Atölyeler BM gibi

TOBB Konfeksiyon ve Hazır Giyim Sanayi Meclis Başkanı Şeref Fayat: Türkiye’de artık sürdürülemez bir atölye yapısı oldu. Fason üreticiler denetlenemez hale geldi. Çalışanları kontrol edemiyorsunuz, Birleşmiş Milletler gibi her yerde Suriyeli, Iraklı, Afgan var.

16 Aralık 2019 Pazartesi, 02:00
Abone Ol google-news

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Konfeksiyon ve Hazır Giyim Sanayi Meclis Başkanı Şeref Fayat, perakende tarafı dahil edildiğinde hazır giyim ve konfeksiyonda 2 milyon kayıtlı istihdam bulunduğuna işaret ederek kayıt dışı çalışanlarla bu sayının 3 milyonu bulduğunu söyledi. 

Türkiye’de genç işsizliğinin yüzde 27’yi aştığını, bunların çoğunun üniversite mezunu olduğunu anlatan Fayat, “Ama kimse gelip makineci, ütücü, ara eleman olmak istemiyor. İhtiyaçlara göre eleman yetiştirilmiyor. Gençlerin eğitiminde, fakülte planlamalarında hatta lisede kariyer planlamalarını maalesef çok doğru yapmıyoruz” dedi.

Hazır giyim ve konfeksiyonda kapasite kullanımının sınırına geldiğini anlatan Fayat, “Yatırım yapmak için bir ortam var mı o biraz sıkıntı. Faizlerin düşmesi olumlu ama tedirginlik bitti, her şey tamam diyemiyoruz. Hem dış ilişkilerde hem de komşu ülkelerdeki ilişkilerde kafalar çok net değil. Bunları düşününce yatırım için temkinli olunuyor” ifadesini kullandı.

İç piyasadaki daralma sebebiyle birçok firmanın ihracata yöneldiğini, bu nedenle ihracat pazarında daha kırıcı bir rekabet yaşandığını ve hazır giyim ihracatı birim fiyatının yüzde 8-10 gerilediğini vurgulayan Şeref Fayat ile Türkiye hazır giyim pazarının sorunlarını ve çıkış yollarını konuştuk.

KIRICI REKABET 

- 2019’un sonuna geldik, hazir giyim konfeksiyon nasıl bir büyüme grafiği sergiliyor?

İç piyasadaki daralma sebebiyle çok fazla yeni ihracatçı girdi piyasaya. Bu nedenle daha kırıcı rekabet oldu. İhracatta geçici haksız bir rekabetle karşı karşıya kaldık. Bu dönemde hem döviz çok hareketliydi hem de alıcı firmalar fiyatlarda indirim istedi. Yeni ihracatçı firmalar nedeniyle fiyatlar indi. Hazır giyim ihracatında birim fiyatı maalesef yüzde 8-10 düştü. İhracat miktar olarak ise yüzde 10 arttı. Fiyat 15 dolarlardan 13.5 dolara kadar indi. Ama buna rağmen 2019 kısmen büyümenin yaşanacağı bir yıl olacak bizim açımızdan. Sanayi büyümesini sağlayan üç sektörden biri hazır giyim oldu. 2019 ihracat yapanlar için iç piyasaya bağımlı kalanlara göre daha iyi geçmiş olmakla birlikte ihracattaki birim fiyatlarındaki düşüş iyi olmadı. Sektör bu yılı yüzde 1-2’lik bir ihracat artışıyla kapatacak.

Birçok firmanın yatırım arefesinde olduğunu da görüyoruz, çünkü kapasite kullanımında sınıra gelindi. Yatırım yapmak için bir ortam var mı o biraz sıkıntı. Çünkü yatırım yapmayı düşünen birçok firma mevcut finansal pozisonlar kredi maliyetleri yüzünden temkinli yaklaşıyorlar.

- Kırıcı rekabet sadece fiyat indiriminde mi yaşandı, müşteri kaybı da sözkonusu oldu mu?

Bazen yurtdışındaki alıcılar 10-20 kuruş için bile imalatçı değiştirilebiliyor. Bu hep olur. İlk kez ihracat pazarına giren firmalar çok da doğru maliyet analizi yapmadan fiyat verdiler. Maalesef krizdeki o yüksek kurları veren firmalar oldu. Bunlar çok hatalı şeler. Biz doların 7, Avro’nun 8 TL olduğu dönemde bile firma olarak doları 5.30 Avro’yu 6 lira alıyorduk. Hâlâ öyle alıyoruz. Kendimizi riskten bu şekilde koruyoruz.

TEMKİNLİ OLACAĞIZ

- 2020 için öngörüler neler?

