Arınç: Spekülasyonlara değer vermemek gerekir

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Suriye tarafından vurulan Türk askeri uçağının kalıntılarında füzeyle vurulduğuna dair izin bulunmadığı yönündeki haberleri değerlendirdi.

10 Temmuz 2012 Salı, 11:16
Abone Ol google-news

TRT ile Moritanya Televizyon ve Radyosu arasındaki işbirliği protokolünün imza töreni sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Arınç, Suriye'nin Türk uçağın uçaksavarla mı yoksa füzeyle mi düşürdüğü konusunda çıkan haberleri değerlendirdi.

Suriye'nin test uçuşu yapan Türk uçağını düşürdüğünü ve bunu da kabul ettiğini belirten Arınç, "Spekülasyonların hiçbirine değer vermemek gerekir. Uçağın düşmesinin ardından yapılan arama kurtarma çalışmalarında uçağın bazı enkaz parçaları ve pilotların bazı eşyaları bulundu. Arama çalışmaları sırasında daha farklı buluntular da ortaya çıkabilir. Bunlar üzerinde incelemler yapılıyor. Kesin olan husus şudur: Gazetelerin bir kısmında ya da yabancı kaynaklı dezenformasyona bakarak hareket etmeyelim. Radarla ilgili uçuşa ait tüm bilgiler elimizdedir" ifadelerini kullandı.

Spekülasyonlara değer vermemek gerekir

Olayla ilgili radar kayıtlarında güzergah ve yüksekliklerin belli olduğunu ve kayıtlarda uçağın Suriye'den 13.5 mil açıkta vurulduğunun açıkça belli olduğunu ifade eden Arınç, "Bu hem söylenmiştir hem de radar kayıtlarıyla açıkça ortaya konmuştur. Hala senaryolar üretilerek orada mı düştü burada mı düştü şeklindeki spekülasyonlara izin vermemek gerekir. Genelkurmay Başkanlığı ve Dışişleri Bakanlığı'nın açıkladığı bilgilere itibar etmek noktasındayız" dedi.
 

"Biz haber kaynaklarına güveniyoruz"

Angajman kurallarının değiştirilmesiyle Türkiye'nin olası sınır ihlallerine ve tecavüzlere karşı teyakkuz halinde bulunan uçakları olduğunu belirten Arınç, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın Cumhuriyet gazetesine verdiği röportajı hatırlattı ve "Esed'le bir Türk gazetecinin röportajından görüyoruz. Suriye üzüntü duyduğunu söylüyor" dedi. Esad'ıbn olayın Suriye hava sahasında olduğunu iddia ettiğini hatırlatan Arınç, Türkiye'nin elindeki radar kayıtlarının bu bilgiyi yalanladığını belirtti.

Türkiye'nin elindeki bilgileri Suriye veya başka 3. ülkelerin elindeki bilgilerle karşılaştırmaya hazır olduğunu bildiren Arınç, Esad'a yönelik olarak, "Sanıyorum yaptıkları hata ve kötülükten dolayı bir üzüntü içerisinde olabilirler. Bunu bir gazeteciye ifade ediyorlar ama biz bir devletiz. Devletin devlete karşı bu alanda yapacağı şeyler vardır. Suriye'den bu beklenir, Türkiye de kendisine düşeni uluslararası hukuk içerisinde yapma konusunda kararlıdır. Yapılan spekülasyonlar haber değeri olmayan iki ülke arasında gerginliği arttırmaya ya da bir ülkeyi haklı çıkarmaya yönelik yayınlardır. Biz devlet olarak haber kaynaklarımızın doğruluğuna eminiz ve bunları kayıt altında tutuyoruz" ifadelerini kullandı.
 

Kesin vurulma şekli belirlenecek ve Genelkurmay tarafından açıklanacak

Uçağın buluntulardan şu ana kadar füzeyle mi uçaksavarla mı düşürüldüğü konusunda tespite yarayacak bir parça elde edilemediğini söyleyen Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Uçağımızın 13.5 mil uzakta vurulduğu iddia ediyor ve buna kesinlikli inanıyorsak bunu uçaksavarla yapmak mümkün değil. Aslında Suriye'nin teslim ettiği ilk parçada yapılan kriminal çalışmalarda mermi izine rastlanmadı. Yine bulunan bir parçada da nasıl düşürüldüğüne ilişkin bir iz tespit edilemedi. Ama uçağın bütün gövdesi herhalde henüz bulunmamış sayılabilir. Biz nerede vurulduğunu bildiğimize göre füze ihtimalinin daha yüksek olduğunu teknik olarak da ispat etmiş oluyoruz. Bizim bu konudaki her seviyeden yaptığımız açıklamalarımız bir bütünlük arz ediyor. Askerlikte bu konuda uzman kişiler bu yükseklikte ve bu alanda vurulma biçiminin füze ile ya da füze benzeri başka bir başka aygıtla yapılmış olabileceğini belirtiyor. Deliller arttıkça kesin vurulma şekli belirlenecek ve Genelkurmay tarafından açıklanacaktır."

Atatürk, Diyanet İşleri Başkanını her zaman sağında bulundurdu.

TBMM'de Cemevi talebi ile ilgili soruyu, "Bin yıldır Alevilik konusunda İslam içinde olduğu yönündeki öğretileri kabul etmek durumundayız. Diyanet İşleri Başkanlığı bu konuda bir kabulde bulunmuşsa bunu kabule etmek gerekir. Bunu kabul ederken de Sayın Tunceli milletvekilinin düşüncesinden daha çok değer vermemiz gerekir. Ama unutmayalım birbirinden farklı düşünen Aleviler var. Çoğu da Aleviliğin İslam'ın içinde olduğunu gören kabul eden ve buna göre yaşayan insanlardır" şeklinde yanıtlarken, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın protokoldeki yeri ile ilgili yeri hakkında şu ifadeleri kullandı: "Diyanet İşleri Başkanlığı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ilk kurduğu cumhuriyet kurumlarından bir tanesidir. Atatürk Diyanet İşleri Başkanını her zaman sağında bulundurdu. Diyanet İşleri Başkanı protokolde de ilk 5'in içerisinde bulunmuştur. Şimdi 52'nci sırada olduğuna bakmayın. İnşallah yeni yapılacak protokol düzenlemesiyle aynı Atatürk 'ün Diyanet İşleri Reisine verdiği önem bugün de protokolde en önde yerini koruyacaktır, korumalıdır."

Partiler anlaşmadan masadan kalkmamak üzere sözleşmişlerdir

Arınç, BDP'nin yeni Anayasa çalışmalarında anadil konusundaki talepleri ve tavrıyla ilgili soruyu ise "Partiler anlaşmadan masadan kalkmamak üzere sözleşmişlerdir. BDP, her konuda farklı şeyler ileri sürmek suretiyle 'BDP'nin düşüncelerine izin ve imkan verilmiyor biz bunu şikayet ediyoruz' diyorlar. Bu medeni bir davranış bu konuyu komisyon kendi içinde çözümlemeli. Hiçbir partinin masadan kalmayacağına ve yeni çağdaş ve sivil bir Anayasaya bu yılın sonunda kavuşulacağına inanıyorum" diye yanıtladı.