Okumanın yeni vitrini: Kitap okumak yeniden 'cool' oldu

Okumanın yeni vitrini: Kitap okumak yeniden 'cool' oldu

24.05.2026 12:00:00
Güncellenme:
Okumanın yeni vitrini: Kitap okumak yeniden 'cool' oldu

Kitap, ekran çağında yalnızca geçmişten kalan bir alışkanlık değil. Yeni kuşağın anlam, kimlik ve yavaşlık arayışının en görünür sembollerinden birine dönüşüyor. Ancak bu yükselişin yayıncılık ekonomisine ne kadar yansıdığı hâlâ tartışmalı...

Ekran çağında kitapların geri çekileceği düşünülüyordu. Oysa son yıllarda kitaplar yeniden kültürel prestijin, kişisel kimliğin ve sosyal medya estetiğinin merkezine yerleşiyor.

Artık kitap yalnızca raflarda duran bir nesne değil. Yaşam tarzı göstergesi, topluluk daveti ve hızlanan dünyaya karşı küçük bir direnç biçimi.

Sosyal medyada keşfedilen romanlar, ünlü kitap kulüpleri, lüks markaların edebiyat etkinlikleri ve bağımsız kitapçıların dönüşü aynı soruyu gündeme getiriyor: Kitaplar gerçekten mi yükseliyor yoksa kitap fikri yeni bir kültürel imaja mı dönüşüyor?

OKUMAK GÖRÜNÜR OLDU

Sosyal medya uzun süre hızlı içerik tüketiminin merkezi olarak görülse de TikTok ve Instagram, kitapları yeniden dolaşıma sokan alanlara dönüştü.

BookTok akımının etkisiyle genç okurlar, okumayı paylaşılabilir bir kimlik olarak kurarken romantasy, psikolojik gerilim ve yoğun duygulara yaslanan türler öne çıkıyor. Kitap kapakları, alıntılar ve okuma rutinleri edebiyatın çevresinde yeni bir görsel dil oluşturuyor. Okumak popülerleşirken kitap da estetik bir performansın parçası haline geliyor.

ÜNLÜLER ARTIK KÜLTÜR KÜRATÖRÜ

Kitapların yükselişinde sosyal medya kadar popüler kültür figürleri de etkili.

Dua Lipa’nın Service95 Kitap Kulübü onu pop yıldızlığının ötesinde bir kültür küratörü olarak konumlandırırken Reese Witherspoon’un kitap kulübü yayıncılık ile ekran endüstrisi arasında güçlü bir hat kuruyor. Emma Watson’ın feminizm odaklı Our Shared Shelf girişimi kitap kulübünü aktivizmle buluşturuyor, Kaia Gerber ve Alyssa Reeder’ın Library Science projesi ise genç ve stil sahibi bir okuma kamusuna işaret ediyor.

Böylece kitap, yalnızca yayınevleri veya eleştirmenlerin önerdiği bir kültürel nesne olmaktan çıkıp kişisel zevkin ve kamusal imajın parçasına dönüşüyor.

MODANIN EDEBİYAT İLGİSİ

Kitapların yükselen kültürel değerini en hızlı fark eden alanlardan biri de moda oldu. Miu Miu’nun Milano’daki Literary Club etkinliği, Annie Ernaux ve Ama Ata Aidoo gibi yazarların eserleri çevresinde edebiyatı dekoratif bir unsurdan çok düşünsel bir zemin olarak ele alırken Sézane’in New York Nolita mağazasındaki La Bibliothèque enstalasyonu kitabı sosyal sorumluluk ve erişilebilir kültürle ilişkilendiriyor.

Yine de soru açık: Kitap gerçekten merkeze mi alınıyor, yoksa entelektüel görünme arzusunun yeni estetik malzemesine mi dönüşüyor?

BAĞIMSIZ KİTAPÇILARIN DÖNÜŞÜ

Kitaplara yönelen ilginin fiziksel karşılığı da var: Bağımsız kitapçılar. E-ticaret devleri, büyük zincirler ve algoritmik öneriler çağında bu mekânların yeniden ilgi görmesi, kitap deneyiminin hâlâ raflara, karşılaşmalara ve topluluk hissine ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.

ABD’de 2025’te yaklaşık 422 yeni bağımsız kitapçının açılması ve bunun 2024’e göre yüzde 31’lik artış anlamına gelmesi de küçük kitapçıların yerel bağlar ve niş seçkilerle hâlâ güçlü bir alan açabildiğini ortaya koyuyor.

YAVAŞLIĞIN YENİ SİMGESİ

Her şeyin hızlandığı, içeriklerin saniyeler içinde tüketildiği bir dönemde kitap, başka bir zaman duygusunu temsil ediyor. Okumak, bölünmüş dikkatin içinde hâlâ süreklilik isteyen bir eylem.

Bu nedenle kitapların yükselişini yalnızca nostaljiyle açıklamak eksik kalır. Bugünün okuru kitaba geçmişe dönmekten çok bugünün karmaşasını anlamlandırmak için de yöneliyor. Katherine Angel’ın söylediği gibi gençler “anlamsızlaşmış” bir dünyayı anlamak için fikirlere ve araçlara açlık duyuyor.

PAZAR BÜYÜYOR MU?

