Bahçeli'nin içi rahat!

MHP lideri Devlet Bahçeli, '3. Yargı Paketi'yle serbest kalanlar hakkında konuştu: Bizim içimiz rahat, vicdanımız müsterihtir!

18 Temmuz 2012 Çarşamba, 16:04
Abone Ol google-news

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, parti genel merkezinde gündemdeki konulara ilişkin basın toplantısı düzenledi. Türkiye'de adı konulmamış ve ilanı da yapılmamış sosyal, siyasal ve ekonomik mahiyetli bir buhran yaşandığını belirten Bahçeli, maneviyat kaçakçılığı yapan münafıklar zümresinin güçlendiğini, demokrasi karaborsacılığından geçinen ikiyüzlüler koalisyonu şimdilik kazandığını belirtti. Bahçeli, 12 Eylül öncesindeki olaylardan dolayı cezaevinde bulanan ancak 3. Yargı Paketinin yürürlüğe girmesinin ardından tahliyelerine karar verilenlere yönelik eleştirilere dikkat çekerek sözlerine şöyle devam etti:
"Adaletin sağlanmasına ve hukuktaki eşitlik ilkesinin hayata geçirilmesine tahammül edemeyen malum mihrakların, geçmişin kabuk bağlamış yaralarını kaşıyarak tekraren ideolojik saflaşmayı teşvik etmeye çalıştıklarını kaygıyla izlemekteyiz. 12 Eylül öncesinde Marksist ve bölücü kesimin sayısız cinayetleri anayasal düzene karşı işlenen tek suç kategorisine sokularak yalnızca bir cezaya çarptırılması, buna karşılık ülkücülerin suçlanmasına neden olan her olayın adli suç kapsamına alınarak ayrı ayrı değerlendirilmesi geçmişte haksız ve eşitsiz bir uygulamanın ortaya çıkmasına neden olmuştur."

"Bizim içimiz rahat..."

Tahliyenin ardından 12 Eylül öncesinin aşırı uçlarının hezeyan içinde ortalığı velveleye verdiğini, Bahçelievler'deki yedi TİP'linin öldürülmesini tekrar ısıtılarak ülkücü düşmanlığının yeniden hortlatılmak istendiğini savunan Bahçeli, "Klasikleşmiş ve klişe haline gelmiş bu bayat taktiklerin, ajitasyona dayalı bu tahrik kampanyasının milletimizin gönlünde makes bulması elbette mümkün değildir. Bu itibarla bizim içimiz rahat, vicdanımız müsterihtir. Ancak yıllardan beridir devamlı surette 12 Eylül'den önce Marksistlerin, devrimcilerin ve bölücülerin mağdur, milliyetçi-ülkücü hareketin ise saldırganlığın adresi olduğu tezi ve iftirası gündemde tutulmuştur. Sanki devrimciler sütten çıkmış ak kaşık gibi takdim edilmiştir" diye konuştu. Katillik ifadesinin hakaret olarak değerlendiren Bahçeli, katilliğin kabul edilemez bir hakaret ve suçlamayla ülkücüleri yan yana getirmeye çalışanların önce sicillerine bakmalarını ve kanına girdikleri milliyetçilerin vebalini ödemelerini istedi.

Bahçelievler olayının üzerinde tezgâh kurarak ülkücü avına çıkan ahlaksızların, 1980 öncesinde binlerce milliyetçi-ülkücüye nasıl kıyıldığını hatırlamaya çalışmalarını isteyen MHP Lideri, 18 Eylül 1979 tarihinde Adana Endüstri Meslek Lisesi Lojmanlarında altı ülkücü öğretmenin katledildiğini ve 15 Mart 1978 tarihinde Ümraniye'de, beş ülkücü işçiye düzenlenen saldırıyı kimselerin hatırlamadığını belirten Bahçeli, bu saldırıların faillerinin idam ve müebbet cezası almadan belli bir süre cezaevinde kaldıktan sonra salıverildiğini savundu.

