'AKP, PKK'nın Truva atı oldu'

MHP lideri Devlet Bahçeli, "Gelişmeler AKP'nin PKK'nın Truva atı gibi çalıştığına işaret etmektedir. AKP ve BDP arasından su sızmamakta yedikleri içtikleri ayrı gitmemektedir" dedi.

19 Şubat 2013 Salı, 08:43
Abone Ol google-news

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin iç ve dış kaynaklı sorunlarının artarak sürdüğünü söyledi. Arap Baharı'nın sanılanın ve ümit edilenin aksine, siyasal ve toplumsal ateşi daha da alevlendirdiğini, riskleri yaygınlaştırdığını ifade eden Bahçeli, bugünkü şartlarda sokakları alabora olup düzlüğe ve huzura ulaşan hiçbir ülke olmadığını ve olmayacağının görüldüğünü belirtti.

Arap Baharı'nda değişim ve özgürlük çığlıklarından, önceki yönetimlerin kopyası olabilecek yönetim biçimlerinin filizlendiğini dile getiren Bahçeli, ''Arap Baharı emperyalizmin, yeni sömürgeci özlemlerin bir oyunu olarak birçok ülkeyi kontrolü altına almış ve toplumsal bunalımın yatak değiştirerek eskisinden daha da güçlü akmasına yol açmıştır'' dedi. Şam yönetimi ve muhalifler arasındaki vahşi kavganın faturasının Suriye halkına çıktığını kaydeden Bahçeli, Suriyeliler'in trajedi yaşadığını söyledi.

Türkiye'ye sığınanların arasına sızan saldırganların, canlı bombaların ve niyeti malum grupların endişeleri hat safhada artırdığını savunan Bahçeli, hükümetin bunlara yönelik aldığı tedbir ve önlemlerin hiçbir şekilde ortaya çıkmadığını ifade etti.

Cilvegözü sınır kapısının Suriye tarafının muhaliflerin denetim ve kontrolünde olduğunu anlatan Bahçeli, şunları söyledi: ''Başbakan ve hükümetinin destek verip, geniş imkanlar sunduğu muhalif gruplar Türkiye'ye minnet gösterisini bombayla yapmış ve teşekkürü bu şekilde etmişlerdir. Bu tam anlamıyla hamlıkla, saflıkla, milli gerçeklere uzaklıkla, düşkünlükle, çaresizlikle hatları çizilmiş hayalperest ve sıfırlanmış dış politika aymazlığının ortaya çıkardığı bir durumdur. AKP Hükümeti vatan sınırlarını suikastçılara, ölüm makinelerine emanet etmiş gibidir. Ve ne acıdır ki Türkiye'nin sınırları kalbura dönmüş, kimin girdiği, kimin çıktığı, kimlerin hangi gayelerle arzı endam ettiği bilinmezliğe bırakılmıştır. AKP'nin kendi eliyle yetiştirip palazlandırdığı canavar, şimdi sahibini esir almaya ve yavaş yavaşta yemeye başlamıştır. Suriye'deki girdaptan, dalga boyu hızla artan tsunamiden istifade etmeye çalışan bölücü ve yıkıcı unsurlara da bu meyanda gün doğmuştur. AKP Hükümeti tercih ettiği politikalardan dönmeli ve Türkiye'yi daha fazla ateşe atacak adımlardan vakit geç olmadan sıyrılmalıdır.''

 

'Millet darp ediliyor'

Devlet Bahçeli, Türkiye'nin, belirsizliğin kol gezdiği, tehdit ve tehlikelerin bıçak gibi keskinleştiği bir döneme sıkıştığını savunarak, ''İtiraf etmeliyim ki Türk milleti sanki bir narkozun etkisinde, sanki siyasal bir hipnozun dayatması altındadır. Tepkiler törpülenmekte, itirazlar marjinalleştirilmektedir'' dedi.

Türk milletinin hayati bir dönemeçte olduğunu ifade eden Bahçeli, ''Tüm değerleri AKP Hükümeti'nin etrafında toplanmış bölücü sıfatlı linç ve infaz görevlileri tarafından darp edilmektedir. Dokunulmazlıklarımız tahriş edilmekte, tartışması dahi abes olacak, müzakeresi dahi edilemeyecek milli değerlerimiz hafife alınmakta ve küçümsenmektedir'' diye konuştu.

