"2009'a kaos hakim oldu"

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı Süleyman Çelebi, 2009 yılına "kaos"un hakim olduğunu iddia ederek, 12 Eylül Anayasası'nın virgülüne dokunmayanların, "demokratikleşme" adı altında Türkiye'yi kendi politik ihtiyaçları doğrultusunda değiştirme ve dönüştürmeye çalıştığını belirtti.

11 Ocak 2010 Pazartesi, 12:46
Abone Ol google-news

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, yaptığı yazılı açıklamada, 2009 değerlendirmesini ve 2010'a ilişkin DİSK'in hedeflerini açıkladı. Çelebi, genel manzarasına ilişkin çeşitli değerlendirmelerde bulundu. Çelebi, toplumsal kesimlerin eleştiri ve hak arama mücadelelerinin en sert müdahalelerle karşılandığını ifade ederek, toplumsal bir korku ortamı yaratıldığını iddia etti. İktidarın yurttaşların en doğal haklarını bile tanımadığını öne süren Çelebi, AKP'nin devlet kurumları içerisinde ciddi boyutlarda kadrolaştığını savundu. Çelebi, AKP'nin kendi ideolojisine ve anlayışına sahip olmayan hiç kimseyi devlet kurumlarında üst düzey görevlere getirmediğini belirterek, etnik ve dinsel ayrımcılık yönelimleri"nin kışkırtıldığını ileri sürdü. Çelebi sözlerini şöyle sürdürdü:

"DİSK, kimseyi unutmadı"

"Siyasal iktidarın bütünlüklü bir demokratikleşme programının olmaması, 'Demokratik Açılım' adıyla ortaya konulan sorun alanlarında çözüme yönelik yaklaşımlar yerine; ortaya çıkacak faturaların kimin üzerine yıkılacağına yönelik oy hesaplarını gündeme getirmektedir. 'Linç etme' girişimleri muhalefet hareketlerini bastırmak için iktidar tarafından da bir 'koz' olarak kullanılarak görülmemiş biçimde yaygınlaşmıştır. İnandırıcılığı olmayan açılımlarla toplumun değişik kesimlerinin haklarının genişletileceği iddia edilmiş ama Manisa'da görüldüğü gibi Roman yurttaşlarımız yıllardır yaşadıkları mahallelerinden sürülmüşlerdir. Bir yandan iktidarın basın üzerindeki baskısı daha da artmış, iktidara muhalif medya çeşitli metotlarla el değiştirilmiş veya susturulmuşken öbür yandan da gazetecilere mesnetsiz davalar açılmıştır. Halen tutuklu gazeteci sayısı 35 kişidir. Hakkında soruşturma yapılan ve dava açılan gazeteci sayısı yaklaşık 3 bin civarındadır."
 

"Suçlu sayısı son üç yılda 114 bine çıktı"

Çelebi, Türkiye'de ekonomik ve sosyal koşulların ağırlaşmasına bağlı olarak "suç" ve "suçlu" sayısında görülmemiş bir artış yaşandığına dikkat çekerek, 2006 yılında 78 bin olan hükümlü ve tutuklu sayısının Eylül 2009 itibariyle 114 bine yükseldiğini açıkladı. Hukuksuzluğun sendikal alanda da hâkim kılınmaya çalışıldığını belirten Çelebi, 12 Eylül rejiminde bile yapılmayan suçlamaların sendikalara yöneltildiğini sendikal faaliyetleri engellenmek istenen sendikacıların, Nakliyat-İş sendikasının yöneticileri ve KESK'li sendikacılarda olduğu gibi asılsız iddialarla tutuklandığın savundu. Çelebi 2009 yılında hukuksuzluk ve baskının yaygınlaştırılmasının gerçek nedeninin, milyonlarca yoksulun, işsizin ve bütün mağdurların kaderlerine tepkisiz ve sessiz razı olarak yaşamaya devam etmelerini sağlamak olduğunu ifade ederek, bunu da sendikal hak ihlallerinin yoğunlaşmasının ardındaki nedenlerden biri olarak nitelendirdi.
 

"Ücretler yüzde 12 oranında geriledi"

DİSK Başkanı Çelebi, 2009 yılında işsizlere 1 milyon 200 bin kişinin eklendiğini belirterek, işsiz sayısının 6 milyon kişiye çıktığını anımsattı. Çelebi, genç nüfusun işsizlik oranının yüzde 32'ye yükseldiğine dikkati çekerek, AKP'nin 2010 yılında işsizliğin 2009 yılı seviyesinde kalacağını Orta Vadeli Plan belgesinde kabul ettiğini hatırlattı. DİSK Başkanı Çelebi, 2009 yılında ücretlerin yüzde 12 oranında geriletildiğini kaydederek, ücretlerin sanayi maliyetleri içindeki payının 2002 yılında yüzde 19 iken 2009 yılında yüzde 11'e düştüğünün altını çizdi. Çelebi, 2002 yılında milli gelir içinde ücret ve maaşların payı yüzde 26'dan bugün yüzde 22 düzeyine gerilediğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Başbakan Erdoğan sık sık 'dünyanın 17. büyük ekonomisi olduk. Avrupa'nın 6. büyük ekonomisi olduk ve daha iyi olacağız' diye açıklamalar yapmaktadır. Bir Başbakan düşününüz ki dünyanın 17. büyük ekonomisi olmakla övünsün. Ama Bu Resmi TÜİK rakamlarına göre, Türkiye her sabah uyandığında, yiyecek yemeği olmayan 1 milyon 400 bin vatandaşa ve resmi olarak yoksul ilan edilen 12 milyon 170 bin kişiye sahip bir ülkenin başbakanı olduğunu unutsun. 2010 bütçesinde bu kesimlere yönelik en ufak bir çözüme yer vermesin. Bu mudur dünyanın 17. büyük ekonomisi? Eğer büyüklük buysa ve bu büyüklük çalışanlarla, yoksul halk kesimleriyle paylaşılmıyorsa, bu büyüme kimin içindir?"
 

