"2000'li yıllardaTürkiye'de Emekçilerin Panoraması''

Sosyal-İş Sendikası, ''2011 1 Mayıs'ına Giderken 2000'li Yıllarda Türkiye'de Emekçilerin Panoraması'' isimli bir rapor hazırladı. Rapora göre, 2000-2010 yılları arasında ücret, maaş ya da yevmiye karşılığı çalışanların çalışma sürelerinde kayda değer bir artış var.

29 Nisan 2011 Cuma, 07:48
Abone Ol google-news

Sosyal-İş Sendikası, ''2011 1 Mayıs'ına Giderken 2000'li Yıllarda Türkiye'de Emekçilerin Panoraması'' isimli bir rapor hazırladı.

Raporda, temel veriler ışığında 2000'lerin ilk 10 yıllık döneminde Türkiye'de çalışma yaşamının ve emekçilerin temel sorunları değerlendirildi.

2000 ve 2010 yıllarının, çalışma hayatı istatistikleri çerçevesinde karşılaştırılarak, çalışanların giderek derinleşen sorunlarının ele alındığı raporda, çalışma hayatının temel konularında 2000'li yıllardaki gelişmeler irdelendi.

Raporda, Türkiye'de son 30 yıldır hız kazanan işçileşme süreci 2000'li yıllarda da devam ettiği belirtildi.

Rapora göre, istihdam edilenler içinde ücretsiz aile işçilerinin payı yüzde 2000-2010 aralığında yüzde 21.6'dan yüzde 13.7'ye, kendi hesabına çalışanların payı yüzde 24.7'den yüzde 20.1'e geriledi. Bunun yanında işverenlerin payı ise yüzde 5.1'den yüzde 5.3'e yükseldi.

En büyük değişim ise ücret ya da yevmiye karşılığı çalışanların, yani bir işverene bağımlı olarak çalışanların oranında gerçekleşti. Bu kapsamdakilerin oranı 2000-2010 döneminde yüzde 48.6'dan yüzde 60.9'a çıktı. Böylece en geniş tanımıyla tüm çalışanlar kapsayan işçi kesiminin payı yüzde 60.9'a ulaşmış oldu.


Ücretlilerin çalışma süreleri uzadı

Öte yandan, 2000-2010 yılları arasında ücret, maaş ya da yevmiye karşılığı çalışanların çalışma sürelerinde kayda değer bir artış yaşandı.

Kamu personelinin haftalık çalışma süresinin 40 saat, işçilerin ise haftalık çalışma süresinin en fazla 45 saat olduğu göz önünde bulundurulduğunda, çalışma sürelerinin 40 ila 50 saat arasında olmasının beklendiği ifade edilen raporda, 40 saatten az süreli çalışmaların ise kısmi zamanlı istihdam ya da düzensiz/güvencesiz istihdam biçimlerini kapsadığı belirtildi. Raporda, 50 saatten fazla çalışmaların ise ücretliler açısından yasal çalışma sürelerini aşan uzun çalışma sürelerini oluşturduğu vurgulandı.

Rapora göre, 2000 yılında ücretlilerin yüzde 27.2'si haftada 40 saat, yüzde 27.6'sı ise 41 ila 49 saat arasında çalışırken, bu oranlar 2010 yılı itibariyle 40 saat çalışanlar için yüzde 17.7'ye 41 ila 49 saat arası çalışanlar için ise 23.3'e geriledi. Yani 2000 yılında ücretlilerin yüzde 54.8'i ''olağan'' çalışma süreleri içinde (40-50 saat) çalışırken, bu oran 2010;da yüzde 41'e düştü.

Öte yandan, 2000-2010 döneminde haftada 50 ila 59 saat arasında çalışanların tüm ücretliler içindeki oranı yüzde 13.1'den yüzde 15.8'e, 60-71 saat arasında çalışanların oranı yüzde 16.1'den yüzde 19.3'e, 71 saatten fazla çalışanların oranı ise yüzde 6.6'dan yüzde 8.3'e yükseldi.

Böylece uzun sürelerle çalışanların (50 ve daha fazla) tüm ücretliler içindeki payı yüzde 35.8'den yüzde 43.4'e çıktı. Böylece Türkiye'deki çalışma sürelerinin daha da uzaması sonucuyla karşı karşıya kalındı.

Diğer dikkat çeken nokta ise haftada 40 saatten az çalışanların ücretliler içindeki payının yüzde 9.4'ten yüzde 15.6'a yükselmesi oldu. Bu durum, yarı zamanlı istihdam ya da düzensiz/güvencesiz istihdam biçimlerini kapsayan kısmi süreli çalışmalarda artış yaşanması olarak açıklandı.

Raporun sonuç bölümünde, 2000'li yılların ilk 10 yıllık döneminin çalışma hayatı açısından panoramasının olumlu olmadığı belirtildi.

Bu durumun temel nedeninin 1980'lerden bu yana uygulanan yeni liberal politikalar olduğu ifade edilen raporda, yeni liberal politikaların, daha çok işsizlik, güvencesizlik ve sömürüden başka bir şey getirmediği kaydedildi.

Bu olumsuz gidişatı değiştirecek olanların da emekçiler olduğu vurgulanan raporda, 2011 yılı 1 Mayıs'ında Türkiye'nin dört bir yanından gelen emekçilerin bir kez daha bu sürece karşı tepkilerini, taleplerini özlemlerini dile getireceklerine dikkat çekildi.