Alain Badiou çağa ışık tuttu

Monokl Yayınları'nın Sarıyer Belediyesi'nin desteğiyle düzenlediği Alain Badiou'nun Onur Konuğu olduğu "Devrim, Demokrasi, Felsefe" konferansı 1-2 Aralık'tta Boğaziçi Üniversitesi'nde gerçekleşti.

04 Aralık 2011 Pazar, 11:33
Abone Ol google-news

Çağdaş felsefenin önemli filozoflarından Alain Badiou’nun sunumuyla başlayan uluslararası konferans, “Alain Badiou ile Alain Badiou Felsefesi Üzerine” adlı tüm konuşmacıların soru yönelterek katıldığı açık oturumla sona erdi. Badiou dinleyicilerin sorularını da yanıtladı. İki gün boyunca ard arda konuşan Alain Badiou felsefesi üzerinde çalışan Fabien Tarby, Alberto Toscano, Lorenzo Chiesa, FrankRuda, Rado Riha, Jelica Sumic Riha, Jan Völker, Volkan Çelebi ve Ahmet Soysal Badiou’nun özellikle devrim, demokrasi ve komünizm üzerine görüşlerini çeşitli cephelerden sorunsallaştırarak ele aldılar. Tüm Fransızca çevirileri yapan Nami Başer’in Badiou’yu da hayrete düşüren dil ve felsefe donanımı, filozofun iyi anlaşılmayı arzulayan üslubu sayesinde Badiou’un felsefesi tüm dinleyiciler tarafından gayet iyi anlaşıldı. Söyleşi bölümünde; “Felsefe hiç uyumayan bir gece bekçisi gibi yola ışık tutar, karanlığı aydınlatır, yolu çizmez” diyen Badiou, felsefenin sadece tarihi, politik değil bilimsel, sanatsal tüm olayların hakikatiyle, doğalarıyla ilgili olduğunu günümüzde ise tanımıgereği hakikati olmayan malların diktatörlüğü karşısında günümüz felsefesinin işinin zor olduğunu vurguladı. Badiou; “Modern ekonomi hakikatlere düşmandır çünkü alınıp satılmaz, bedavadır. Felsefeyi tehdit eden ekonomi politiğin eleştirisi gerekir ama bu görev asıl olarak Marx’ta görüldüğü gibi politik bir görevdir. Günümüz felsefesinin işi zordur ama buradayız, ölmesin diye savaşacağız. dedi.“Devrim tarihsel bir imkandır, özgürleştirici bir olasalık mümkündür. Bence bugün yeniden halkların özgürleşebileceği bir döneme giriyoruz. Başlangıçta buna ikna olmak yaratıcılığı sağlayacaktır, düşmanı da teslim olmaktır” diyen Badiou, “20. yüzyılda başarısız olan devrim değil devletin yeniden oluşturulmasıdır. Tahrip etme kendiliğinden bir barışın inşa edildiği bir toplumu getirmiyor. Bu açıdan zafer kavramı aldatıcıdır. 1917 Lenin, 49'da Mao Zedung zafer kazandı ama eserleri yenildi. Demek ki, zafer hem politik hem felsefi bir sorudur. Zafer, hemen yapılacak değil ilerde olabilecektir. Benim sözünü ettiğim, içinde olduğumuzu söylediğim 3.dönem iktidara karşı kuşkucu olunması gereken bir dönemdir, kendini uzun vadeye alıştırmalıdır. Olumsuzluktan, yatsımadan ziyade olumluluk ve onaylamayı tercih etmeli, tehlikeli olan şiddet sorunuyla yüzleşmelidir. Hiyerarşik olmayan, birinin öbürüne itaat etmek, uymak zorunda bırakıldığı değil ortaklaşa alınan kararlara dayanan, arzulanan, sabır gerektiren bir disiplinle çok uzun süreli bir inşaya hazırlanmalıyız, 20 yüzyıl ve öncesi bize böyle bir tecrübe bırakmadığı açıktır. Devrim ve zafer kazanmak için en baştan barışa hazır bir organizasyon arayışı gerekir ” diyerek felsefe tarihinde bugünü kritik edenin Platon öğretisi olduğunu işaret etti. Monokl’un Uluslararası Badiou Özel Sayısı’nın bir uzantısı olarak planlanan etkinlikte Monokl Yayınları’nın Badiou’ya ait 4 yeni kitabı da ilk kez okuyucularla buluştu ve uzun imza kuyrukları oluştu.