"Yalnızca meşru müdafaasını yapan ülkücüler katil"

"Ölümde bile taraf tutan, kinlerini dökülen kanlarla bileyen merhametsiz ve sevimsizler üzülerek görüyorum ki her fırsatı değerlendirerek milliyetçi-ülkücü hazımsızlığı zinde ve diri tutmaktadırlar. Bunlar için 30 bin kişinin katili İmralı canisi bile özgürlük ve hak mücadelesi veren ve serbest kalması gereken birisidir ama geçmişte yalnızca meşru müdafaasını yapan ülkücüler katildir"
diyen Bahçeli, şu değerlendirmede bulundu:
"12 Eylül öncesindeki hadiselerden belli bir süre sonra bölücü ve yıkıcı militanlar zaman aşımından yararlanarak serbest kalırken, hukuki yaptırıma uğramış olan dava arkadaşlarım yıllardan beri cezaevinde kalmak durumunda kalmışlar ve cezalarını çekmişlerdir. Bundan sonra bu kişilere hala katil yaftası vurulması büyük bir izansızlık ve vicdansızlıktır. Bu marazi, sakil ve sefil bakışın yanlılığı demokrasinin, insan hak ve özgürlüklerinin tahrip edilmesine de ortam hazırlamıştır. Hükümetin ideolojik nakille monte edilmiş bir bakanın serbest kalanlar için dile getirdiği; 'vicdan azabı çekiyorum' ifadeleri gerçekten de samimiyse, bu şahsın gereğini yapıp görevinden istifa etmesi erdemli ve makul bir davranış olarak değerlendirilecektir."

Geçmişin acı hadiseleri üzerindeki kapakların kaldırılması konusunda ısrar edenlere Meclis'te inceleme komisyonu kurulması çağrıda bulunan Bahçeli, mazilerinde pişmanlık bulunmadığını, davalarına inanmışlığın aziz hatıralarının bulunduğunu kaydetti. Bahçeli, "Israrlı olurlarsa bu kendi bilecekleri bir şeydir ve milliyetçi-ülkücü hareketin herhangi bir şeyden korkması ve çekinmesi hiçbir şart altında söz konusu olmayacaktır" diye konuştu.

"AKP başında iyi idare ettiği krizin ortasında tökezlemiştir"

Bahçeli, 22 Haziran Cuma günü, keşif görevi amacıyla Malatya'dan havalanan askeri uçağın düşürülmesinin üzerinden 26 gün geçtiğini ve bu süre zarfında uçağın nasıl ve ne şekilde düştüğüyle ilgili beyanatlardaki kabarıklık ve kafa karışıklığının son derece dikkat çekici olduğunu kaydetti. Olayın "Suriye tarafından düşürüldüğü" ifadesinden, "Suriye tarafından düşürüldüğü iddia olunan" noktasına geldiğini, düşürülen uçakla ilgili hükümetin zor durumda bırakılarak elinin zayıflatılmasını doğru ve meşru görmediklerini belirten Bahçeli, resmi makamlar tarafından açıklanan görüş ve bilgilere itibar ettiklerini ifade etti.

Verilen her demeç ve yapılan her açıklamanın şüphe ve soruları da beraberinde getirdiğini söyleyen MHP Lideri, "AKP hükümeti başından iyi idare ettiği krizin ortasında tökezlemiş ve şaşkına dönmüştür. İşin bir diğer hazin tarafı ise, Doğu Akdeniz'deki bir enkazımıza ulaşacak teknik güç ve imkâna hala sahip olamayışımızdır. Biz bir uçağına bile sahip çıkamayan, hakkını arayamayan ve nelerin yaşandığını belirleyemeyen çadır devleti değiliz ve hiç de olmaya niyetimiz yoktur" değerlendirmesinde bulundu.

Çok tehlikeli bir sınıra dayanan Suriye'yle ilişkiler konusunda da aklıselimin ve sağduyunun yörüngesinden ayrılmamanın, başkalarının kışkırtmalarına gelmemenin AKP'nin öncelikli hedefi olması gerektiğini belirten Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın bugünkü Rusya seyahatinin de önemi dikkat çekti.

"Rusya ziyareti önemli"


Bahçeli, "Türkiye'yi Suriye çıkmazına küresel güç merkezlerinin iştahı ve telkinleriyle getiren Başbakan'ın, Rusya'dan ne alacağı, ne duyacağı ve hangi mesajları götüreceği de kısa zaman içinde daha iyi anlaşılabilecektir. Başbakan Erdoğan ve hükümeti, ezbere hareket etmekten kaçınmalı, yüksek perdeden konuşmayı bırakmalı ve önce Türk milletinin emniyetine ve varlığına halel getirmemelidir" dedi. Suriye merkezi yönetimi ve muhalifler arasındaki mücadelenin tarafı olmaktan vazgeçmesi için AKP'ye çağrıda bulunan Bahçeli, Erdoğan'ın piyon, taşeron ve figüran rollerinden sıyrılarak gerçek ve inandırıcı bir güç olmak için harekete geçmesi önerisinde bulundu.


