'Askerler de işin içinde'

Aylarca kamuoyu ilgisinin odak noktası olan Somalili korsanların kaçırdığı Horizon 1 gemisinin serbest bırakılış öyküsünü dinliyorum. Hem de birinci ağızdan... Gemi sahibi şirketin avukatı Nilgün Yamaner'den.

30 Kasım 2009 Pazartesi, 10:19
Abone Ol google-news

Temmuz ayında kaçırılıp ekim başında bırakılan geminin kaçırılış ve serbest bırakılış öyküsü çok karmaşık. Gemi kaçırma işi özellikle Aden Körfezi, Somali açıkları ve Kızıldeniz bölgesinde inanılmaz bir ana sektör ve yan saktörler oluşturmuş. Komplo teorilerine bayılanlar bu söyleşiyi okuduklarında kim bilir kafalarında neler neler üretecekler...

Nilgün Yamaner söze, “Horizon 1 gemisinin kaçırılması benim için yepyeni bir deneyim oldu” diye başlıyor ve anlatımını sürdürüyor: “Horizon 1 gemisinin Somalili korsanlar tarafından kaçırıldığını o sabah televizyonlardan öğrendiğimde çok şaşırdım. Çünkü şirketin danışmanıyız ve Horizon 1 gemisini şirket adına satın alan hukuk bürosu biziz. Hemen şirkete gittim. Yöneticiler de benden fazla bilgi sahibi değillerdi. Ne yapacaklarını bilemiyorlardı. Böyle bir iş ilk defa başlarına geliyordu.
 

‘Operasyondan vazgeçtik’

"Çok ilginçtir. Gemi sahibi GPRS cihazlarıyla gemisinin nerede olduğunu anında izleyebiliyordu. Aynı zamanda Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’yla temasa geçtik. Bir an önce operasyon yapmaktan yanaydılar. Biz de geminin planlarını ilettik. Bir yandan da sağduyulu düşünmeye çalışıyorduk. Belliydi ki gemi fidye için kaçırılmıştı. Üzerimizden şoku ve şaşkınlığı atınca operasyon fikrinden vazgeçtik. Çünkü çok riskliydi. Bütün mürettebatın hayatı tehlikeye atılabilirdi.”

Nilgün Hanım daha önce bir başka Türk gemisiyle ilgili benzer bir deneyim yaşadığını, iki aydan önce korsanların gemiyi serbest bırakmayacaklarını, ayrıca bir gemi serbest bırakılırken de başka bir geminin hemen kaçırıldığını bildiğini anlatıyor. Böyle bir gemi kaçırma olayında risk yönetiminin çok önemli olduğuna dikkat çeken Nilgün Yamaner diyor ki:

“Hemen sigorta şirketine haber verdik. Mürettebatın ailelerini bilgilendirdik. Bir de basın ve medya yönünü yönetmek vardı. Biz bunlarla uğraşırken geminin uydu telefonu çaldı. Karşı tarafta son derece kötü bir İngilizceyle birisi, ‘Ben Fuat. Kesinlikle korsan değilim. Arabulucuyum. Merak etmeyin. Bunu çözeceğiz. Amacımız kimsenin canına zarar vermek değil. Bizi dinleyin. Dinlemezseniz kötü olur’..”
 

‘20 milyon dolar istediler’

Derken 20 milyon dolar fidye isteyerek dilinin altındaki baklayı çıkarmış Fuat denilen kişi. Nilgün Hanım anlatımını sürdürüyor: “Aden Körfezi’nde kaçırılan gemi üç gün boyunca Somali’nin Eyl Limanı’na doğru seyretti. O üç gün boyunca da Deniz Kuvvetleri’ne bağlı Gediz firkateyni yakından izliyordu. Bu durum korsanları çok tedirgin etti. Gemi serbest bırakıldıktan sonra mürettebattan öğrendiğime göre firkateyni gören korsanlar gemideki herkesi güverteye çıkarıp yere yatırıyorlarmış. Ama bu tür davranışlar dışında mürettebatla birlikte çay kahve içiyor, konuşuyorlarmış!..”