Salgının etkisine dikkat çeken 'İstanbul Senin'in yaratıcısı İsmet Koyun: Küreselleşme bitiyor

Türkiye’den eğitim için gittiği Almanya’da kurduğu şirket ile bugün farklı kıtalarda dijitalleşen dünyaya yeni çözümler sunan KOBIL Group kurucusu ve CEO’su İsmet Koyun, “Pandemiden önce bir dünya vardı, küreselleşme dünyasıydı. Pandemiden sonra tedarik zinciri kırıldı” dedi.

04 Haziran 2022 Cumartesi, 03:00
Salgının etkisine dikkat çeken 'İstanbul Senin'in yaratıcısı İsmet Koyun: Küreselleşme bitiyor
Abone Ol google-news

KOBIL Group Kurucusu ve CEO’su İsmet Koyun'un, Türkiye’den eğitim için gittiği Almanya’da kurduğu şirket bugün farklı kıtalarda dijitalleşen dünyaya yeni çözümler sunuyor. İsmet Koyun’un 1986 yılında kurduğu şirket bugün dünyanın gündeminde olan data güvenliği alanında hizmet veriyor. Şirket Almanya’dan İsviçre’ye, İngiltere’den ABD’ye kadar kadar geniş bir coğrafyada faaliyet gösteriyor. KOBIL Group Kurucusu ve CEO’su İsmet Koyun, Cumhuriyet TVnin sorularını yanıtladı.

İsmet Koyun, “Liseyi bitirdikten sonra Almanya’ya bilgisayar mühendisliği okumak için gittim ve o dönem kaldığım öğrenci yurdunda 1986 yılında KOBIL’i kurdum. Hikâye öyle başladı. KOBIL zamanla Almanya dışına çıktı ve İsviçre’ye, Avusturya’ya kadar ulaştı. Türkiye’ye geldi ve Türkiye’den diğer ülkelere gitti. Afrika’da bile varız. Sadece Çin’de diğer ülkelerde olduğu gibi kuvvetli değiliz onun dışında her yerde güçlüyüz. KOBIL Group olarak bizim birden fazla faaliyet alanımız var. Bunlardan biri BT sektörü yani veri güvenliği işimiz, diğeri ise gıda. Gıda sektörüne yönelik yatırımlarımızdan biri Antalya’daki konsantre fabrikamız bir diğeri ise İzmir Aliağa’da yeni kurulan baharat fabrikamız. Bu yatırımlarımızı hep Türkiye’de yapıyoruz” dedi.

BUNUN ADI ‘ASOSYAL MEDYA’

Salgın ile birlikte değişen internet kullanım alışkanlıklarımız daha çok veriyi internete yükler hale getirdi. Data güvenliği uzun süredir gündemde olmasına rağmen iyi korunan bir yapıya olan ihtiyaç pandemi ile birlikte katlanarak arttı.

İsmet Koyun, data güvenliğini ikiye ayırmak gerektiğini ve doğru data güvenliğinin nasıl sağlanabileceğini şöyle aktardı:

“Data güvenliğini, içeriği olan data ve şahsi datalar olarak ikiye ayırıyorum. Şirketlerin oluşturduğu bilgiler mutlaka korunmalıdır. Devletlerin sırları nasıl korunuyorsa şirketler de bilgileri bu anlayışla korumalı. Çünkü şirketlerin bu bilgileri içinde know-how dediğimiz şirketin ciddi bir bilgi birikimi mevcut. Aynı durum devletler için de geçerlidir. Bir ülkenin nasıl kara kuvvetleri, hava kuvvetleri, deniz kuvvetleri varsa data güvenlik kuvvetleri/ekipleri de olmalı. Dünyanın artık bu yöne doğru gittiğini görüyoruz. Evinizin güvenliğini kapınızı kilitleyerek sağlayabilirsiniz ama yazılımı böyle koruyamazsınız. Yeni bir fikriniz varsa patent almanız lazım çünkü bu fikrin başkasının eline geçmemesi gerekiyor. Bu başkasının eline geçerse patent alamazsınız. Bugün sosyal mecralarda kimlik bilgilerimizi paylaşıp, dijital ayak izlerimizi bırakıyoruz. Böylece bu şirketler, ellerindeki sizinle ilgili datayla sizi manipüle edebiliyor. Siyasi görüşünüzü, neye meraklı olduğunuzu biliyorlar. Bu da çok tehlikeli bir yere gidiyor. Sosyal medyada bunu görüyorum. Sosyal medya değil buna ben artık ‘asosyal medya’ diyorum. İnsanlar başka bir dünyada yaşıyor. İnsanlar olmayan bir dünyada yaşamak istiyor. Şahsi datalarımızı da mutlaka korumalıyız.”