"İmralı canisine özgürlük kampanyaları hükümetin müsamahakâr tavrı altında sürdürülmektedir"

Diyarbakır'da, BDP'nin, düzenlemek istediği miting nedeniyle çıkan olaylara dikkat çeken Bahçeli, şu değerlendirmede bulundu:
"İmralı canisine özgürlük kampanyaları hükümetin müsamahakâr tavrı altında sürdürülmektedir. Bu sürecin milletimize artan dozlarla kabul ettirilmesi, sıradan görülmesi ve kanıksanması için her çirkinlik sergilenmektedir. Nihayetinde AKP, BDP, PKK ve Zana arasındaki paslaşmalar buna dönüktür. Amaç bebek katili üzerindeki tecridin kaldırılması ve serbest kalmasıdır. Bu uğurda işbölümü yapılmıştır. Aslında her şey belli ve nettir. Kimin neyi istediği ve kimin nerede durduğu açıktır. PKK'nın meşrulaşması, teröristlerin affedilmesi ve terörün devlete üstünlük kurması için yoğun bir rekabet vardır. Bölücülük gittikçe derinlere kök salmakta ve cüret kazanmaktadır. Başbakan Erdoğan bölücü milletvekili Leyla Zana üzerinden sinsi niyetlerine kılıf aramaktadır. Bu bölücü zihniyete sahip ve destek çıkan Başbakan, Zana'nın fikirlerini ve hedeflerini de bir yönüyle onaylamakta ve kabul etmektedir.
"

HSP'nin AKP ile birleşmesini de değerlendiren Bahçeli, AKP'nin küçük partileri yutarak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlandığını, bölücü halkayı da yanında tutmak için hazırlıklar yaptığını savundu. Erdoğan'ın tutuklu milletvekillerinin hakkını çiğnendiğini belirten Bahçeli, "Başbakan Erdoğan, zannederim İstanbul milletvekilimiz Sayın Engin Alan'ın partimize katıldığında serbest ve özgür birisi olduğunu unutmuştur. Bunun için kendisinin hafıza tazelemesine ihtiyacı vardır" dedi.

"Yolsuzluk, kayırmacılık, haksızlık çemberi genişledi"

En son yapılan KPSS sınavındaki şayialar ve şaibelerin her şeyin kokuştuğunu tekrar gözler önüne serdiğini savunan MHP Lideri, ÖSYM'nin adeta usulsüzlüğün ve haksızlığın ağırlık merkezi olduğunu ileri sürdü. Bahçeli, AKP iktidarı döneminde yolsuzluk, kayırmacılık, haksızlık ve usulsüzlük çemberi giderek genişlediğini ve her alana sirayet ettiği iddiasında bulundu. Bahçeli, "Yandaşların kurduğu sınav çeteleri, bölücü odakların çevirdikleri dolaplar KPSS rezaletinin adeta kısa hikâyesidir. Bize göre sınavlarda kanunsuzluklara ve ahlaksızlıklara müsaade etmeyen bir irade mutlak anlamda hayata geçmeli ve geçirilmelidir. Milyonlarca kardeşimizin hakkını yemek kimsenin haddi değildir. AKP hükümetinin buna seyirci kalması ise daha büyük bir felakettir. Kopyacılar bulunmalı, sınav yolsuzlukları bertaraf edilmeli ve çalışanın hakkı gasp edilmemelidir" diye konuştu.

Turunçgiller benzetmesi

Bahçeli gündeme ilişkin konuları değerlendirmesinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bahçeli, "Başbakan Erdoğan'ın Rusya ziyaretinin ardından muhalefet partilerine bilgilendirme yapması yönünde bir talebiniz var mı" şeklindeki soruyu, "Bizim açımızdan bir bilgilendirmeye ihtiyacımız yoktur. Olayları çok yakından takip ediyoruz. Ama Başbakan son gelişmeler doğrultusunda tekrar muhalefeti bilgilendirerek Türkiye'nin nasıl bir tavır geliştireceği konusundan yeni bir stratejiye ihtiyaç duyuyorsa ona da katkı sağlamaya çalışırız" ifadeleriyle yanıtladı. "HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş'a AKP'den yapılan davet ardından, ülkücü tabana da bu yönde bir davet gelme ihtimalini nasıl değerlendirdiği sorusuna" ise Bahçeli, şöyle cevapladı:
"Son günlerde siyasi partilerin hedeflerine ulaşmaları noktasında geliştirecekleri büyüme stratejilerini yakından takip ediyoruz ama fazla da önemsemiyoruz. Ancak, siyasi hayatımızda turunçgiller familyası genişletiliyor. Malum turunçgiller içerisinde, turunç, limon, greyfurt ve portakal bulunmaktadır. Turunçgiller familyası kapsamı içerisinde kimlerin olmasını arzuluyorsa, Başbakan'ın daveti yerinde olacaktır diye düşünüyorum."