AVM değil sanat merkezi

Zorlu AVM’nin hemen yanıbaşında açılan ama kısa sürede AVM’yi gölgede bırakan Zorlu PSM 5 yaşında.

17 Mart 2018 Cumartesi, 21:05
Abone Ol google-news

2013’ten bu yana İstanbul’un kültür hayatında önemli bir tutan mekânlardan biri Zorlu Performans Sanatları Merkezi. Özellikle son zamanlarda operadan müzikale, tiyatrodan klasik müzik konserine, sergiden pop müzik konserlerine dek sanatın neredeyse her alanına kucak açan Zorlu PSM’nin Genel Sanat Yönetmeni Murat Abbas’a konuk olduk ve böylesi bir mekânı yürütmenin, yaşatmanın zorluklarını ondan dinledik.

İlk önce Zorlu PSM’nin nasıl tasarlandığıyla başlayalım isterseniz... Yani bu mekân yapılırken bugünkü çeşitlilik, müzikal, tiyatro, opera, galeri vs gibi farklı bölümler hesaba katılarak mı tasarlandı, yoksa bunlar zaman içinde mi gelişti?

Murat Abbas: Burası ilk başta ağırlıklı olarak Broadway gösterilerinin konuk edileceği bir programlama mantığıyla kurgulanmış. Broadway şovları, konserler ve bir de kayıt stüdyosu. Projeyi hayata geçiren ekibin başında da Zorlu Center’ın mimarisinden sorumlu olan mimar Emre Arolat var. Şu anda geldiğimiz noktada gördüğümüz çeşitlilik aslında son üç yılda gelişti. İlk baştaki kurguda yer almayan işlere de evrildi.

Onları da açalım mı biraz?

En önemli değişiklik ya da yenilik Ana Sahne’de sahne üzerinde ayakta konserlerin, etkinliklerin yapılıyor olması. Böyle bir kurgu ilk başta hiç yoktu. Oturmalı ana salon 2 bin 200 koltuk, oturmalı drama salonu 680 koltuk, bir de kayıt stüdyosu, ilk baştaki kurgu bu. Benim göreve gelmemle birlikte doğal olarak bir strateji değişikliği oldu. 55 bin metrekarelik bu mekânın teknik ve lojistik imkânlarının aslında ilk baştaki kurgudan çok daha fazlasını kaldırabilecek bir potansiyele sahip olduğunu gördüğüm için ben oyun planımı yönetime ve aileye sundum, kafamda şöyle şeyler var diye... Daha sonrasında kayıt stüdyosu olarak tasarlanan bölüme de girip baktığımda aslında oranın da bir etkinlik mekânı olarak kullanabileceğini, o alanı -profili de daha gençleştirerek- başka bir dünyaya çevirebileceğimizi düşündüm. Kayıt stüdyosu formatını da bozmadan ama şu anda istendiği anda orada girip kayıt yapılabilir... Klasik müzik olsun, pop müzik olsun, tüm bir albümü kaydedecek olanaklar orada hazır. Ama şu anda orası ciddi bir etkinlik mekânı haline geldi. Yani Zorlu PSM’nin içerisinden 750 - 800 kişi kapasiteli yeni bir mekân doğdu ve bu da profilimizin genişlemesini sağladı.

‘Tiyatroya ilgi yüksek’

Tabii bir de tiyatro var...

Doğru... Kültür sanat sayfalarında çıkan haberlere baktığımızda Türkiye’de tiyatroya ilginin azaldığını görüyoruz ama bu Zorlu PSM dünyası için geçerli değil doğrusu. Çok ciddi bir tiyatro takipçisi var, geçtiğimiz sezon yaklaşık 115 bin bilet sadece tiyatro için satıldı burada. Bu Türkiye şartlarında ve aslında Avrupa şartlarında da çok ciddi bir sayı. Hem takvimsel doluluk oranı çok yüksek tiyatroda hem de tiyatroların seyirci doluluk oranı da kendi içinde çok yüksek. Yaklaşık 10 ay boyunca haftanın 7 günü Drama Sahnesi’nde oyun var. Tiyatroların seyirci doluluklarına baktığımızda da yüzde 92 gibi ciddi bir ortalama görüyoruz. Örneğin Biletix’in Marmara Bölgesi doluluk oranlarına bakarsanız yüzde 55 - yüzde 57 gibi bir sayı görürsünüz, bizdeyse çok daha yüksek. Bu oran aklıma başka bir çılgın proje daha getirdi ama onu henüz gerçekleştiremedik... O da şu; Zorlu PSM ofislerini yıkıp buralardan yeni cep tiyatroları ve bir tane de büyük sayılabilecek, 400 kişilik bir tiyatro salonu daha çıkarmak. Bunu önümüzdeki sene olmasa da mutlaka önümüzdeki 5 sene içerisinde hayata geçireceğiz.