''KOBIL olarak uzun yıllardır bu alanda çalışıyor, emek veriyoruz. Bu çalışmalarımızın sonucunda oluşturduğumuz 14 basamaklı bir güvenlik sistemiyle dataları koruyoruz.''

“İNTERNETTE ANONİM HESAPLAR KAPATILIR”

Son günlerin önemli konularından biri de sosyal medya yasası. Koyun, sosyal medyaya yakında anonim hesaplarla girilmenin engelleneceğini düşünüyor. En önemli konulardan birinin de yapılan manipülasyonla tüketicilerin yanlış yönlendirilmesi olduğunu söylüyor. İsmet Koyun, “İmkân olsa anonim girişleri yasaklarım. Bana göre anonim özgürlükle alakalı bir şey değil, yanlış bilgiler verebiliyor. Hakaret ve iftira atılabiliyor, bir sürü yan etkisi var. Oraya bir resim koyuyorsun oradaki kişi sen bile değilsin. Dijitalleşme çağında dijitalleşmeye bir güven sarsıntısı oluyor. Bu uzun sürmeyecek. İnternete giriş yapmak istiyorsanız direkt kendi kimliğiniz ile gireceksiniz ve bunun çok uzak olduğunu sanmıyorum” diye konuştu.

“TÜKETİCİ YANLIŞ YÖNLENDİRİLİYOR”

“İnternetin yanlış kullanımlarından birine örnek vermek gerekirse bir restoran bir şirketle anlaşıyor, ‘Benim için 5 bin tane, 50 bin tane ‘iyi’ yazdır’ ya da ‘5 yıldız ver’ diyor. Bu yorumlara bakarak mekâna gidiyorsunuz, bir bakıyorsunuz rezil bir yer. Anonim olması dijital dünyaya olan güveni sarsıyor. Bunlar da iyi gelişmeler değil” diyen Koyun, “Eleştiriye açığız ancak manipülasyon herkese zarar veriyor” şeklinde konuştu.

Koyun sosyal medyanın geleceğini ise şu cümlelerle yorumladı:

“Ben özgürlük kısıtlamasını ve özgürlüğü şöyle yorumluyorum: 'Fikrimi açık ve net söyleyemiyorsam ve söylediğim fikrimden dolayı bana yasal bir işlem yapılıyorsa bu özgürlük kısıtlamasına giriyor. Anonim bir giriş yapıp küfür etmenin ise özgürlükle alakası yok.' Nezaket ve görgü kuralları içerisinde cumhurbaşkanı da olsa bakan da olsa eleştirmem lazım. Ama nezaket kuralları içinde, hakaret etmeden. Eğer birine hakaret ediyor, küfür ediyorsanız bana göre özgürlükle bunun uzaktan yakından alakası yok. Hem siyasi tarafta hem ürünleri manipüle etmeden olduğu gibi çok geniş bir alanda sorunlar yaratıyor. Bir grup oluşuyor, örneğin ‘bitcoin batacak’ diyor. Yasal olarak anonim hesapla hiçbir bağlayıcılığı olmadığı için dilediğini yazıyor. Bence özgürlük, düşünceni açık ve net söylemek. Bunun yasal olarak imkânı olmalı ama hakaretin bununla alakası yok.

