2019'a müzikal bakış: Herkesin müziği kendi dünyasından

Türkiye son iki yıldır rap müziğin yeniden yükselişine tanıklık ediyor. 1990’larda Cartel, Ceza, Dr. Fuchs, Sagopa Kajmer, Fuat Ergin, Ayben ve Kolera gibi isimlerle müzik piyasasında yankı uyandıran rap; sonraki dönemlerde durağan bir hal aldı. Yakın tarihte ise Ezhel’in ateşlediği fitille yeraltından çıktı ve kitleler arasında yeniden popülerlik kazandı.

21 Aralık 2019 Cumartesi, 16:08
Abone Ol google-news

Foto: Burak Şimşek


Spotify’ın 2019’da en çok dinlenenler listesinde görüldüğü gibi, hem dünya hem de Türkiye bu yıl en çok rapçileri dinledi. Amerikalı rapçi Post Malone 6.5 milyar dinlemeyle 2019 yılında Spotify’da en çok dinlenen sanatçı olurken, Türkiye’de en çok Ezhel’in “Felaket” şarkısı ve Ben Fero’nun “Orman Kanunları” albümü dinlendi. Peki müzik dünyası sadece rap müzik ekseninde mi döndü bu yıl? Elbette hayır. Her gün yeni bir yıl sonu listesinin yayımlandığı 2019’un önemli müzikal olaylarını müzik yazarları ve radyo programcılarına sorduk.

Murat Beşer: 2019 yılının en önemli müzikal olayı, müzik piyasasının Türkçe rap tarafından domine edilmesi. Başlangıçta alternatif olan müziğin aradan geçen yıllar zarfında ana akım ve büyük plak firmaları tarafından sahip olduğu büyük pazar münasebetiyle sahiplenişi. Terazinin kefelerinde dengeler değişti; popçular indi, rapçiler çıktı. Popçuların düet yapmak için rapçilerin peşinde koştuğu gibi, markalar da anlaşma peşinde. Türkçe rap artık çok daha büyük bir endüstri. Üstelik de sadece müzikle sınırlı olmayan, büyük markalar tarafından çıkarılan ürünlerle dalları budakları hayli uzayan bir endüstri. Varoşlardan yükselen sesler, artık bireysel kurtuluş peşinde. Eskiden 17 ve üzeri demo yapıp şansını deneyenlerin yaşı 12’ye kadar düşmüş. Geçici bir dönemi temsil ediyor oluşu muhakkak. Ancak öyle görünüyor ki bu iş, en az beş yıl daha devam edecek.

Evin İlyasoğlu: İstanbul Festival’indeki “Human Requiem” projesiydi. Brahms’ın Alman Requiem’inde dinleyicilerin de icracılara katılması, sahne ortasındaki birlikte devinim müthişti. Eser ölüm için bir ağıt olmaktan çıkmış, adeta yaşamı kutluyordu. İkinci etkilendiğim dinleti Gürer Aykal yönetimindeki BİFO’nun 20. yılını kutlama konseriydi. Mahir Cetiz’in Nehrin Düşleri adlı yapıtının dünya prömiyeri, ardından piyanist Denis Kozhukin’in solistliğindeki Grieg’in piyano konçertosu ve aynı konserde Gustav Holst’un Gezegenler’ini dinledik. Gezegenler için hazırlanmış filim ve üst balkondan seslenen Magma Filarmoni Korosu bu konseri zenginleştirdi. Üçüncü can alıcı konser, Polonyalı şef Michal Nesterowicz’in yönettiği İDSO eşliğinde Koreli kemancı So-young Yoon’un konseriydi. Solist, Brahms’ın konçertosunu çalarken köpük gibi hafif, ama yılların ustası kadar derindi.

