Atatürk ve Öğretmen

24 Kasım 2011 Perşembe, 07:13
Abone Ol google-news

Bugün eğitimimiz, dinsel akımın güdümünde, yoğun kadrolaşma ve çağdışı yapıyla boğuşmanın sıkıntısındadır. Binlerce öğretmen adayı atanmayı beklemekte, görevdekiler korku, baskı ve güvensizlik içindedirler.

Atatürk, “Ulusları kurtaranlar, yalnız ve ancak öğretmenlerdir” özdeyişiyle öğretmenlere verdiği değeri belirtiyordu. 1 Kasım 1928, yeni harf devriminin kabulü ve Atatürk’ün karatahta başında yeni harfleri (alfabeyi) insanlarımıza öğrettiği gündür. Ayrıca 24 Kasım’da Atatürk’e “Millet Mektepleri Başöğretmenliği” verildi. Bu nedenle 24 Kasım “Öğretmenler Günü” olarak kutlanmaktadır.

Öğretmenlik; dünyanın en eski mesleğidir. Bilgi verme, eğitme ve öğretme kavramı, bilişim gelişkinliği öğretmenlerin görevidir. Yarınlarımızın güvencesi ve yönlendiricileri, çocuklarımızın eğitimcileri olan öğretmenleri eğitmek, önemli bir konudur. Onlar; “dünyanın en kutsal işini” severek yapıyorlar. Öğretmenliğin mayası sevgi, içeriği anlayış ve hoşgörüdür.

Cumhuriyet’in kazanımlarında, ilke ve devrimleri tanıtmada; ulusal eğitimin tüm sürecinde öğretmenlerin alın teri ve emeği vardır. Atatürk “Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” diyerek, gençlerin sorumluluğunu omuzlarına yüklemişti.

Ülkemizin yoksul, eğitimsiz olduğu günlerden bugünlere kadar, karanlıklardan aydınlığa koşmayı görev bilen öğretmenlerdir. Onlar, alınlarında bilgi, yüreklerinde sevgi ve hoşgörü ile, ülkemiz insanının “yıldız öğretmenleri”dirler. Dünlerde, bilgisizliğin düşmanı oldular. Öğrettiler, eğittiler, yönelttiler ve yol gösterdiler. Yani, karanlıklara ışık oldular.

Geleceğimizin aydınlık, çağdaş yüzü, bilimin, teknolojinin ve sanatın donanımlı rehberi oldular. Zorlu savaşlar sonrası ulaşılan özgürlükçü demokrasi ateşi, eğitim seferberliğiyle ışık topuna dönüştü. Bugünün öğretmen eğitimi, eleştireldir. Öğretmen, “bilgi, sevgi ve deneyimin birlikte işlendiği programlarla yetiştirilmelidir”. Sevgi dağıtan, aydınlatan, güvenilen, inanılan, yenilikçi ve yenileşmeci eğitim, öğretmenlerin yol çizgisidir.

Öğretmenler, yurdun çocuklarına bilgiden taç örerken, insanlığın erdemci, dayanışmacı ve sevgi dolu olmalarını, gönül pınarlarındaki coşkuda yaşatmaktadırlar. Yapıcı, yaratıcı, özverili ve insan haklarına saygılı mesleki yapılarıyla sorumluluklarının bilincindedirler. “Millet mektepleriyle” yaktıkları ışıkla o yıllarda, ülkenin koyu karanlık yüzünü aydınlatan yıldız oldular.

Cumhuriyet’in kuruluşundan bugüne kadarki süreçte, öğretmenler ülkenin siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel sorunlarında çözümleyici katkıda bulundular. İtildiler, sürüldüler, karalandılar, atıldılar, şehit ve gazi oldular. Onlar, ulusal kalkınma, gelişme ve bütünlükte hep vardılar. “Türk anası doğurdu, öğretmenler yetiştirdi.”

“Bir ışık yaktılar karanlığa / Bir umut, bir güven / Kardeşlik ektiler Anadolu’ya / sevgileriyle, eğitimleriyle / Yarınların Türkiye’sini çizdiler öğretmenlikleriyle.”

Ülkenin her köşesinde, göreve koşan öğretmenlerin, mesleki eğitimleri, özlük sorunları, işbirliği ruhu ve formasyonları çözümlenmelidir. İnsan eğitimi ciddi ve önemli bir konudur. Kaliteli, bilgili, ruhsal ve bedensel yönde sağlıklı adaylar öğretmenliğe özendirilmelidir.

Sokrates, “Dünyada her esere paha biçilir, ama öğretmenin eserine paha biçilmez! Çünkü o eser, eğitilmiş insandır” demişti. Bu eğitimin mimarları da öğretmenlerdir. Gelişmiş ülkeler, en büyük yatırımı eğitime ve öğretmene yapmaktadırlar. Ülkemizde ise, öğretmen siyasetin kirli ellerinde yıpratılmakta, ayrımcılığa itilmektedir.

Ülkemiz öğretmeni, bilgili, etkili ve yetkili olacakken, sorunlarıyla boğuşur durumdadır.

Geçim, ulaşım, atanma, yükselme ve yücelme derdi, öğretmenlerin bedenlerinde kasırga sarsıntısı yaratmaktadırlar. Onlar; sağlıklarını, soluklarını, enerjilerini, gençliklerini ve sevgi dolu gönüllerini, çocuklara ve gençlere, severek veriyorlar. “Öğretmenler, uygarlık yolunda, bilgisizliğe karşı açılan savaşta, mutlaka başarı sağlamalıdırlar!..” Atatürk’ün bu özdeyişi hatırlanmalıdır.

Bugün eğitimimiz, dinsel akımın güdümünde, yoğun kadrolaşma ve çağdışı yapıyla boğuşmanın sıkıntısındadır.

Binlerce öğretmen adayı atanmayı beklemekte, görevdekiler korku, baskı ve güvensizlik içindedirler. Yönetim dinci kadronun yandaşlarınca kuşatılmıştır.

Ders kitapları Atatürk, devrim ve çağdaşlık imgelerinden soyutlanmıştır. Atatürk ve devrimi yok sayılmaktadır. Ülke karşı eğitimle yenilikçi ve çağdaş yapıdan uzaklaştırılmaktadır. Öğretmen, öğrenci ve toplum ayrıcalıklı bir eğitimin dişlileri arasında öğütülmektedir.

Sorunlar yumağı ile boğuşan öğretmen, çözümün bir parçası olarak kaçırılsa da depremde şehit olsa da o, aydınlanmanın meşalesidir. Aydınlanmanın önderi, çağdaşlaşmanın rehberi öğretmenin günü kutlu ve mutlu olsun.

İ. Gürşen Kafkas Eğitimci - Yazar