Mekânın büyüklüğü olanakların da sınırsızlığını getiriyor sanki...

Sadece bu da değil, nisan ayında da “Velvet” adlı bir caz kulübümüz olacak. 110 oturma kapasiteli, masaların olduğu, caz gruplarının canlı performanslar sunacağı bir mekân...

Ayrıca galeri alanında dört bölümden oluşan bir projemiz var: Bir radyo stüdyosu (online dijital radyomuz hayata geçecek), bir plak müzik dükkânı, bir merchandise dükkanı ve bir de insanların lap-top’larıyla gelip ücretsiz internetten yararlanıp kahve içebilecekleri bir kafe... Önümüzdeki sezona hazır etmiş olacağız burayı da.

‘Sponsorlar frene bastı’

Ticari açıdan size en güçlü geri dönüş nereden geliyor, tiyatro mu? 

Dünyadaki örnekleriyle kıyasladığımızda Zorlu PSM’nin onlarla benzer bir ekonomisi olduğunu söyleyebiliriz. Bugün New York’taki Lincoln Center olsun, Londra’daki Southbank Center veya Dubai’deki Opera House olsun hiçbiri sadece bilet geliriyle kendini döndüremez açıkçası. Bu Avrupa’da devlet tarafından sübvanse edilen bir alanken, Amerika’da özel şirketlerin bağışlarıyla ayakta duran bir mekanizma. İçeriği sadece bilet gelirleriyle karşılayabilmek bir hayli zor, hele de bizimki gibi sert bir kur baskısının olduğu ülkelerde hepten imkânsız. Burada bilet gelirleri, sponsorluk gelirleri ve Brand Week gibi, Fashion Week gibi biletli olmayan kurumsal etkinliklerden gelen gelirler Zorlu PSM’nin ana gelir kalemleri. Ne yazık ki son 2-3 yıldır sponsorluk yapan kuruluşların önünü görebilmeleri zorlaştığı için frene bastığını görüyoruz.

'Kur zorluyor’

Türkiye’deki belirsizlikle alakalı bir durum değil bu?

Tabii... Bu yüzden de her geçen gün bu işin ekonomisi bizim adımıza zorlaşıyor. Ben göreve geldiğimde 2.22 idi doların kuru, şu anda 3.80’leri geçti... Bizim aldığımız şovlar aynı maliyette, orada bir düşüş yok, ama insanların satın alma gücünde çok ciddi bir yükselme olmadığı için o dönem satabildiğimiz bilet fiyatını bu dönem kurdaki artış oranında artıramıyoruz. Bir müzikal yaptığınızda 240 TL ile 750 TL arasında olması gerekiyor ki bilet fiyatlarının, tapilesin, eşit olsun. O fiyatlara da bilet satma imkânımız yok.

‘AKM ekstra motive eder’

İstanbul’da küçük ve orta ölçekli çok fazla salon açıldı son yıllarda, ama büyük ölçekli salon pek yok. Zorlu PSM hem bu eksiği doldurdu hem de AKM’nin olmadığı bir dönemde operaya, baleye alan açmış oldu. AKM açılınca rekabet mi olacak?

Şunu söyleyeyim öncelikle, AKM’nin hayata geçmesi her şeyden bağımsız olarak çok değerli bir şey. Kişisel olarak çok da mutluyum ayrıca. İnşallah içerik politikasının da düzgün bir şekilde oluşturulacağına inanmak istiyorum. Çünkü içini doldurmadıktan sonra dünyanın en güzel mekânını da yapsanız orası işlemez. Rekabet meselesine gelirsek, rekabet her zaman iyi bir şeydir. Bizi ileriye atar, sadece AKM değil, aslında kültür sanat ve eğlence alanındaki diğer paydaşların da yukarı çıkması gerekiyor ki herkes kendisine bir çekidüzen versin. AKM’nin açılması bizim için ekstra bir motivasyon yaratacaktır.

Gençlere indirimli bilet

Öğrenciler için fiyatlarda bir indirim yapabiliyor musunuz peki? Öğrencilere tabii ki çok daha fazla avantajlar sağlamak istiyoruz. Önümüzdeki sezonla birlikte bunu daha sistematik bir şekilde hayata geçireceğiz, ama şu an itibarıyla da normal biletlere oranla ortalama olarak yüzde 25 indirim hakları var öğrencilerin. Tabii ki gönül ister ki yüzde 50 olsun ama biz imkânlarımız oranında bu şekilde gerçekleştiriyoruz. Önümüzdeki sezon belki son dakika kalan biletleri öğrencilere yüzde 25’in daha üzerinde bir indirimle vermek ve kapıda indirimli bilet uygulamasına gitmek istiyoruz. Onun dışında bir “sadakat” programı projemiz var, gençlere bu konuda da avantajlar sağlayacağız.