AKP'li Meclis Başkanı: Balyoz'da kanıt yok

Wikileaks'te yer alan bir telgrafta, Balyoz operasyonu anlatılırken "AKP'nin eski Meclis Başkanı da, bize kamuoyunu gözaltıların geçerliliği konusunda 'tatmin edecek' bir kanıtın ortaya çıkmadığını anlattı" ifadesi yer aldı.

11 Ekim 2011 Salı, 07:42
Abone Ol google-news

Wikileaks'te yer alan, 26 Şubat 2010 tarihli, ABD Ankara eski Büyükelçisi James Jeffrey imzalı bir telgrafta geçen yıl başında Balyoz operasyonunda birbiri ardına gelen gözaltı dalgaları anlatılırken "AKP'nin eski Meclis Başkanı da, bize kamuoyunu gözaltıların geçerliliği konusunda 'tatmin edecek' bir kanıtın ortaya çıkmadığını anlattı" ifadesi yer aldı.

2010 başında dalgalar halinde gelen Balyoz gözaltı ve tutuklamaları konusunda ABD Dışişleri Bakanlığı'na çekilen telgrafın özet bölümünde şöyle denildi:

"Özet: Bir İstanbul mahkemesi 26 Şubat'ta hükümete karşı 'Balyoz' darbe planı iddiasıyla gözaltında bulunan onbir subayı suçladı ve tutukladı (toplamı 31'e ulaştı.) Ayrıca, 13 şehirde yeni gözaltı dalgası 18 yeni subayın hapse konulmasını getirdi. Bununla beraber Türkiye'de tansiyon görünürde, Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Başbuğ arasında 25 Şubat'ta yapılan, kamuoyuna iyi bir şekilde duyurulmuş bulunan toplantıdan ve üç üst düzey emekli komutanın bırakılmasından sonra azaldı. Başbakan Erdoğan'ın ertesi gün kamuoyuna yaptığı sert açıklamalar, hükümetin ayrıntılı 'Balyoz' planını içeren 2003 semineriyle bağlantılı askerlerin büyük bölümüyle ilgili kapsamlı kovuşturmayı daha ileri götürmeye kararlı olduğunu ortaya koyuyor. AKP'nin eski Meclis Başkanı da, bize kamuoyunu gözaltıların geçerliliği konusunda 'tatmin edecek' bir kanıtın ortaya çıkmadığını anlattı."

Telgrafın "Yorum" bölümünde ise Başbakan Erdoğan'ın dev gözaltı dalgası sonrası yaptığı açıklamalar konusunda ise şöyle denildi:

"Başbakan Erdoğan'ın başka subayların tutuklanmasından sonra yaptığı açıklamaların önceden tasarlanmış biçimde provokatif ve sadece iktidar partisiyle Türk ordusu kendileri için anahtar sembol olan laik muhalifleri arasındaki gerilimi yeniden ateşleyecek. Orgeneral Başbuğ sessizliğini sürdürüyor ancak bir tür ulusal duruş konusunda içeriden baskıyla karşılaşmış olabilir. Önemli görevdeki komutanların toplu istifası gibi diğer seçenekler basında çıktı ama bize verimsiz gibi görünüyor. Yargı sürecinin ilk aşamaları sürerken Türkiye dışından resmi açıklamalar sadece ateşe benzin dökmek olur."