"Başbuğ'u Yüce Divan yargılamalı"

Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, İlker Başbuğ'un tutuklanmasını değerlendirdi.

06 Ocak 2012 Cuma, 19:13
Abone Ol google-news

Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Başbuğ’un tutuklanmasını değerlendirirken, “Terör örgütü yöneticisi olmak suçlaması bir Genelkurmay Başkanı’na atfedilecek en kötü suçlamadır” dedi. Başbuğ’a yüklenen “darbeye teşebbüs” suçlamasının cebir kullanılma ve teşebbüsün unsurlarının yerine gelmesi kaydıyla ileri sürülebileceğini dile getiren Kanadoğlu, “Yani elverişli biçimde icrai hareketin başlaması gerekiyor. Şimdi burada yani internet andıcında icrai hareket nedir, cebir şiddet var mıdır?” diye sordu. Kanadoğlu, kaçma ve delilleri karatma ihtimalinin olmadığını belirterek, Başbuğ’un tutuksuz yargılanmasının amaca daha uygun olacağını vurguladı.

‘Andıç görev suçudur’

Kanadoğlu, Başbuğ hakkındaki soruşturmada “Yüce Divan mı yoksa özel yetkili mahkemeler mi yetkili” tartışmasına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Anayasanın 148. maddesi 12 Eylül 2010’da değişti. Görevle ilgili suçların Yüce Divan’da yargılanacağı kurula getirildi. Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve jandarma genel komutanı da buna dahil edildi. Şimdi burada İlker Başbuğ, işlendiği iddia edilen internet andıcı suçunu kendi görevinin sağladığı olanaklarla mı işledi? Bu sorunun cevaplanması gerekir. Elbetteki Genelkurmay Başakanı olmasının getirdiği olanak ve yetkilerle ortaya çıkan bir suç olabilir bu. O halde burada yetkili ve görevli olan Yüce Divan’dır, yani Anayasa Mahkemesi’dir. Bu Yüce Divan’ın savcısı da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’dır.”

‘Yargı yürütmeye bağlı’

İlker Başbuğ’un geçmişteki, özellikle cematlere yönelik açıklamalarının anımsatılıp, “Tutuklamada siyasi bir yön veya öç alma duygusu seziyor musunuz” sorusu üzerine Kanadoğlu, “12 Eylül’de yapılan anayasa değişikliği yargı bağımsızlığını ortadan kaldırdı. Onun için bağımsız bir yargı bahse konu olduğu anda bu konuda değerlendirme yapmak mümkün olur. ‘Bugün yargı bağımsızdır’ demek gerçeğin ifadesi değildir. Bu itibarla her şeyden önce bağımsız yargının oluşturulması için herkesin gayret sarfetmesi lazım. Yeni bir anayasa yapmaktan bahsediliyor. Bir anayasa değişikliği ile bunu sağlamak çok kolay ama olanaksız. Çünkü siyasi iktidar bu tür kendisine, yani yürütmeye bağımlı bir yargıyı arzu ettiğini açıkça ortaya koyuyor. İktidar yeni anayasa yapılırken, daha önce referandumda kabul edilen maddelere dokunulmayacağını açıkca ifade etti” diye konuştu.