftasında uygulatma çabası...

- Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde kadınlara uygulanan şiddet (Cop, biber gazı, ters kelepçe, yerde sürükleme, darp, gözaltı...) 

- Tek insanın kin ve nefretiyle, iğfal edilen hak hukuk: Osman Kavala’nın ya da Selahattin Demirtaş’ın hapisten çıkmaması için ha bire uydurulan yeni bahaneler... 

- Kendi suçunu gizlemek, gerçekleri unutturmak için adalete el koymak: Bkz: Araştırmacı gazeteciler Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Hülya Kılınç ve Murat Ağırel neden hapisteler... 

- Kitlelere mal olmuş, sadece direniş ve protesto haklarını sürdürmek isteyenleri ezmek, yok etmek, “ötekileştirmek”, unutturmak... İtiraz eden, muhalif olan herkesten “terörist” yaratma çabası... Bkz: CHP ya da Grup Yorum’a yönelik suçlamalar... 

Bunlar ilk aklıma gelenler. Şimdi de madalyonun öteki yüzüne bakalım: 

Koronanın hatırlattıkları

- Küresel bir sorunla karşılaşıldığında zorbalar, korkuyu kışkırtır, daha çok zorbalaşır, baskıyı artırır. Çünkü zorbalar korkudan beslenir. Sakın korkuya, paniğe yer vermeyin! 

- Korona günlerini bir fırsata çevirin: Alışveriş ve tüketim yarışını yok sayıp, dayanışma ve sorumluluk günlerine selam çakın!  

- Düşünmeye, kendinizle hesaplaşmaya yer açın.

- Evinizde, ailenizle, yakınlarınızla daha çok vakit geçirin...

- Yaşamınızda daha az kalabalıklar, daha az yığılmalar olsun... Daha az insan, daha az teknoloji, daha az eşya, daha az giysi, daha az koşuşma, daha az oradan oraya yetişmek zorunluluğu...

- Doğaya, temiz havaya daha çok yer açın. Bir tomurcuğun filiz vermesini, çiçek açmasını en son ne zaman gözlemlediniz...

- Sevdiğiniz kitapları yeniden okuyun. Yenileri keşfedin...

- Koronavirüsün, zengin yoksul, devlet başkanı, ekâbir, “sokaktaki adam” farkı gözetmediğini fark edip bu “sosyal adalet” için sevinin. Çarenin yine sosyal adaletle, herkese eşit yaşama ve sağlık hakkı ile sömürüsüz bir düzenle sağlanabileceği inancınızı pekiştirin!   

NOT: Boğazda yürürken düştüm, sol el bileğim çok parçalı kırık, sağ bileğim incinme... Beşiktaş Belediyesi lütfen kaldırımlara biraz dikkat ve özen! Bütün bu süreçte Amerikan Hastanesi, Koç Üniversitesi Hastanesi ve ameliyatımı yapan Dr. Eftal Güdemez ile ekibine sonsuz teşekkürler. Geçmiş olsun dilekleriyle beni güçlendiren okurlara da çok teşekkür ederim.


Yazarın Son Yazıları

Neden güvenmiyorum? 26 Mart 2020
Sömestr tatili 23 Ocak 2020