Başkanlara "polis basarsa" eğitimi

CHP lideri Kemal Kılçdaroğlu, CHP'li belediyelerin baskı altında olduğunu belirterek, anamuhalefet partisinin belediye başkanlarına, 'polis belediyenizi basarsa neler yapacaksınız' diye eğitim veriyoruz, bu utanılacak bir şey değil mi? dedi.

03 Haziran 2012 Pazar, 15:13
Abone Ol google-news

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Celal Atik Spor Salonu'nda yapılan CHP İzmir İl Başkanlığı 34. Olağan İl Kongresi'nde konuştu.

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin tüm uygulamalarının altına imza attığını ifade eden Kılıçdaroğlu, ''İzmir'den Recep Tayyip Erdoğan'a çağrıda bulunuyorum, güvendiğin hangi belediye başkanı varsa göster, ben de Sayın Kocaoğlu'nu göndereceğim, istediğin televizyon kanalında yarışsınlar'' diye konuştu.

 

"CHP'li belediyeler baskı altında"

Kılıçdaroğlu, CHP'li belediyelerin baskı altında olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

''Her türlü baskıya rağmen bizim belediyelerimiz görevlerini yapıyorlar. İstanbul'da belediye başkanları ile bir toplantı yaptım. O toplantının basına kapalı bölümünde şu bilgiler vardı; 'polis belediyenizi basarsa neler yapacaksınız'. Demokrasinin olduğu ülkede, anamuhalefet partisinin belediye başkanlarına, 'polis belediyenizi basarsa neler yapacaksınız' diye eğitim veriyoruz, bu utanılacak bir şey değil mi? Ama AKP iktidarı zorunlu olarak böyle bir dersi gündeme almamıza neden oldu. Sakin olacaksınız, avukat çağıracaksınız, imza attığınız tutanağı okuyacaksınız gibi temel bilgiler verdik. Çünkü AKP ve onun yönetim anlayışına güvenmiyoruz, güvenmediğimiz için belediye başkanlarımızı güvence altına almak istiyoruz.''


''İzmir'e engel olmayın''

İzmir'in dünyada en çok gelişen 4. metropol olarak gösterildiğini belirten Kılıçdaroğlu, İzmir'in önündeki en büyük engelin AKP iktidarı olduğunu söyledi.

Kılıçdaroğlu, ''AKP iktidarının engeller çıkarmaması halinde İzmir'in gelişiminin artacağını'' ifade ederek, ''Açıkça söylüyoruz, elini İzmir'den çeksin, engel olmasın, İzmir'e sunulan hizmet ikiye üçe katlanacak. Bunu, ben taahhüt ediyorum. Elinizi İzmir'den çekin. İzmirli belediye başkanlarını bırakın, bakın nasıl çalışacaklar'' diye konuştu.

İzmir'in kentsel dönüşüm projelerinin Bakanlar Kurulu tarafından aylardır onaylanmadığını, başka belediyelerin projelerinin ise kısa sürede imzalandığını belirten Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''İster polis, ister kaymakam, ister valinizle gelin, mücadeleyi 'AKP devleti'ne karşı veriyoruz. Tek parti iktidarı var. Yargı, vali, kaymakam, yasama organı emrinde. Demokrasiyi savunan tek güç var bu ülkede, o gücün adı Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Beceriksiz ve bereketsiz iktidarla karşı karşıyayız. İki büyük metropol onların elinde İstanbul ve Ankara. O kadar beceriksizler ki, metroyu yapamadılar, Başbakan baktı rezil olacağız dedi, bu işi Ulaştırma Bakanlığı'na devredelim dedi. İzmir ne yapıyor, devletten beş kuruş almadan, aslanlar gibi çalışıyor. Biz ülkeyi en sağlıklı yönetecek partiyiz. Bizim kadrolarımız çalışkanlığı ile özverisi ile bilgi birikimi ile AKP'nin bütün kadrolarının üstündedir, altına imzamı atıyorum. CHP cebine çalışan parti değil, CHP'li belediye başkanları kendilerine çalışan değil. CHP, bir siyasal parti olarak ülke çıkarları için insanı için mücadele eder, mutlu yaşaması için çalışır, üretir, çaba harcar. CHP'li belediye başkanları da kendileri için değil, halkı için çalışırlar, aramızdaki temel fark budur.''

