Balyoz tahliyelerinin gerekçesi açıklandı

Balyoz Planı soruşturması kapsamında eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan ve emekli Korgeneral Engin Alan'ın da aralarında bulunduğu 14 kişinin tahliye edilmesine ilişkin kararın gerekçesi açıklandı.

21 Haziran 2010 Pazartesi, 10:08
Abone Ol google-news

İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi üye hakimi Yılmaz Alp tarafından verilen kararın gerekçesinde; ''Eylemin aşaması dikkate alındığında şüpheliler lehine suç vasfının değişme olasılığı da mevcuttur. Mevcut deliller doğrultusunda şüphelilerin katıldıkları ya da görevlendirildikleri Balyoz seminer planında, yapılması planlanan eylemlerin icra hareketlerinin gerçekleştirildiğine ilişkin somut olgular bulunmamaktadır'' denildi.

Avukatlarca yapılan tutukluluğa itiraz başvuruları üzerine soruşturma kapsamında tutuklanan 14 kişiye ilişkin tahliye kararı avukatlara dağıtıldı.

Kararda, Albay Hanifi Yıldırım'ın 3 Haziran, emekli Tümgeneral Nuri Ali Karababa ve emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri'nin 7 Haziran, Korgeneral Yurdaer Olcan ve Albay Bülent Tunçay'ın 9 Haziran, emekli Korgeneral Engin Alan'ın 10 Haziran, Tümamiral Ali Semih Çetin, Tümgeneraller İhsan Balabanlı, Bekir Memiş, Abdullah Dalay, eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, albaylar Yüksel Gürcan ile Mustafa Önsel'in 11 Haziran ve Yarbay Ali Rıza Sözen'in de 14 Haziran 2010'da avukatları aracılığıyla İstanbul Nöbetçi 9. Ağır Ceza Mahkemesine tutukluluğa itiraz başvurusu yaptıkları belirtildi.
 

Tutuklama bir tedbirdir

Söz konusu başvurular nedeniyle mütalaası alınan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca tahliye taleplerinin reddi konusunda görüş bildirildiği kaydedilen kararda, Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (CMK) 100. Maddesi'ne atıf yapılarak, ''CMK'nın 100. Maddesi gereğince tutuklama bir tedbirdir'' ifadesi kullanıldı.

CMK'nın 102/2. Maddesi'ne göre de, tutuklama nedenlerinin hangi hallerde var sayıldığının düzenlendiğinin ve CMK'nın 100/3. Maddesi'nde tutuklama nedeninin var sayılabileceği suçların tahdidi olarak sayıldığı belirtilen kararda, şu ifadeler yer aldı:
''Şüpheliler yönünden, dosyada mevcut deliller kapsamında CMK'nın 100/2. Maddesi'nde belirtilen tutuklama nedenleri mevcut değildir. Şüphelilerin soruşturma aşamasındaki davranışları, sosyal statü ve konumlarına göre kaçma olasılıklarının bulunmadığı, delillerin toplanmış olması itibariyle delillerin yok edilmesi, gizlenmesi ve değiştirilmesi ile tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması hususunda kuvvetli şüphe bulunmamaktadır.

Eylemin aşaması dikkate alındığında, şüpheliler lehine suç vasfının değişme olasılığı da mevcuttur. Mevcut deliller doğrultusunda şüphelilerin katıldıkları ya da görevlendirildikleri 'Balyoz seminer planında', 'yapılması planlanan eylemlerin icra hareketlerinin gerçekleştirildiğine ilişkin somut olgular' bulunmamaktadır. Bu durumda şüpheliler hakkında Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 316. Maddesi'nin uygulanması söz konusu olabilecektir. Suç için anlaşma olarak düzenlenen suç, CMK'nın 100/3. Maddesi'nde sayılan tutuklama nedeninin var sayılabileceği suçlardan da değildir.''

Anayasa'nın 2. Maddesi'ne de atıf yapılan kararda, hukuk devletinin, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan herkese hukukun eşit olarak uygulanması anlamını taşıdığı ve bu hususun da Anayasa'nın 10. Maddesi'nde kanun önünde eşitlik başlığı altında düzenlendiği vurgulandı.

Soruşturma kapsamında aynı suç isnadıyla soruşturulan bir kısım şüphelilerin tutuklandığı ve bir kısım şüphelilerin de gözaltına alınmadan sorgu talebiyle, nöbetçi hakimliğe dahi sevk edilmeden serbest bırakıldığı hatırlatılan kararda, şüphelilerin ''Türkiye Cumhuriyeti yürütme organını cebren iskat ve vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs'' suçundan tutuklandıkları, şüpheli emekli Tümgeneral Nuri Ali Karababa'nın da, ''silahlı örgüt üyesi olmak'' suçlamasıyla tutuklandığı hatırlatıldı.
Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni onaylamış ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) yargı yetkisini tanımış olduğu ve bu hususun Anayasa'nın 90. Maddesi ile kabul edildiği aktarılan kararda, AİHM'in 1996'da Ilijkov-Bulgaristan davasında, tutukluluğu haklı kılacak nedenlerin gerekçelerinin açıklandığı ve bu kararda Clooth-Belçika, Müller-Fransa ve Labita-İtalya davalarına atıf yapıldığı kaydedildi.
 

Şüphelilere adli kontrol kararı verilmeli

CMK'nın 109/1. Maddesi'nde adli kontrole konu olabilecek yükümlülüklerin açıklandığı kaydedilen kararda, ''işin önemi, verilmesi beklenen ceza, delil durumu, tutuklulukta geçen süre ve Anayasa'nın 13. Maddesi'nde gösterilen ölçülülük ilkesi göz önüne alınarak şüphelilerin yurt dışı yasağı konularak adli kontrol altına alınmalarının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Anayasa'nın 2, 10, 13 ve 90. maddeleri, AİHM kararları, CMK'nın 100 ve 109. maddelerinin amaç ve içeriklerine uygun olacağı kanaati''ne varıldığı anlatıldı.

Kararda, şüphelilerin tutuksuz yargılanmalarının, yargılamanın amacına ulaşmasına engel olmayacağı ve tutuklamanın bir tedbir olma niteliği ile şüphelilerin tutuklulukta geçirdiği süreler de dikkate alınarak, Tümamiral Ali Semih Çetin, Korgeneral Yurdaer Olcan, Tümgeneraller İhsan Balabanlı, Bekir Memiş ve Abdullah Dalay, eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli Tümgeneral Nuri Ali Karababa, emekli Korgeneral Engin Alan, emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri, Yarbay Ali Rıza Sözen, albaylar Hanifi Yıldırım, Yüksel Gürcan, Mustafa Önsel ve Bülent Tunçay'ın tahliye edilmesine ve bu şüpheliler hakkında yurt dışı yasağı konularak adli kontrol uygulanmasına karar verildiği bilgileri yer aldı.

Öte yandan; önceki bilirkişi raporlarından kaynaklanan çelişkiler nedeniyle talep üzerine, TÜBİTAK görevlisi 3 bilirkişiye yeniden yaptırılan incelemede, ''17 adet CD imajı ve 2 CD'den kopyalanan dosyalarda, önceki çelişkilerin teknik bir çelişki göstergesi ve sahtecilik bulgusu olmadığı sonucuna varıldığı'' belirtildi.