- Temkinli olacağımız bir yıl olacak. Çok büyük büyüme beklemiyorum. Bir seçim olmadığını ve işlerin normal gittiğini varsaysak bile Türkiye’de hazır giyimdeki büyüme yüzde 5’i geçmez. Ama bir erken seçim ihtimali olursa dövizde bir hareketlenme olacaktır. Firmalar gelecek dönem için nakite ve giderlere odaklansınlar. Müşteriye çok yakın olsunlar.

YATIRIMCI ÜRKÜYOR

- Şu anda yatırım iştahının olmaması sadece maliyetlerin yüksekliğine mi bağlı, Türkiye’nin içinde bulunduğu durum yatırımcıyı nasıl etkiliyor? Neler endişelendiriyor sizi?

Tabii ki etkiliyor. Jeopolitik durum endişelendiriyor. Suriye ile olan ilişkiler, birçok komşumuzla iyi olmayan ilişkiler... Libya’ya asker gönderiyoruz denmesi bile yatırımcıyı ürkütür. ABD’nin hâlâ kendi parlementosunda bazı yaptırımları konuşuyor olması bunları etkiliyor. Yarın tekrar dövizde bir atak olacak mı? İçeride faizlerin düşmesi olumlu ancak tedirginlik bitti her şey tamam diyemiyoruz. Hem dış ilişkilerde hem de komşu ülkelerdeki ilişkilerde kafalar çok net değil. Bunları düşününce yatırım için temkinli olunuyor. Yatırımlardaki düşüşü hem ara malı hem de makina ithalatında görüyoruz. Bugün dış ticaret açığımız azaldı diye seviniyoruz ama Türkiye’nin ithalata bağımlı ihracat yaptığını unutmamak gerekiyor.

- Sektör olarak hangi ürünleri ithal ediyorsunuz?

Pamuk dışı elyaflarda çok ciddi dışarıya bağımlılığımız var. Özellikle polyester ipliği hammaddesinin girişindeki antidampingiler yüzünden üretimi fasonlara yaptıran firmaların yurtdışındaki rakiplerine göre daha yüksek fiyatlar ödemesine neden oluyor. Dahilde işlem piyasası çok iyi işlemiyor. Bazı büyük markalarımız sadece perakendeci olduğu için fason ürettirdikleri için dahilde işlemi kullanamıyorlar. Türkiye’nin bu sorunu çözmesi gerekiyor. Bunun çözülmesi için bir çalışma yapıyoruz. Bunun için Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’tan randevu da istedik. Türkiye’nin büyük markalarının da bu ürünlere rekabetçi bir fiyatla ulaşması gerekiyor. Kendi markalarıyla ihracat yaparken önündeki bu engel kaldırılmalı. 

ÜTÜCÜ BULAMIYORUZ

- İşsizlik çok arttı, sizin sektör ne durumda?

- İstihdamı arttıran bir iki sektörden biriyiz hâlâ. Yatırım iklimi düzeldiğinde istihdama ilk destek veren sektör yine hazır giyim olacaktır.

- Öyleyse nerden geliyor bu yüzde 14’ü aşan işsizlik?

- Yüzde 27’ye yakın genç işsiz var. Çoğu da üniversite mezunu. Burada planlamada çok ciddi sıkıntı var. Bizim sektörde kimse gelip makine başına oturmak, ütü yapmak istemiyor. Ciddi ara eleman, modacı makinacı eksiğimiz var. Gençlerin tercihi değişti. Eğitimde, fakülte planlamalarında hatta gençlerin lisede kariyer planlamalarını maalesef çok doğru yapmıyoruz. İhtiyaçlara göre eleman yetiştirmiyoruz. Yüzlerce fakülte açılıyor. Burada ciddi problem var. 

- Sizin sektörde toplam kaç kişi çalışıyor?

Perakendeyi, hazır giyimi katarsak 2 milyon istihdamımız var. TÜİK’e göre yüzde 45’lik bir kayıt dışılık söz konusu. Biz kayıt dışını da katarsak 3 milyonu aşan istihdam söz konusu.

55 BİN FİRMA

- Atölyelerde çok fazla Suriyeli ya da yabancı uyruklu çalışan var, bu sorun değil mi?