İzmir'deki CHP'li belediyelere yönelik yapılan incelemeleri ve açılan soruşturmaları eleştiren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

''Neredeyse Ankara'da müfettiş kalmadı, tamamını İzmir'e gönderdiler, denetlemezseniz namertsiniz, sizden korkmuyor, çekinmiyoruz. CHP'yi kuran kadrolar, Batı'nın emperyalist güçleri ile savaşan kadrolardır, Recep Tayyip Erdoğan, sen önce bunu bil. Korku bizim kitabımızda yok. Biz haklıyız, haklı davamızı her ortamda savunuruz, kim olursa olsun, ne olursa olsun. Halkı korkutmak istiyorsun, telefonlarını dinliyorsun, ne yaparsak yap hiçbir CHP'li senden çekinmeyecektir, senden korkmayacaktır.''

 

Toplu sözleşme görüşmeleri

Kılıçdaroğlu, memurlarla hükümet arasındaki toplu sözleşme görüşmelerine de değinerek, memurlara grevli toplu sözleşme hakkı tanınması gerektiğini söyledi.

Toplu sözleşme görüşmesi sürecindeki tutumu nedeniyle yetkili konfederasyon Memur-Sen'i eleştiren Kılıçdaroğlu, ''AKP iktidarının yalakalığını yapan, her söylediğine haklısınız diyen bir memur sendikası, demokratik bir ülkede toplu sözleşme yapamaz. O verilen talimatları yapar'' dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, demokrasinin ve düşünce özgürlüğünün, herkesin üzerinde özlemle durduğu, üzerine titrediği bir konu olduğunu ifade etti.

Bu noktada CHP'nin, Türkiye'ye demokrasiyi getiren parti olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, ''CHP, cumhuriyeti kuran partidir, Türkiye'ye sosyal demokrat kültürü getiren partidir. CHP'li olmak kolay değildir, CHP'li olmak için önce Kuvayi Milliye ruhuna sahip olmak gerekir. CHP'li olmak için önce insana saygı duymak, halka hesap vermeyi kabul etmek, basın özgürlüğün savunmak gerekir. Tutuklu milletvekilinin bu ülkede ayıp olduğunu kabul etmek gerekir. CHP'li olmak için eleştiriye tahammül etmek gerekiyor'' dedi.

Kılıçdaroğlu, Türkiye'de gelinen noktada, düşünce özgürlüğü bakımından utanç verici bir durum yaşandığını belirterek, şöyle konuştu:

''Silivri, sadece Türkiye'nin değil, demokrasiyi yaşayan bütün ülkeler için yüz kızartıcı tablodur. Böyle bir tabloyu içimize sindiremiyoruz, kabul etmiyoruz. Yazarı, düşünürü hepsi hapiste, ortak paydaları, AKP'ye karşı çıkmaları. Demokrasiyi ve özgürlük getirecek bir parti var, o partinin adı Cumhuriyet Halk Partisi'dir, herkes bunu böyle bilsin.

Bu ülkenin geleceğinde aydınlar olacaktır. Yeni Şafak yazarı, kendilerini eleştirdi diye işine son veriliyor. Bizim gibi düşünmeyenlerin de özgürce düşündüğü Türkiye istiyoruz. Size ilginç örnek vereceğim; Fenerbahçe'nin meşhur futbolcusu var, Aleks; soruyorlar 'başkan içeri atıldı ne düşünüyorsun?' Cevabı şu, 'düşüncelerimi açıklarsam ben de Başkan'ın yanına giderim' diyor. Şu ülkenin geldiği hale bakın.''
 

Tutuklu milletvekilleri

Kılıçdaroğlu, hükümetin medyaya büyük bir baskı uyguladığını belirterek, 72 gazetecinin hapiste olduğunu söyledi.

Gazetecilerle birlikte Türkiye'de tutuklu milletvekillerinin de bulunduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, bu sorunun çözümü için TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in bir girişim başlattığını, ancak sonuç alınamadığını hatırlattı.