''DÜNYA PANDEMİ İLE YERLİ ÜRETİMİN ÖNEMİNİ KAVRADI''

İsmet Koyun değişen çalışma ve tüketim alışkanlıkları ile ilgili, “Açık ve net olarak söylemeliyim bu pandemiden önce bir dünya vardı, globalleşme dünyasıydı. Bu dünya kardeşti, herkes birbirine kapısını açacaktı ve hep güzel ilerleyecekti. Pandemiden sonra tedarik zinciri kırıldı. Mesela bugün otomobil üreticileri bir çip gelmediği için otomobil üretemiyorlar. Gerekli hammaddeleri bile yurtdışından alamıyorsunuz. Nakliye ücretleri aldı başını gitti. ‘Globalleşmenin bizim düşündüğümüz gibi bir faydası var mı?’ diye sorgulamaya başladık. İnsanlar şunu söylemeye başladı: ‘Globalleşme bizim düşündüğümüz şekilde ilerlemiyor. Ben bu parçayı Çin’den alırsam ve bu parça kırılırsa bir daha alamayacağım ve fabrikam duracak.' Bu yüzden Avrupa bir çip fabrikası kuruyor aynı şekilde ABD de çip fabrikası kurmaya başladı” dedi.

Üretimin yüzde 80'inin Tayvan’da, Çin’de yapıldığını aktaran Koyun, “Bu bağlılık ülke ekonomisi için çok büyük tehlike, dünya ülkeleri de görüyor. İnsanlar kendilerine dönük bir ekonomiye gidiyor. ‘Yerinde üret yerinde tüket’ felsefesinin şöyle bir bacağı var: Mesela benim bir otelim var ben o otele çok büyük yatırım yapmışım ama odaları X sitesi üzerinden yapıyorum. Tasarrufu yapan, yatırım yapan benim her şeyi yapan benim ama diğer tarafta biri geliyor ‘Fiyatını şu yap bu yap’ diyerek bana emir veriyor. O da bana göre zamanla değişecek diye düşünüyorum. Mesela isim vermeyeyim, herhangi bir yerde diyelim bir ürün satıyorsunuz, memnunsunuz veya değilsiniz, canınız sıkılınca geri yollarsınız. Aracı kurum direkt üreticiye yolluyor. Üretici de burada zarara uğruyor. Bana göre sistemler uzun vadeli çalışabilecek sistemler değil. İşin doğasına aykırı sistemler olduğu için bulunduğun bölgede üretip tüketeceksin. Üretici ile tüketiciyi birleştirmeye çalışmak lazım. Bir de bunun içinde güvenlik olursa, güvenli ödeme sistemin olursa rahatlıkla ekosistem kurulabilir” diye konuştu.

''OFİSE GELMEK ÇALIŞANA ZOR GELİYOR''

Dijital dönüşümün pandemi ile birlikte hız kazandığını ifade eden İsmet Koyun, artık çalışanların ofise gelmek istemediğini ifade etti. Koyun, “Pandemiden önce insanlar zaten dijital dönüşüm kavramını kullanıyorlardı. Endüstri 4.0 terimleri kullanılıyordu. Ancak bunlar yavaş yavaş ilerliyordu ve zamana yaymak istediler. Pandemiyle birlikte de çok hızlandı. Programcılar ofiste oturup çalışmak isterdi, bizim de 300 tane programcımız var ve şu an merkezde sadece üçte biri çalışıyor. Artık insanlar ofiste çalışmıyor. Bunun iyi tarafı da kötü tarafı da var. Bana göre herkes yüzde 100 ofise gelmeyecek. Bir kısmı ofis, bir kısmı merkezde olacak şekilde kalıcı olacak bir formül bulunacak” diye konuştu.

