'Açlık sınırında vatandaş yok'

G20 toplantısına katılmak için Çin'e gelen Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, 'Türkiye'de açlık sınırında vatandaş yok" dedi.

02 Nisan 2011 Cumartesi, 09:22
Abone Ol google-news

Bakan Babacan, kahvaltıda yaptığı konuşmada, Türkiye ile Çin arasındaki ilişkilerin çok hızlı bir şekilde geliştiğini ve üst düzey ziyaretlerin sıklaştığını belirtti. Çin Başbakanı Ven Ciabao'nun ziyareti sırasında ikili ilişkilere “stratejik" sıfatının verildiğini hatırlatan Babacan, artık Türkiye ile Çin'in birbirine mal alıp satan iki ülke değil, dünya meselelerini, küresel meseleleri istişare eden ve işbirliği yapan iki ülke haline geldiğini ifade etti.

 

“Açlık sınırında vatandaş yok"

Türkiye'nin hızlı bir değişim sürecinde olduğunu ve son açıklanan verilere göre kişi başına düşen milli gelirin 10 bin doların üstüne çıktığını söyleyen Babacan, gelir dağılımının da düzeldiğine ve Türkiye'de açlık sınırı kabul edilen günde 1 gelirin altında geliri olan vatandaş kalmadığına dikkati çekti. Babacan, “hatta bunun iki mislini alırsak, günde 2 doların altında geliri olan vatandaşlarımız nüfusun binde 2'sine denk düşüyor" dedi.

Babacan, günde 4 dolar geliri olan vatandaşların 2002'de yüzde 30 olan oranının, 2009'da yüzde 4'e düştüğünü belirtti. Babacan, Türkiye;nin geçen yıl küresel krize rağmen dünyanın en hızlı büyüme sağlayan ülkelerinden biri olduğuna işaret etti.

Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi;nin 2 yıllık geçici üyeliği sırasında tüm dünyayı ilgilendiren güvenlik meselelerinde Çin'le çok yakın çalıştığını ve bunu bundan sonra düzenli bir mekanizmaya oturttuğunu söyleyen Babacan, buna göre iki ülkenin dışişleri bakanlarının düzenli aralıklarla bir araya gelip dünya meselelerini istişare edeceklerini ve mümkün olduğunca ortak tutum alınacağını anlattı.
 

''Bu pazara Türkiye'nin mal satamaması diye bir şey yok"

İki ülke arasında askeri işbirliğinin de geliştiğine değinen Babacan, geçen yaz iki tarafın ortak bir tatbikat gerçekleştirdiğini belirterek, ''Türkiye, NATO üyeleri içinde Çin'le böyle bir tatbikat yapan ilk ülke oldu'' diye konuştu.

Türkiye ile Çin arasındaki ticaretin geliştiğini ve geçen yıl 20 milyar dolara yaklaştığını anlatan Babacan, ticarette Türkiye aleyhine olan açığı kapatmak için daha çok çalışmak gerektiğini söyleyerek, ''Ekonomisi hızla gelişen bu kadar büyük bir pazara Türkiye'nin mal satamaması diye bir şey olamaz'' dedi.

Turizmin ikili ilişkilerde önemli bir alan olduğuna dikkati çeken Babacan, ''her birinizi birer elçi gibi görmek istiyoruz'' diyerek Türkiye'nin daha iyi tanıtılması için Çin'de yaşayan Türklere önemli görevler düştüğünü vurguladı. Babacan, Çin'den geçen yıl Türkiye'ye 77 bin turist gittiğini kaydederek, bu sayının tatmin edici olmadığını, ancak çok düşük rakamlardan buralara gelindiğini ifade etti.

 

''Krizin maliyeti 2. Dünya Savaşı'nı geçti"

İstikrara öncelik veren bir ekonomik politikanın güven oluşturduğunu söyleyen Babacan, güven oluştuktan sonra da her şeyin kolaylaştığını belirtti. Son krizden sonra acaba fazla özel sektörcülük iyi değil mi, devlet daha çok mu bu işin içinde olmalı türünden görüşler ortaya atıldığını hatırlatan Babacan, bunların hiç birine katılmadıklarını ifade etti.

Babacan, ''krizden önce gelişmiş ülkeleri işlerini doğru düzgün yapsalardı, gerçek görevleri olan düzenlemeyi dikkatli yapsalardı, iyi denetleselerdi bu kriz zaten çıkmazdı'' diye konuştu.

Babacan, krizin sebebi olarak Amerikan bankacılık sistemindeki kontrolsüz büyümeyi gösterirken, 2008-2009 krizinin dünyaya maliyetinin çok büyük olduğu, hatta 2.Dünya Savaşı'nın maliyetini geçtiği görüşünü dile getirdi.