Onlar olmazsa son 3-4 yılda hazır giyimde büyükşehirlerde iş yapılabilir miydi onu da bilemiyorum. Onların da kattığı bir katma değer var. Onlar bir şekilde Türkiye’ye geldiyse entegrasyonun hızlandırılması gerekiyor. Onları istihdama katmayla ilgili prosedürler çok zor. Bunların daha hızlı entegrasyonunu sağlamak gerekiyor. Fasonları denetleyemez hale geliyoruz. Bu nedenle entegre tesislere yöneliyoruz, bu alanlara yatırım yapıyoruz. Artık sürdürülemez bir atölye yapısı oldu. Elemanları kontrol edemiyorsunuz. Birleşmiş Milletler gibi her yerde Suriyeli, Iraklı, Afgan var. Bu da sektörümüzün önemli sorunlarından bir tanesi.

- Kaç atölye var?

55 bin firma var. 37 bini imalatçı. 17 bin ihracatçı var. İhracatın da yüzde 80’ini ilk bin firma yapıyor.

VİETNAM TEHLİKESİ

- Hazır giyim, konfeksiyon ihracatının büyük bölümü Avrupa’ya şimdi ihracat pazarlarında da sıkıntı var, oralarda sıkıntılar derinleşirse B planınız var mı? 

Aslında sıkıştığımız bir dönem yaşıyoruz. Ana ihracat pazarımız Avrupa, ana ülke ise Almanya, şimdi orada da kriz konuşuluyor. Bu hemen tüketime yansıyor. Bu durum bizim moralleri bozdu. Brexit süreci de bize sıkıntı yaratacak. Orada piyasa diken üstünde. Avrupa pazarı bir iki yıl stabil olmakla beraber tekrar toparlayacağını düşünüyorum. Bu dönemde Avrupa’da daha proaktif oluyoruz. ABD’ye bakıyoruz. Tabi ki Türkiye’nin ana pazarı yine yüzde 70 ile Avrupa olmaya devam edecek. Avrupa da kısa vadeli siparişleri bizden almaya devam edecek. Avrupa ile şöyle bir tehlike de var; Vietnam ile de bir serbest ticaret anlaşması imzaladı. Avrupa’da hazır giyim ihracatında önce birinciydik. Sonra Çin geldi ikinci olduk, Bangledeş gelince üçüncü olduk. Vietnam da çok kırıcı geliyor. Vietnam Avrupa’da karşımızda çok güçlü bir rakip olacak. Vietnam ihracatta Avrupa’da bir kaç yıl içinde bizi geçebilir. O yüzden Türkiye’nin hem tekstilde hem hazır giyimde daha teknolojik, fırkındalık yaratacak ürünlere odaklanması gerekiyor. Daha agresif olarak hareket etmemiz gerekecek. Ama yatırımlarımızı daha teknolojik doğaya saygılı yaptığımız müdetçe ana pazarımız bize iş vermeye devam edecektir.

MASRAFLAR KISILMALI

- İç piyasada ne tür sıkıntılar var?

- Tüketici frene basınca, güven düşünce, hazır giyimde de talep azılınca nakit dönüşü çeklerin vadeleri uzamaya başladı. Firmaların kendi sıkıntıları olabiliyor. Dışarıda mağazası olanlar daha iyi durumdalar. Ama tamamen içeriye bağımlı olanlar, çok sert düşüşler yaşayabiliyorlar. Biraz borçluysa şirket, ödediği kiralar da yüksekse sıkıntıya girmeye başlıyorlar. Artık masrafların kısılması gerektiği bir dönemi yaşıyoruz. Firmaların her zaman işler iyi olacak psikolojisine bürünmemesi gerekiyor. Ama Türkiye’de efsunlanmış bir sektör olduğumuzu düşünüyorum. Çok kriz atlattık. Her zaman tedbirli olmak gerekiyor. 

200 KİŞİYE YENİ İSTİHDAM

- Aynı zamanda System Tekstil’in de yönetim kurulu başkanısınız, dünya markalarına denim üretimi yapıyorsunuz, şirket olarak hedefleriniz neler? 

Kırklareli OSB’de 14 bin metrekare alanda fabrika kuracağız. İstanbul’daki üretim yerimizde eksik olan yıkama yatırımı da yapacağız. Onu 2020 Mart’ta açacağız. Haziran, temmuz sonunda İstanbul’daki ütü, kesim, gibi birimlerimizi taşıyacağız. Özellikle yatırım ortamının çok keyifli olmadığı bu süreçte müşterilerin talepleri doğrultusunda yatırım kararı verdik. Doğaya saygılı, daha az su harcayan, daha az kimyasal kullanacağımız bir entegrasyona ihtiyacımız vardı. Sıfır atıkla bir fabrika kuracağız. 3 milyon Avro’luk bir yatırım olacak. Kapasiteti yüzde 100 artıracağız. Fason üretim yerine kendimiz üreteceğiz. 200 kişiye ek istihdam sağlayacağız. Toplamda 300 kişiye çıkacağız.