Ankara'nın kriterlerine 'Kopenhag' itirazları

Türkiye'de iktidarın uygulamalarını AB Komisyonu İlerleme Raporu açısından değerlendiren Avrupa Parlamentosu Üyeleri, Komisyon'a Türkiye ile müzakerelerin kesilmesinin ya da yeni bir yön verilmesinin düşünülüp düşünülmediği konusunda soru önergesi yağdırıyor.

08 Kasım 2009 Pazar, 07:59
Abone Ol google-news

Kriterleri AB'nin siyasal, ekonomik ve hukuksal temelini oluşturan "Kopenhag"dan parlamentoya seçilen Danimarkalı Morten Messeschmidt 26 Ekim'deki "Komisyon raporu ışığında Türkiye ile katılım müzakerelerinin durdurulması" başlıklı soru önergesinde, Komisyon'un Türkiye'yle ilgili ilerleme raporunda, daha önceki birçok raporla aynı yönde, "Avrupa'ya doğru önemli bir ilerleme kaydedilemediği" saptaması yaptığını savundu. "Basın özgürlüğü, eşitlik ve medeni haklar hala rutin bir şekilde ayaklar altında çiğnenirken Türkiye'nin, hem siyasi hem de ekonomik bir durgunluk içinde bulunduğunu" iddia eden Messerschmidt şu soruyu yöneltti:
"Komisyon, Türkiye ve AB arasındaki katılım müzakerelerinin, iki taraf üzerinde de olumsuz bir şekilde yansımaları bulunan yersiz bir saçmalığa doğru dejenere olduğu görüşünde değil midir ve Komisyon bunun yerine gerçek konuları ve aralarındaki büyük farklılıklar karşısında uygulanabilir bir AB/Türkiye ilişkisini ele alan görüşmelere başlamalı mıdır?"


"Hükümetleri eleştirme hakkı veren AB deklerasyonları neden imzalanmıyor?"

Messerschmidt Türkiye'nin gazetecilerin ifade özgürlüklerini garanti altına alan deklerasyonları reddetmesinin, AB katılım müzakerelerinde dikkate alınıp alınmayacağını ise bir başka soru önergesiyle gündeme taşıdı.

Messerschmidt, 12 Ekim tarihli önergesinde, Türkiye'nin birçok kez, gazetecilerin ifade özgürlüklerini garanti altına alan, kamu çıkarlarını ilgilendirecek konular hakkında haber yapma ve hükümeti eleştirme hakkı veren AB deklerasyonlarını imzalamayı reddettiğini belirtti. Bu deklarasyonların tüm AB Üye Devletleri, AB'ye katılmak için başvuran Hırvatistan, Makedonya, potansiyel AB üyeleri Arnavutluk, Bosna Hersek, İzlanda ve Norveç tarafından imzalandığını kaydededen Messerschmidt, "Türkiye'nin bu reddedişleri Komisyon tarafından bu ülkeyle katılım müzakerelerinde dikkate alınacak mı?" sorusunu yöneltti.


Türkiye'de basının durumu

Avrupa Parlamentosu'nun sağ kanada mensup üyelerinden Belçikalı Frank Vanhecke ise 26 Ekim'de AB Komisyonu'nun yanıtlaması istemiyle AP Başkanlığı'na verdiği yazılı soru önergesine "Türkiye'de basın özgürlüğü" başlığını attı. Geçen yasama yılında kendisinin, bu yıl da AB İlerleme Raporu'nun Doğan Yayın'a uygulanan 2.2 milyar euroyu bulan cezayı basın özgürlüğüne tamamen zıt gördüğü için eleştirdiğini belirten Vanhecke, şu soruları yöneltti:
"Komisyon (doğru bir şekilde) bu cezanın, birçok Doğan Yayın organının iktidardaki AKP'nin dahil olduğu yolsuzluklara dikkat çekmiş olmasından dolayı basına siyasi müdahale noktasına geldiğini belirtmiştir. Bu komisyon raporuna karşılık Başmüzakereci Egemen Bağış, cezanın dışarıdan bir organın değil tamamen Türk Maliye Bakanlığı'nın bir konusu olduğunu belirtmiştir. Komisyon, Türkiye'nin Başmüzakerecisi'nin bu yanıtına ne karşılık verecektir? Komisyon Türkiye ile ilgili bağlayıcı bir zaman sınırı getirecek midir? Tüm bunların süren müzakereler üzerindeki etkisi ne olacaktır?"