Atatürk ve aziz şehitlerin cesaret ve kahramanlıklar sergileyerek hediye ettiği milli devletin yok edilmenin eşiğinde, dağılmanın ucunda olduğunu iddia eden Bahçeli, şöyle devam etti: ''Bölücüler taban tutmuş ve AKP'ye tam olarak tutunmuştur. Kanlı örgüt ve elebaşısı AKP'ye yapışmış ve sonunda hizaya sokmuştur. Düşünebiliyor musunuz, Türk milletinin demokratik tercihiyle iktidara gelen bir parti, yetki aldığı muhteşem varlığa kast ve ihanet etmek için tüm yolları denemekte, her çirkinlikten çare ummaktadır. Olanlar, yapılanlar, dayatılanlar ve çevrilen dolaplar günahtır, yazıktır, hakarettir ve kesin kes ihanettir. Açıkça görüyoruz ki demokrasinin ruhunu yağmalamış, milli iradenin anlamını tersten okumuş AKP yönetimi kaderimize diz çöktürmek, benliğimizi ve direncimizi kırmak için varını yoğunu ortaya koymaktadır. AKP, İmralı canisine süklüm püklüm, ezik ve onursuz bir ruh haliyle teslim olmanın gurursuzluğuyla baş başa kalmış, PKK ise yıllardır aradığı imkan ve ortamı yakalamanın kıvancını ağız tadıyla yaşamaya başlamıştır. Gelişmeler AKP'nin, sanki PKK'nın Truva atı gibi çalıştığına, gizli bir çete mensubuymuşçasına faaliyet gösterdiğine işaret etmektedir. Şu ibret verici irtibata bakınız ki AKP ile BDP'nin arasından su sızmamakta, bu ikilinin neredeyse yedikleri, içtikleri ayrı gitmemektedir. Terörist başının tertip ettiği İmralı galasına kanlı kostümle katılan bu ikili birbirine refakat edecek, ön açacak ve saygıda kusur etmeyecek bir kıvama gelmiştir. Türk milleti AKP tarafından göz göre göre kandırılmıştır. Türk milleti AKP tarafından bile bile tongaya düşürülmüştür.''


'Bu kepazeliktir'

Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuşan Bahçeli, teröre çözüm sürecini eleştirmeye devam ederek, ''Başbakan Erdoğan, adına çözüm süreci dediği çözülme ve çöküş istikametinde çıkabilecek pürüzleri gidermek maksadıyla, en başta Türk milleti, Türklük ve Türk milliyetçiliğine PKK'nın bile başaramadığı hasmane bir tutum ve zehir zemberek dille kazdığı cepheyi durmadan tahkim etmekle meşguldür'' dedi.

Çözümle neyin hedeflendiği ve neyin çözülmeye çalışıldığının açıklanmadığını dile getiren Bahçeli, ''Sayın Başbakan çözümle neyi hedefliyorsun ve barış sözleriyle neyi bitirmeye çırpınıyorsun? Bu çıldırmışlığın, bu çılgınlığın yanına kar mı kalacağını zannediyorsun? Türk milletini ne yaptınsa 36'ya ayıramadın da çözüm sözleriyle mi bunu başaracağını sanıyorsun? Bu kepazeliktir, bu nimet bilmezliktir ve bu haramla hemhal olmanın bizatihi kendisidir'' diye konuştu.

MHP'nin, sürecin ve süreci yürütenlerin karşısında olacağını vurgulayan Bahçeli, ''Milliyetçi Hareket Partisi hamd olsun bostan korkuluğu değildir, bu sebeple bölücü yağmacılar, PKK yedeği AKP'li yöneticiler aceleyle heveslenmesinler, çözüm isimli ihanetin hemen amacına varacağına saflıkla inanmasınlar'' dedi.

 

'Boya döküldü, maske indi'

Bahçeli, çözümün, terör örgütü PKK'yi ve İmralı canisini baz aldığının, bunların meşrulaşması amacını gözettiğinin açık olduğunu söyledi. MHP Genel Başkanı, 4. Yargı Paketi ile bölücülere ve teröristlere geniş ölçekli bir af ve ceza indirimi uygulanacağının anlaşıldığını ifade ederek, ''Gelin görün ki bundan, terörist olarak suçlanan genelkurmay başkanları ve Türk ordusunun şerefli mensupları faydalanamayacaktır. Başbakan Erdoğan samimiyetsizliğini yeniden göstermiş, bir tarafta hukuki süreçleri eleştirirken, diğer yanda yeni tutuklama dalgalarına kapı açmıştır'' dedi.

