Almanya'dan Türkiye'ye basına özgürlük çağrısı

Alman Gazeteciler Birliği, Türkiye'de basın özgürlüğü alanındaki kısıtlamalara dikkat çekerek, uluslararası baskının artırılmasının, durumun düzeltilmesine katkı sağlayabileceğini söyledi.

03 Mayıs 2012 Perşembe, 08:56
Abone Ol google-news

Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nde, ifade özgürlüğüne saygı gösterilmesi çağrısında bulunuluyor. Alman Gazeteciler Birliği, Türkiye'de basın özgürlüğü alanındaki kısıtlamalara dikkat çekerek, uluslararası baskının artırılmasının, durumun düzeltilmesine katkı sağlayabileceğini ileri sürdü. Birlik ayrıca, Türkiye'deki sorunların kökeni arasında ise, "medyadaki mülkiyet dengeleri, siyasetin basına baskısı ve yetersiz yasalar" olduğunu söyledi.

Alman Deutsche Welle Radyo'suna göre, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjörn Jagland, gazetecilerin korkmadan ve devlet baskısı olmadan çalışabilmelerinin siyasetçilerin görevi olduğunu kaydederek medya kurumlarının da ekonomik çıkar için hükümetler üzerinde nüfuzlarını kullanmaması gerektiğini belirtti.

Alman Gazeteciler Birliği ise, Türkiye'de basın özgürlüğü alanındaki kısıtlamalara dikkat çekerek, uluslararası baskının artırılmasının, durumun düzeltilmesine katkı sağlayabileceğini belirtti.


"Türkiye'de, siyaset basına baskı yapıyor, yasalar yetersiz"


Alman Gazeteciler Birliği'nden, "Avrupa'nın Unutulmuş Kısmında Kaliteli Gazetecilik" başlıklı bir etkinlik düzenleyen Michael Klehm de birçok Balkan ülkesinde ve Türkiye'deki sorunların kökenlerini şöyle sıraladı:

"Medyadaki mülkiyet dengeleri, siyasetin basına baskısı ve yetersiz yasalar. Özellikle basın mensuplarının hakaret ettikleri gerekçesiyle açılan davalar var. Gazeteciler, hatta toptan medya kurumları hakkında soruşturmalar yürütülüyor ve aşırı para cezaları veriliyor. Bu da sanık sandalyesine oturanların varlıklarını tehdit ediyor. Böyle bir şey Almanya'da düşünülemez bile."

 

"Arap Baharı, birçok krizin patlak vermesine neden oldu"

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün Almanya Yönetim Kurulu Sözcüsü Michael Rediske ise, 2011 yılında en az 66 gazetecinin öldürüldüğünü belirterek, özellikle Rusya, Pakistan, Meksika ve Honduras gibi ülkelerde çok sayıda gazetecinin hayatını kaybettiğine dikkat çekti.

Rediske, Arap dünyasında basının durumunun ise ülkeden ülkeye değiştiğini ifade ederek, Tunus'un genel olarak riskli olmadığını, Suriye'deki durumun ise birkaç yıl önce Irak'ta olduğu kadar tehlikeli hale geldiğini öne sürdü.

"Arap Baharı, birçok krizin patlak vermesine neden oldu. Gazetecilerin yerinde olup haber yapmaları gerek. Ancak özellikle hükümetler, basının görev yapmasını engelliyor" diyen Rediske, "Suriye'de çok sayıda gazeteci çatışmalarda hayatını kaybetti. Bir süre önce büyük umut veren Mısır ise, şimdi basın özgürlüğü konusunda geriledi, zira askeri yönetim yeni sıkıyönetim yasaları çıkardı ve basın özgürlüğünü yine kısıtladı" ifadelerini kullandı.

 

Tutuklu gazeteciler için özgürlük çağrısı

Öte yandan 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü vesilesiyle açıklamalarda bulunan Alman Yeşiller Partisi Federal Milletvekili ve Türk-Alman Parlamenter Dostluk Grubu üyesi Memet Kılıç da, Türkiye'de hiçbir Avrupa ülkesinde olduğu kadar gazetecilerin tutuklu olmadığını ve bunun da basın özgürlüğünün işlemediğinin bir işareti olduğunu ifade etti.

Türk-Alman Parlamenter Dostluk Grubu üyesi olarak Türkiye'de basın özgürlüğü' konusunda başta Türkiye'nin Almanya Büyükelçiliği olmak üzere Türkiye'de tutuklu gazetecilerin ziyaret edilmesi gibi konuları önümüzdeki günlerde 'ana konu' olarak ele alınmasını önereceğini bildirdi. Kılıç ayrıca, henüz suçları kesinleşmemiş gazetecilerin bunca yıldır tutuklu kalmalarının da demokrasinin bir ayıbı olduğunu söyledi.

Alman Sosyal Demokrat Parti (SPD) Hamburg Eyalet Milletvekili Ali Rıza Şimşek de, basının toplumun ve demokrasinin bir aynası olduğunu ifade ederek, Başbakan Erdoğan'ın her üç ayda bir gazetecilerin genel yayın yönetmenleri ile bir araya gelmesini basın özgürlüğü açısından 'zedeleyici' bulduğunu söyledi. Şimşek, "Ağızlar bantlanarak ya da kalemler kırılarak basın özgürlüğü sağlanamaz. Böyle bir toplumda demokrasiden de bahsedilemez. Basına hiçbir şekilde kilit vurulamaz. Eğer Türkiye gerçekten Avrupa Birliği'ne üye olmak istiyorsa, demokrasinin tüm şartlarını da sağlam bir şekilde yerine getirmesi gerekiyor. Bu koşullardan biri de basın özgürlüğü ilkesi" dedi.