TBMM Başkanı Çiçek'in başlattığı girişimde, AKP dışında TBMM'de grubu bulunan üç parti grup başkan vekillerinin toplanarak anlaştığını, ancak AKP'nin karşı çıkmasıyla sorunun devam ettiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

''Bir meclis başkanı, 'elim kolum bağlı, bir şeyler yapamıyorum' dediği andan itibaren onun meclis başkanlığı her yerde, her ortamda tartışılır. Meclis başkanı topladı üç grup başkan vekilini, tutuklu milletvekili konusunda çözüm üretecekti. Hesapları şuydu; nasıl olsa bu üç parti anlaşamazlar. Ama, üç parti de anlaştı, teklifi de hazırladı, Cemil Çiçek'e verdi. Cemil Çiçek bir demokrasi ayıbı daha yaptı; üç grup başkan vekilinin hazırladığı metni, onaylasın diye AKP grubuna verdi. Böyle anlayış olabilir mi? Sonra ne oldu, AKP MYK'dan karar çıktı, 'kamuoyu yoklaması yaptık, milletvekillerinin tutuklu kalması gerekir' diye. Hangi demokraside, adalet kamuoyu yoklamaları ile belirlenir, hangi demokraside milli irade kamuoyu yoklamaları ile test edilir. Bunlar tutuklu; hükümlü değil. Sanki mahkum edilmişler gibi. O nedenle yapılan demokrasi ayıbıdır, bu ayıba karşı direnmek, mücadele etmek sadece CHP'lileri değil, demokrasi, özgürlük isteyen her yurttaşın görevi ve sorumluluğudur. Milletvekili parlamentoda olsun diyoruz, yargılama bitsin demiyoruz. Özel yetkili mahkemeler, bildiğiniz mahkemeler değildir. Siyasi otorite nasıl karar veriyorsa öyle karar veriyor. Özel yetkili mahkemeler, siyasi mahkemelerdir, mahkemeleridir.''


Başbakan ile terör sorunu görüşmesi

Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin iki temel sorunun, işsizlik ve terör olduğunu belirterek, partisinin terör konusundaki çözüm önerisini 6 Haziran Çarşamba günü yapacakları görüşmeyle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a aktaracağını hatırlattı.

Terörün bugüne kadar bitirilememesinin tek sorumlusunun siyaset kurumu olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Siyaset kurumu, çözüm üretmiyor. Çözüm ürettik, çarşamba günü görüşeceğim. (Başbakan) 'Ne oldu yeni mi düşündünüz' diyor. Her zaman yeni düşünmek, yeni CHP'nin görevidir. Yeni CHP sorunlara çözüm üreten partidir. Yeni CHP hangi sorun varsa, çözümü olan partidir. Kimse aksini iddia edemez, Recep Tayyip Erdoğan da edemez'' dedi.

Kılıçdaroğlu, Anayasa değişikliği konusunda masadan kaçmayacaklarını, masada değişiklik için mücadele vereceklerini dile getirdi.

Askeri rejim ürünü 12 Eylül anayasasını değiştirmenin CHP'nin görevi olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, AKP'nin ise anayasa değişikliği konusunda samimi olmadığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, ''Demokrasi ve özgürlük ve insan hakları adına, gel beraber anayasa yapalım. Korkmayın, CHP demokrasiye sıkı sıkı bağlı, özgürlüklere bağlı partidir. Özgür Türkiye için çocuklarımızın geleceği için mutlu bir Türkiye için konuşacağız'' dedi.


Hava iş kolundaki grev yasağı

Hava iş kolundaki grev yasağını da eleştiren Kılıçdaroğlu, ''Sendika hak arıyor, sen misin hak arayan, kanun teklifi veriliyor ve 'hava iş kolunda grev yasak' diyor. Yasakçı zihniyetten işçilerin haklarını korumak beklenebilir mi? Grev yasağına karşı TBMM'de muhalefet edip, doğru olmadığını, Uluslararası Çalışma Örgütü standartlarına uygun olmadığını söyleyen parti Cumhuriyet Halk Partisi'dir'' dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, bugünün Nazım Hikmet'in ölüm yıl dönümü olduğunu da hatırlatarak, ''Bu ülke bir Nazım'ına sahip çıkamayacak mı? Niye sahip çıkmıyor? Ne alıp veremediği var? Vefa borcumuzu henüz yerine getiremedik. CHP iktidarında Moskova'daki mezarı Anadolu'da bir çınarın altına defnedeceğiz'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, konuşmasının sonunda kongrede başkanlık için yarışan 5 adayı yanına çağırarak partilileri selamladı.