“İSTANBUL SENİN” 300 BİN KİŞİYE ULAŞTI

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) için hazırlanan “İstanbul Senin” adlı Super App, 16 milyon İstanbullunun hayatını kolaylaştıracak ve teknolojinin tüm nimetlerini kullanabilecekleri, bütün hizmetlere tek bir noktadan ulaşacakları bir platform olarak tasarlandı. Adil, yaratıcı ve yeşil bir İstanbul vizyonuna katkıda bulunan İstanbul Senin uygulaması, İstanbulluların yaşamını kolaylaştıracak. İstanbul Senin telefonlara indiriliyor. Bugün 300 bin kişiye ulaşan platform yakın zamanda bir pazar yeri olmaya hazır. Yazılım yani program sayesinde kente dair her şey tek çatı altında toplanıyor. Uygulamanın teknolojik alt yapısını sağlayan KOBIL Group Kurucusu ve CEO’su İsmet Koyun, “İstanbul Senin uygulamasını yaklaşık 300 bin kişi yüklemiş durumda. Kullanıcılardan iyi yorumlar alıyoruz. Bu İstanbul veya Ankara veya Münih hiç fark etmez, bir belediyenin dijitalleşmesi ile başlayıp vatandaşın hayatını dijital dünyaya taşımak olarak adlandırılabilir. İBB’nin tüm paydaşlarıyla yer aldığı Türkiye’nin ilk Super App’i olan uygulama, dünyanın başka büyük şehirlerine de örnek olacak bir yapıda. Super App içindeki kimlikler orada açılacak işyerlerinde hizmet sunabilmesi için gerekli. Örneğin eczaneden ilaç almak istiyorsunuz, doktor size veriyor o reçeteyi dijital ortamda yollayıp, eve o ilacı alabilirsiniz. Mesela ‘otobüsüm nerede’ uygulaması var. Orada otobüsün nerede olduğunu görüp bulabilirsiniz. Zamanla bu platform kullanıcılar tarafından geliştirilecek” dedi.

İSTİHDAM YARATACAK BİR ALAN OLMAYA ADAY

“İstanbul Senin” dijital dünyanın gereksinimlerine göre değişerek gelişmeye aday bir program. İsmet Koyun da tam bu noktada bu alanın istihdam için bir adım olabileceğine işaret etti. Koyun, “Diyelim ki bir bahçeniz var ve bir bahçıvan arıyorsunuz ve herkese iş vermek istemiyorsunuz. Bahçıvan oraya kayıtlıysa o sisteme girersiniz. Kullanıcı notları olacak. Size en yakın olanı çağıracaksınız” şeklinde açıkladı.

Ayrıca kentin güvenliğine de katkı sunduklarını belirten Koyun, şöyle konuştu:

“Burada kullanıcıların kimlik bilgileri yer alıyor. Taksiye bindiğinde şoförün kim olduğu biliniyor. Biz bu sistemin bir hizmet platformu olduğunu düşünüyoruz. Bunu bir AVM gibi düşünün. Bunun sınırı yok yani gerçekten mantı yapan bir teyze var diyelim kendine güveniyor ve boş vakti var, yapıp satıyor. Herkese açık net bir pazar olarak görülebilir bir platform.”

ALMANYA’DA KAMU VE UÇAK ŞİRKETİ AIRBUS KOBIL’İ TERCİH ETTİ

Almanya’da kamunun KOBIL’in yazılımlarını kullandığını ifade eden İsmet Koyun, şunları şöyledi:

“Almanya’da bugüne kadar gördüğüm bir şey var, eğer bir şey üretiyorsan oranın cumhurbaşkanı, başbakanı, bakanlarıyla konuşabiliyorsunuz. Bu herkes için geçerli değil tabi. Biz Merkel ile yazıştık, aynı ortamda bulunduk ama çok fazla diyaloğumuz olmadı. KOBIL olarak yazarsak cevabını alırız. Almanya bizim güvenlik sistemlerimizi kullanıyor, Airbus bizim güvenlik sistemlerimizi kullanıyor.”