4. Yargı Paketi ile sadece şiddete veya suç işlemeye teşvikin cezalandırılacağını, örgütün ya da hedeflerinin propagandasını yapanların cezai takibata uğramayacağını anlatan Bahçeli, şunları söyledi: ''Bölücü terörün propagandasını yapmak sıradan ve olağan bir durum haline gelecektir. İşte AKP budur, bu kadar bölücü kazanın içine düşmüştür. Türkiye Cumhuriyeti'ni yöneten siyasi iktidar, bölücü teröre propaganda imkanı sunmuş ve bunu da ceza kapsamından çıkarmak için düğmeye basmıştır. Başbakan Erdoğan ve yol arkadaşları, Anayasa'nın 81. maddesine göre namus ve şeref üzerine ettikleri yemini birer birer çiğnemiştir. Sorarım sizlere bu olup bitenler ihanetin daniskası değildir de nedir? Başbakan Erdoğan başkan olabilmek için Türkiye'yi İmralı canisine peşkeş çekmiş, karşılıklı anlaşma ve pazarlıklarla Türk milletini cehennem azabıyla tanıştırmak üzere harekete geçmiştir. Bunların ne yatacak yeri, ne de bahanelerle kendilerini maruz gösterebilecek halleri kalmıştır. Boya dökülmüş, maske inmiş, sığınak çökmüş ve çatı uçmuş; teröristbaşı ve Başbakan ortaklığı her alanda deşifre olmuştur.''

Bahçeli, 2002 yılında sıfırlanan bölücü terörün, AK Parti'nin ittirmesiyle bugün finale ulaştığını, tüm dayatmalarını tek tek aldığını ve almaya devam ettiğini öne sürerek, ''AKP olduğu müddetçe, ta ki bağımsız Kürdistan kurulasıya kadar bu süreç ilerleyecektir'' dedi. Erdoğan'ın, terör örgütü elebaşıyla görüşme sürecine girmesinin hainlik olduğunu iddia eden Bahçeli, ''Anlaşılan kendisine başkanlığı layık görürken, İmralı canisini serbest bırakarak sözde özerk Kürdistan'ın başkanlık koltuğuna oturmasını sağlaması beklenen ve olması muhtemel bir adımdır. Tüm hedefler, anayasa üzerinden sürdürülen polemik ve referandum gözdağıları bunun içindir'' diye konuştu.

 

BDP'lilerin Karadeniz turu

Devlet Bahçeli, BDP'li bir grup milletvekilinin başlattığı Karadeniz turunun bölücülüğün her düzeyde anlatılmasından ve toplumsal yapıya yedirilmesinden ibaret kampanyanın eseri olduğunu söyledi. Terör örgütünün 1995'te Irak'ın kuzeyindeki Haftanin bölgesinde yapılan 5. Kongresinde alınan karar gereği, 1997 yılında Karadeniz ve Toroslar'a açılım faaliyetleri adı altında adam öldürme, gasp, soygun gibi terörist faaliyetlerin bu bölgelere taşındığını anlatan Bahçeli, şöyle konuştu: ''Dün silahla, terörist saldırılarla boyun eğdirilemeyen Karadeniz'in asil ve vakar dolu insanları, AKP kağnısına binmiş BDP'li bölücülerin ziyaretlerine sahne olmaktadır. Kimse Karadeniz'in alnı açık ve tertemiz vicdanını kandırmaya yeltenmemelidir. Ne olursa olsun, tahriklere, provokasyonlara, kavga ve çatışmalara azami derecede dikkat etmek, yöre insanımızın her zaman göstereceği olgunluk ve sağduyulu bir tavır olacaktır ve olmalıdır. Bu sebeple Sinop'taki olayların, ülke huzurunun ve kardeşlik duygularının korunması açısından tekrarlanmaması bizim en halisane dilek ve temennimizdir.''

Türkiye'nin akıbetinin Öcalan'a bırakıldığını savunan Bahçeli, buna izin vermeyeceklerini kaydetti.

