Dans et, âşık ol, diren!

18 Şubat 2020 Salı

Haziran 2013’te Gezi Parkı protestoları sırasında çektiğim bir fotoğrafta görünen afişte yazıyor bu.

Ağacına, doğasına, kentine, özgürlüğüne, demokrasiye sahip çıkmak için...

Dayanışmayla, eşitlik içinde iktidar baskısına direnenlerin eylemiydi Gezi!

Milyonlarca insan, haftalarca dans ederek, şarkı söyleyerek, konuşarak, durarak, yazarak her türlü barışçıl yolu deneyerek direndi.

Hepimiz oradaydık!

Ben de oradaydım. 

Betona, ranta, AVM’ye ve yağmaya karşı durduk.

Düşmanlığı, ötekileştirmeyi, kibri, buyurganlığı, bilim düşmanlığını, kadını aşağılayan yobazlığı reddettik. 

Haziran 2013‘te İstanbul’da kentin ortasında bir komün yaşamı sürdürüldü. Yeşile sahip çıkarken özgürlüklerimizi daha etkin koruma yollarını konuştuk. 

Üzerinde yaşadığımız toprakların ortak değerimiz olduğu, herkesin eşit şekilde bu coğrafyada söz sahibi olması gerektiği konusunda hemfikirdik. 

Demokrasiyi işler kılmak için hepimize düşen görevlerin bilincindeydik, atölyeler yaptık, kendimizi de geliştirmeye çalıştık. 

Ağaçlar ve doğa için nöbet tutarken, insanca yaşama onurumuz için de nöbet tutuyorduk. 

***

Karşılığında TOMA’lar geldi, ağaçlar söküldü, insanların üzerine biber gazı sıkıldı...

Evinde zorla tuttuğumuz yüzde 50 var!” tehdidi savruldu. 

RTE, TBMM kürsüsünde, “Ayaklar ne zaman baş olmaya başladı?” dedi.

İktidar sürekli kamplaşma stratejisini sürdürdü. Yandaş medyanın Kabataş Yalanı gibi dezenformasyonlarla beslediği gerilim, sonunda çığırından çıktı. 

Şiddet tüm kenti örümcek ağı gibi sardı. 

Binlerce insan yaralandı, sakat kaldı; gencecik sekiz insan canından oldu!

Ceberut bir yaklaşımla demokrasiye dair geride kalan son umut kırıntısı da yok edildi.

Her şey kirlendi. 

Sokaklar lağım koktu. 

Kötücül ruhlar caddelerde cirit attı.  

***

Adaletten eser kalmayan ülkede sonunda “Yok artık!” denilen de oldu.

Dans et, âşık ol, diren!” diyerek demokratik hakkını arayanlar “darbecilik” ile suçlandı. Siyasi otoriteyi özgürlükleri yok etmek için kullananlar ise yine mağdur rolünü üstlendi!

Ülke tarihine utanç başlığı altında yazılacak bir davadır Gezi Davası. Bugün altıncı duruşması yapılıyor. 

Yağma, rant ve gerici otoriterliğe karşı biriken bir öfkenin patlaması olan bu direniş, şimdi “uluslararası bir komplo” gibi gösterilmek isteniyor.  

Gezi Direnişi, bu topraklarda doğan demokratik bir halk hareketidir!

Emperyalizm ile el ele ilerleyen bir iktidarın kumpaslarına yedirilmeyecek kadar onurlu bir direniştir!


Yazarın Son Yazıları

Karartma yılları 1 Mart 2020
Sendikada bir ilk 23 Şubat 2020