Güven Erkin Erkal: Yılın en önemli müzik olayı olarak öncelikle Dr. Skull’un dönüşü diyebilirim. 90’larda sadece kaset olarak çıkmış eski albümlerini dijital, cd ve plak formatında sunup bunu da iki konserle taçlandırdılar. Bu yıl çok sayıda yeni isimle tanıştık. Rising Tides, Sören Wagner ve Efza bu yıl duyunca şaşırdığım bu yeni isimlerin başında geldi. Taner Öngür ve 43,75 Asri Sada albümünü sundu. Usta müzisyen genç meslektaşlarına karşı haksız rekabet sergiliyor. Yapıtlarını geleceğe doğru hem birçoğundan daha uzağa fırlatıyor, hem de ilham aldığı geçmişe haliyle hepsinden daha fazla hâkim. Yılın son dakika golü The Ringo Jets’den geldi. “Yadigar” EP’leri yılın sonuna doğru çıktığından, “2019’un en iyileri” değerlendirmelerinde belki görülemeyecek ama yıla nefis bir nokta koydular.

Gülşah Güray: Bizim camiada sevdiğimiz müzisyenlerin aramızdan zamansız ayrılma haberleri, üzerimizde bıraktıkları etki sebebiyle, sene sonunda en çok akılda kalan mevzu oluyor. Bu sene beni en çok etkileyen The Prodigy elemanlarından Keith Flint’in ölüm haberi oldu. Flint’le birlikte; Roxette solisti Marie Fredriksson, Daniel Johnston , Scott Walker, The Cars solisti Ric Ocasek, Dick Dale de bu sene kaybettiğimiz sanatçılardan ilk aklıma gelenler... Onların aramızdan ayrılmasıyla sanki çocukluğumuzun, gençliğimizin son sayfalarını okuyormuş gibi hissediyorum. Şarkılarını radyoda çalarken/dinlerken daha fazla anlam çıkarıyorum.

Zuhal Focan: İçinde bulunduğumuz yılın şu son günlerinde Türk caz müzisyenlerinin en başarılı yılı oldu bana kalırsa. Yeni açılan mekânlar, yeni albümler “yılın olayı” bunca krize rağmen... Ama 65 yıllık Lale Plak kapandı! 2019 yılının heyecan verici caz albümleri listem ise şöyle: Cem Tuncer “Alright!”, Anıl Şallıel “166 Days”, Aycan Teztel “After a Dream”, Kerem Türkaydın “Candid Project”, Randy Esen “Behind the Light and Shine”, Erhan Erkol “Kuştepe Blues”, Coşku Turhan “Chapter 1”, Kerem Görsev “Perfect Balance”, Turgut Alp Bekoğlu “Love Jazz”, Efe Demiral “Uyku Pansiyon”, Ediz Hafızoğlu “Nazdrave”, Burak Bedikyan “İstanbul Junction”, Jülide Özçelik “Nefes”, Güç Başar Gülle “Reverse”, Hakan Başar “On Top of the Roof”, Çağıl Kaya “Bir Şeyler Eksik”, Yavuz Akyazıcı “Turkish Standards Vol.3”, Burcu Karadağ “Ney In Ethno Jazz”, Esra Yücel “Dear Frank”, The Kites “Sunset Vibes”.

Naim Dilmener: Şanışer ve arkadaşlarının “Susamam”ı. Ellerini taşın altına koydukları ve bu işi çok profesyonelce ve çok iyi yaptıklarından dolayı. Hem şarkı hem de ifade ettiği anlam, hayalleri(mizi)n ötesindeydi.

Sevin Okyay: Bu yıl, iyi birkaç klasik konsere gidebildiğim, caz festivalleri de tatmin edici oldukları halde hafızama “bir sonbahar festivali” nakşedildi: Zorlu’daki Neue! Step. Gerçi kim bilir hangi hastalıkla uğraştığım için kimi konserleri kaçırdım (özellikle de Vikingur Olafsson’u), ama yıllar önce Borusan Müzik Evi’nde bizi ‘prepared piano’ manyağı yaptıkları sezondan bu yana beni en mutlu eden müzik etkinliği Neue! Step oldu. Nils Frahm’ı hiç unutmayacağım gibi, herhangi bir konserini ya da albümünü de kaçıracağımı sanmıyorum. Doğrusu bir neo-klasik rüzgâr yarattığı da gerçek! Demek biz piyanoda bir farklılık peşindeymişiz…