'Yediği ekmek haram, içtiği su zehir olacak'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Midyat'ta toplu açılış törenindeki, ''Bu süreçte kimse bizim karşımıza Kürtlükle çıkmasın, kimse bizim karşımıza Türklükle de çıkmasın. Biz her türlü milliyetçiliği, ayaklarının altına almış bir iktidarız'' sözlerine tepki gösteren Bahçeli, Erdoğan'ın Türklük ve milliyetçilikle ilgili nefretini, tahammülsüzlüğünü akla ve hayale sığmayacak ifadelerle ortaya koyduğunu savundu.

Bahçeli, şöyle devam etti: ''Bu kurşun gibi açıklamaları terörist başı Abdullah Öcalan değil, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan yapmıştır. Anlaşılan, Başbakan ya aklını kaybetmiş, ya izanını yitirmiş ya da gerçek kimliğini bu kadar yıl saklayacak mahareti ve ikiyüzlülüğü gizli de olsa gösterebilmiştir. Başbakan artık Türk milletinin şah damarına basmıştır. Bize göre, Türklüğe hakaret eden, milliyetçiliği ayaklar altına aldığını söyleyebilecek kadar ileriye giden birisinin yediği ekmek haram lokma, içtiği su zehir olacak ve boğazına duracaktır. Varlıklarını küresel ve kanlı hesaplara paspas edenlerin milliyetçiliği ayaklarının altına aldığını ulu orta beyan etmeleri ve bununla yetinmeyerek Türklüğe saldırmaları asırlık sömürgeci planların kimlere kadar nüfuz ettiğini göstermesi bakımından anlamlıdır. Şanlı mazimiz, tıpkı Başbakan Erdoğan gibi, Türk milliyetçiliğini ve Türklüğü ayaklar altına almaya heveslenenlerin ne hallere, hangi zavallı durumlara düştüğünün kanıtlarıyla doludur. Bugün Türk milliyetçiliğini ayaklarının altına aldığını söyleyerek Türklüğe namlu çevirenlerin ağa babaları Çanakkale'de millet kudreti tarafından silip süpürülmüştü. Dumlupınar'da süngüyle kovalananlar bugünkülerle aynı yolun yolcusu, İzmir'de denize dökülenler aynı dağın yeliydiler. Geçmişte emperyalistlere vatan topraklarını peşkeş çekecek kadar küçülenler bugünkülerle aynı yoldan geçen, Türklüğü son yurdundan çıkarmayı hedefleyenler de aynı sudan içenlerdi. Bunların asırlarca yazı bir olmuş, kışı bir olmuş ve aynı sazın tellerinden birisi olmaya gönüllü olarak Türk milletinin avına çıkmışlardır.''

 

'Siyasi kadavra haline geldi'

Başbakan Erdoğan'ın milliyetçiliği istese de anlayamayacağını ifade eden Bahçeli, ''Artık Başbakan tarafını belli etmiş, İmralı, BOP, Kandil, Barzani derken siyasi kadavra haline gelmiş, kalp ve zeka nakliyle her şeyini yabancılara esir bırakmıştır'' dedi. Bahçeli, Türk milletine aidiyetliği şerefle benimseyen herkesin Başbakan Erdoğan'ın hesaplarını boşa çıkarması gerektiğini dile getirerek, konuşmasını şöyle tamamladı: ''Unutulmasın ki milliyetçiliğe karşı olmak; milli devlete, milli benliğe, milli şahsiyete, milli dile, milli vicdana, milli tarihe, milli kültüre ve milli kimliğe, hulasa topyekun millete karşı çıkmak demektir. Buna değil Başbakan'ın, yedi düvelin gücü ve nefesi çok şükür yetmemiştir. Vatanımızı emperyalizmden kurtaran gücün, bağımsızlığımızı sağlayan ruhun, devletimizi kuran fikrin, milletimizi birleştiren davanın Türk milliyetçiliği olduğunu kabullenmeyen birisinin Başbakanlık koltuğunda oturması Türk milletine zül ve zulümdür. Milliyetçiliği bastırmaya, milliyetçiliği karalamaya Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu iradesini İmralı canisiyle eşbaşkanlık içinde kurutmaya çalışan sefiller hak ettiklerini bulmalıdır.''