"Türkiye giderek İslamlaşıyor, Avrupa kör değil"

Avrupa Parlamentosu'nun İtalyan kökenli Üyesi Mario Borghezio ise bir önergeyle "Türkiye giderek İslamlaşıyor, Avrupa kör değil" diyerek başta orduya karşı açılan davalar olmak üzere bir dizi gelişmenin Türkiye'yle müzakerelerin kesilmesini gerektirip gerektirmediğini sordu. Borghezio, 14 Ekim'de sunduğu önergesinde "Türk ordusunun üst düzey üyelerini de hedefleyen, orduyu meşruiyetten mahrum bırakma ve etkin biçimde güçsüzleştirme; tamamıyla İslamlaştırılan bir ülkede demokratik istikrarın etkin bir garantisi olarak addedilmemesini sağlama anlamına gelen bir dizi olağandışı siyasi dava" dahil bazı olayların Türkiye'nin İslama kaydığı sinyali gönderdiğini iddia etti.

Borghezio, "Türkiye giderek daha fazla İslami hale gelip Avrupa'dan uzaklaşıyor mu?" başlıklı soru önergesinde "Sayın Erdoğan ve İslamcı parti AKP liderliğinde Türkiye, son dönemlerde batıya kimi oldukça rahatsız edici uyarılar gönderdi" iddiasında bulundu. İtalyan Parlamenter kendi açısından "uyarı sinyallerini" şöyle sıraladı:

"-İsrail F16'larının bulunacak olması dolayısıyla NATO manevralarına 'hayır' demesi.,

-Türk Hükümeti'nin Suriye gibi bir ülkeyle 'Stratejik İşbirliği Konseyi'ne katılması,

-Türkiye'nin İran'a karşı, nükleer etkinlikleri için yaptırımların kabul edilemeyeceğine ilişkin açıklamasından sonra İranlı lider Sayın Ahmedinecad'ın davet edilmesi,

-Darfur'daki savaş suçlarından genel olarak sorumlu tutulan Sudan Devlet Başkanı Sayın el-Beşir'in davet edilmesi,

-Türk ordusunun üst düzey üyelerini de hedefleyen, orduyu meşruiyetten mahrum bırakma ve etkin biçimde güçsüzleştirme; tamamıyla İslamlaştırılan bir ülkede demokratik istikrarın etkin bir garantisi olarak addedilmemesini sağlama anlamına gelen bir dizi olağandışı siyasi dava."
 


"Müzakerelerin kesilmesini gerektirmiyor mu?"

Avrupa Parlamentosu'nda "Özgürlük ve Demokrasi" grubuna bağlı Borghezio önergesini, "Komisyon bu örneklerin, diğer büyük öneme sahip olaylar ve gerçeklerle birlikte, gözü tamamen kör olmayan Avrupa'ya, Türkiye'nin AB'ye girişi için yapılan müzakerelerin acilen kesilmesinin yerinde olabileceğini ve böyle olması gerektiğini gösterdiğini düşünmüyor mu?" diye bitirdi.


Her kanat kaygılı

Böylece övgüler de içeren İlerleme Raporu'ndaki kaygılar dışında basın özgürlüğü konusundaki endişelerini ileten Günter Verheugen, Olli Rehn gibi sosyal demokrat iki AB yöneticisi, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Renate Sommer gibi Alman Hristiyan Demokrat Parti kökenli, Marios Matsakis gibi Liberal kanada mensup parlamenterlerden sonra "sağ kanada yakın" üç Avrupa Parlamentosu üyesi daha Türkiye'nin üyeliğiyle ilgili kaygıları daha sert bir tonda ve kesin öneriler içerir şekilde gündeme getirmiş oldu.