Kitapların kültürel görünürlüğündeki artış, yayıncılık ekonomisinin aynı oranda güçlendiği anlamına gelmiyor. Sosyal medyada paylaşılan kitaplar, marka etkinlikleri veya gösterişli kitap kulüpleri yazarın, çevirmenin, yayıncının ve kitapçının koşullarını doğrudan iyileştirmiyor. Türkiye’de sektör hâlâ kâğıt maliyetleri, baskı giderleri, dağıtım sorunları, düşen alım gücü ve korsan yayıncılıkla mücadele ediyor.

Bu yüzden kitapların yükselişini iki düzlemde okumak gerekiyor: Bir yanda kitap sosyal medyada daha görünür, markalar için prestijli, ünlüler için güçlü bir kültürel kimlik aracına dönüşüyor. Diğer yanda yayıncılık ekonomisi kırılganlığını koruyor. ABD’de basılı kitap satışlarının 2025’te hafif artması ve sesli kitap pazarının büyümesi, kitabın yok olmadığını; farklı formatlarla yeni tüketim biçimlerine uyum sağladığını gösteriyor. Spotify’ın Bookshop.org ortaklığı ve genişleyen sesli kitap kataloğu da dijital platformların kitabı artık rakip değil, büyüyen bir içerik alanı olarak gördüğünü düşündürüyor.

OKUMAK BAŞKA BİR RİTİM ÖNERİYOR

Image

Duygu Özdemir – 1kitap1mekan

- Son zamanlarda kitaplara gösterilen ilgi yükselişte. Siz bu eğilimin yansımalarını kendi işiniz ve yaşamınızda nasıl deneyimliyorsunuz?

Kitaplara yönelik ilginin belirgin biçimde arttığını düşünüyorum. İnsanlar hızlanan, dijitalleşen ve dikkati parçalayan bir dünyada daha anlamlı bağlar kurabilecekleri alanlar arıyor. Kitap, hâlâ insanın kendisiyle baş başa kalabildiği nadir alanlardan biri. Bunu özellikle kitap kulüplerinde hissediyorum. İnsanlar yalnızca “Hangi kitabı okumalıyım?” diye değil, “Bu kitabı başkalarıyla nasıl konuşabilirim?” duygusuyla geliyor. Yani mesele birlikte düşünmek, yavaşlamak ve bir topluluğun parçası olmak. Kitap kulüplerinin yükselişi de biraz bununla ilgili.

- Kitaplara gösterilen ilgi özellikle belli bir yaş grubunu içeriyor mu?

Bence bu ilgi her kuşakta görünür ama gençlerde daha dikkat çekici. Dijital dünyanın içine doğmuş olsalar da onun yarattığı yorgunluğu en yoğun hisseden kuşaklardan biri de onlar. Bu yüzden analog deneyimlere karşı güçlü bir özlem var. Fiziksel bir kitabın sayfalarını çevirmek, kitabevinde vakit geçirmek, satırların altını çizmek ya da kahve eşliğinde odaklanarak okumak artık bir tür “yavaşlama pratiği”. Okuma burada yalnızca içerik değil, aynı zamanda başka bir ritim öneriyor.

- Özellikle moda ile ilgili markaların kitaplara gösterdiği ilgi ister istemez, “Acaba dekor olarak güzel mi görünüyor?” düşüncesi uyandırıyor.

Ben buna tamamen olumsuz bakmıyorum. Estetik beğeniler de insanların kimlik kurma biçimlerinden biri. Mesele yalnızca “kitap güzel görünüyor” değil aynı atmosferi, estetik dili ve kültürel referansları paylaşan bir grubun parçası olma isteği olabilir. Bir kitabı önce estetik bir çekimle yaşamına dahil edip sonra onunla gerçek bir bağ kurmak mümkün. Moda, sanat ve edebiyat tarih boyunca tamamen ayrı alanlar olmadı, hepsi dönemlerin ruhunu ve dünyaya bakışını taşıdı. Bu yüzden kitapların yeniden görünür hale gelmesini, insanların ait hissedebilecekleri kültürel alanlar araması olarak da okuyorum.

- Yeni okuma alışkanlıkları içinde öne çıkan bir tür var mı?

Son dönemde özellikle kişisel anlatılar, otobiyografik kurgu, kısa ama yoğun metinler öne çıkıyor. Annie Ernaux gibi hafıza ve sınıf meselelerini kişisel deneyim üzerinden anlatan yazarların ilgi görmesi tesadüf değil. Bunun yanında feminist edebiyatın, ekofeminizm ve queer edebiyat gibi alt türlerin sesi de dünyada daha güçlü duyuluyor.

- İyi ve katılımcıların bulunmaktan keyif almasını sağlayan bir kitap kulübünün dinamikleri nasıl olmalıdır?

Bence iyi bir kitap kulübü insanların kendilerini rahatça ifade edebildiği, deneyimlerini, duygularını ve çağrışımlarını paylaşabildiği bir alan yaratmalı. En keyifli buluşmalar, kitabın masanın merkezinden taşıp yaşama karıştığı anlar oluyor. Çok kalabalık olmayan, yargısız ve herkesin birbirini gerçekten dinlediği bir ortam en ideali.

İlgili Konular: #Cumhuriyet Pazar