"AKP sağlığı paralı hale getirdi"

En temel insan hakkı olan sağlık hakkının AKP iktidarında paralı hale getirildiğini vurgulayan Çelebi, sosyal güvenlik açığı bahanesiyle katkı paylarının sürekli artırıldığını savundu. 2009'da yüzde 30 olan özel hastane katkı payının 2010'dan itibaren yüzde 70'e yükseltildiğine dikkat çeken Çelebi, SGK eylem planı adı altında hazırlanan plana göre çalışanların ilaç katkı payının yüzde 20'den 50'ye çıkartılması için hazırlıklar yapıldığını öne sürdü. AKP'nin hastaları müşteri gibi gören anlayışının doktorlar dahil sağlık çalışanlarının taşeron, güvencesiz ve esnek istihdamını hızlandırdığını kaydeden Çelebi, bu anlayışın sağlık sisteminde tüccar siyasetini hakim kılmaya çalıştığını ileri sürdü. Emekli Sandığı, SSK ve BAĞ-KUR'un sağlık harcamalarının 2002'de 7.5 milyar TL iken, SGK'nın sağlık harcamalarının 2008'de 30 milyar TL'ye çıktığına dikkat çeken DİSK Başkanı Çelebi SGK'nın özel sağlık kuruluşlarına aktardığı kaynağın 2002-2008 yılları arasında 11 kat arttığını ifade etti. Çelebi, SGK'nın ilaç harcamalarını aynı dönem için, 4.3 milyardan, 10.7 milyar TL'ye yükseldiğini kaydetti.
 

"Yoksullara kaynak binde bir artırıldı"

AKP Hükümeti, bütçeden yoksullara ayırdığı kaynağın 2008'de binde 6'dan 2009'da binde 7'ye çıkarıldığını yani binde bir artış yaparak adeta halkla alay edildiğini savunan Çelebi, yoksullukla mücadelenin sosyal devlet ilkesi olmaktan çıkartılarak cemaat ve yandaş kuruluşları güçlendiren bir yapıya dönüştürüldüğünü ifade etti. 2009 yılı sonunda resmi enflasyon oranının yüzde 6.5 olarak açıklandığını kaydeden Çelebi, gerçek enflasyonun yüzde 11 olduğunu savundu. TÜİK rakamlarına göre, gıda ürünlerinin 2009 yılındaki ortalama artışının yüzde 18 olduğunu belirten Çelebi, 2009'da ev kiralarındaki artışın yüzde 8, konut suyunun yüzde 9, konut elektriğinin yüzde 20, kömürün yüzde 9, şehir içi belediye ulaşım ücretlerinin yüzde 11 arttığını ifade etti. Çelebi açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

"2009 yılında ekmeğin fiyatı yüzde 14, konut doğalgazı fiyatı yüzde 27 oranında arttı. Enflasyon oranı resmi rakamlara göre yüzde 6.5 olarak gösterilmesine rağmen kredi kartları faizlerine yıllık yüzde 40 oranında faiz uygulanmış adalet duygusunu zedelemiş, 2.5 milyon kişi kredi kartı mağduru olarak borç çıkmazı içine sürüklenmiştir.1923'ten 2002 yılına kadar, 80 yıldır Türkiye'nin toplam 220 milyar dolar olan borcu 2009 sonunda 270 milyar dolar artarak 490 milyar dolara çıkmıştır. 2010 yılında yeni doğan her bebek 7 bin dolar borçla yaşamaya başlayacaktır. Sanayi üretimi 2009 yılında yüzde 14 oranında geriledi. 2009 yılında sanayi kapasite kullanımındaki daralma ise yüzde 16 oldu. 2009 yılında 9 bin 200 şirket faaliyetine son vermiş, 92 bin esnaf dükkânını kapatmıştır.

