Yasak çözüm değil

Dijital teknolojilerin toplumsal ve bireysel anlamda yararlı bir şekilde kullanımı yasaklarla değil, doğru düzenlemeyle mümkün olur.

12 Haziran 2022 Pazar, 14:50
Yasak çözüm değil
Abone Ol google-news

Bir yandan dijital teknolojiler yaşamımızın çoğu kesitlerinde etkin bir biçimde kullanılmakta, diğer yandan ise sürece çeki düzen vermek yönündeki çabalarda yoğunluk gözlenmektedir. Nasıl bir hukuksal düzenleme yapılacağına ilişkin elimizde henüz yeterli veri yoksa da kamuoyunun gündemindeki yorum ve değerlendirmelerin ağırlıklı olarak yasaklayıcı düzenlemelere dikkat çekmesi düşündürücü. 

Geçtiğimiz günlerde de çocuk ve yeni medya konusunda gerçekleştirilen bir konferansa katılmıştım ve orada da üzerine basa basa vurgulamıştım, yasaklamak çözüm değildir diye. Bu yönde yapmış olduğum vurgu birilerinin hoşuna gitmese de ısrarlıyım. İnsanlık tarihi yasaklamanın, baskının çözüm olmadığına ilişkin örneklerle doludur. 

Yasaklamak, yoksunluk ve de eksiklik duygusuna neden olur. Eksiklik ise karşı dirence yol açarak kaotik bir durum yaratır. Düzenleyicilerle kullanıcıların karşı karşıya gelmesinin ise toplum ve sistem açısından kimseye yararı yoktur. Karşı karşıya gelmek yerine birlikte planlamak ve yönetmek vatandaşın huzuru, toplumun sağlığı açısından çok daha iyi olur. Bu nedenle de hukuksal düzenlemelerin yasak ekseninde değil, birlikte planlamak ve birlikte yönetmek ekseninde yapılması gerekir. 

Diğer yandan insanlık dijitalleşme sürecini yaşıyor. Covid19 salgınıyla birlikte de bu süreç devrimsel bir karaktere bürünerek hızlandı. Hiçbir etken bu süreci tersine çeviremeyeceğine göre sürece uyumlanma çalışmalarına hız kazandırmak gerekir. Nasıl ki birinci teknoloji devrimi toplumsal sistemlerin kökten değişmesine temel oluşturmuştu, ikinci teknolojik devrim olarak nitelendirilebilecek olan dijitalleşme de aynı şekilde köklü bir etki yaratacaktır ki salgınla birlikte söz konusu etki başladı bile. Bir teknolojik gelişmenin toplumdaki üretim ilişkilerine dahil olmaya başlaması, o toplumda üretim biçiminin değişme evresine girdiğinin bir işaretidir. Bu açıdan bakıldığında dijital teknolojilerin hemen hemen tüm sektörlerde bir biçimde üretim sürecine girdiği dikkati çekiyor. O halde değişimin yönü dijitalleşme eksenine kaymıştır ve insanlığın geleceği de bu eksende biçimlenecektir. 

Durum böyleyken dijitalleşmenin sakıncalarına odaklanıp çocukları, gençleri bu sakıncalardan korumak için yasaklayıcı önlemlere yönelmek belki kısa vadede birilerini memnun edebilir, ancak uzun vadede bugünün çocuklarının ve gençlerinin yarının yetkin bireyleri olmaları, kendilerine başarılı bir gelecek kurmaları açısından ciddi boyutta olumsuzluklar yaratır. Mademki insanlık dijital çağın içerisinde ve gelecek de bu teknolojiler ekseninde biçimleniyor, o halde çocukların ve gençlerin bu teknolojileri yetkin kullanmaları için gerekli koşulların sağlanması gerekir.

Dijitalleşme aynı zamanda da bir kültürel süreç olarak biçimleniyor. O halde bu kültürel sürecin olumlu zeminde yapılanması ve gelişmesi için toplumdaki bireylerin, ama özellikle de çocuk ve ergen bireylerin bu sürecin içerisinde olabildiğince aktif olmaları gerekmektedir. Bu noktada ailelere, okula, kamu otoritelerine, sivil toplum kuruluşlarına düşen görev ise işbirliği halinde bu sürece planlı, programlı biçimde ve yapıcı bir anlayışla yön vermeleridir. 

Çocuk ve ergen bireylerin teknoloji kullanım yönelimlerine öncelikle ailelerin bilinçli biçimde destek vermeleri, bu süreci ailenin çocuk veya ergen bireyleriyle birlikte yönetmeleri önemlidir. Okulların, aileyi takip edecek biçimde çocukların dijital teknolojileri kullanım becerilerini geliştirmek üzere müfredatlarını güncellemeleri gerekmektedir. Kamu otoriteleri ve siyasetin karar vericileri ise bu süreçte aileye ve okula destek vermeli. 

Diğer yandan siyasetin karar verici birimleri ve kamu otoritelerinin, hukuksal düzenlemeler konusundaki çalışmalarına sivil toplum kuruluşlarını, ilgili meslek örgütlerini, dijital teknolojilerin üretim ve kullanımına yön veren kesimleri dahil etmeleri sonucun toplumdaki tüm ilgili kesimler açısından olumlu olması açısından büyük önem taşımaktadır. Unutulmamalıdır ki sisteme dahil olan her yeni unsur artıları ve eksileriyle, fırsatları ve tehditleriyle birlikte gelir. Tehditleri asgariye indirip, fırsatları çoğaltmak elimizde. Yeter ki iyi niyetli politikalarla, tüm tarafların işbirliğiyle, doğru karar ve uygulamalarla süreci yönetelim.