"Google'da 'intihar etmek istiyorum' 83 bin 800 kere arama yapıldı"

TÜİK verilerine göre 2002-2007 yılları arasında 16 bin 38 intihar vakası yaşanmıştır. Türkiye Psikiyatri Derneği'nin yaptığı açıklamaya göre ise, 2001'de ağır ekonomik krizle sarsılan Türkiye'de intihar oranı bir önceki yıla oranla yüzde 41.5 gibi çok çarpıcı bir artış göstermiştir. Yine 2009'da küresel ekonomik krizin etkisiyle intihar oranlarında önemli bir artış gözlendiği belirtilmiştir. Google kayıtlarında intiharla ilgili aramalara bakarsanız; 'intihar etmek istiyorum' diye 83 bin 800, 'intihar etmek' diye 492 bin, 'intihar görüntüleri' için 496 bin ve 'intihar haberleri' için 3 milyon 130 bin arama yapıldığını görürsünüz. Bu tüyler ürpertici bir sosyal gerçekliktir. Ekonominin 2009'da yüzde 4 oranında büyüyeceği ilan edilmiş fakat en az yüzde 6 oranında küçüldüğü anlaşılmıştır. 2010 bütçesi AKP hükümetinin, krizin yükünü toplumun geniş kesimlerine yıkmaya devam edeceğinin açık bir belgesidir. 2009 yılında bütçenin 10.4 milyar TL açık vermesi planlanmıştı. Fakat bütçe açığı 62.8 TL'ye çıkmıştır. 2010 için öngörülen bütçe açığı 50 milyar TL'dir."
 

"Sendikalara yönelik değerlendirme"

Sendika üyeliğin işten atılma gerekçesi olduğunu ifade eden Çelebi, bunun 12 Eylül 1980'le başlayan ve sendikaları toplum hayatından silmeyi amaçlayan sürecin bir uzantısı olduğunu ileri sürdü. İtfaiye gibi en temel kent güvenliği hizmetlerinin taşeron firmalara ihale edildiğini kaydeden Çelebi, İşsizlik Sigortası Fonu'nun, arazi ihalesi dahil birçok teşvik kullanımı için amaç dışı kullandığını belirtti. İşsizlik sigortasından yararlan işçi sayısının 2009 yılında ortalama 250 bin kişi olduğuna dikkat çeken Çelebi, AKP Hükümeti'nin başta Çalışma Bakanlığı olmak üzere bütün kamu denetim imkânlarını daraltarak, iş cinayetlerine ve hak ihlallerine göz yumduğunu ifade etti.Çelebi, iş cinayetlerinin Tuzla tersanelerinde ve pek çok iş kolunda artarak devam ettiğini vurguladı. Çelebi hak ihlallerini şöyle sıraladı:

"Tazminatsız işten çıkarmalar, muvazaalı işyeri kapatmaları, ücretsiz izne zorlamalar, mesaisiz fazla çalıştırma, sigortasız istihdam ve yarım sigorta uygulamaları, ücret indirimleri, toplu sözleşmeleri uygulamama, sendikal örgütlenmeye engel olma, iş güvencesi ve işçi sağlığı kurallarını hiçe sayma, ücretlerin aylar sonra ödenmesi.

30 yıldır tüm hükümetlerin çalışma bakanlarının Türkiye Cumhuriyeti adına ILO'da verdikleri sözler havada uçuşmuştur. Türkiye defalarca Aplikasyon Komitesi'nce kara listeye alınmıştır."

"DİSK'in önerileri"

DİSK Başkanı Çelebi, DİSK'in sosyal programının derhal uygulamaya konularak, sosyal devlet ilkelerinin hayata geçirilmesini talep ederek, 2009 yılının genel olarak değerlendirmesinde, emekçilere yapılan saldırıların, tek tek sendikal örgütlere değil, bütün işçi sınıfına topyekün olarak yapıldığını savundu. Çelebi, belediyeler,TEKEL, Sinter, Kent-AŞ, Ataşehir Belediyesi, Kızılay'daki hak ihlalleri, Emekli-Sen'in kapatılması, Genç-Sen ve Çiftçi-Sen'e kapatma davalarının açılmasını, Nakliyat-İş'e ve KESK'e yönelik operasyonlara atıfta bulunarak sözlerini şöyle tamamladı:

"Kriz karşısında da, özelleştirmeler, işsizlik ve istihdam sorununda da, asgari ücretin belirlenmesi ve kıdem tazminatlarının, eğitim ve sağlık haklarının gaspedilmesinde de, İşsizlik Sigortası Fonu'nun asıl amacına uygun kullanılmamasında da, SSGSS yasası veya işçilerin kiralanmasını hedefleyen Özel İstihdam Büroları konusunda ve sendikal hak ve özgürlükler konusunda da işçi sınıfının sorunları ortaktır. Bunu engellemenin tek yolu, tüm emekçileri, emek örgütlerini ve emek dostlarını tek bir vücut halinde organize ederek, işçi sınıfının birleşik mücadelesini yükseltmektir. 2010 yılı krizden çıkışın örgütlendiği, mücadelenin ileriye götürüldüğü, emeğin kazanımlarıyla dolu anlamlı bir yıl olacaktır. DİSK olarak 2010 yılında 12 Eylül hukuku ve yasalarına karşı mücadele edeceğimizi, emeğin uluslararası standartlara kavuşması için mevcut kısır döngünün kırılıp aşılacağını ilan ediyoruz."