Başöğretmen Atatürk ve Öğretmen

25 Kasım 2012 Pazar, 06:59
Abone Ol google-news

24 Kasım 1928’de Millet Mektepleri’nin kuruluşu ve Atatürk’ün başöğretmenliğinin onaylandığı gündür. Öğretmenler Günü’nün doğuşu da bugünle örtüşmektedir. “Benim asıl anlatılacak yanım öğretmenliğimdir” özdeyişiyle Atatürk öğretmenliğini, halkın aydınlığa ulaşmasını öğretmenlerin emeği ile özdeşleştirmektedir. “Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir” ve “Öğretmenler!.. Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” özdeyişleriyle de öğretmene yüklenilen sorumluluklar ve önemi belirtilmektedir. Dünyanın en eski mesleğidir öğretmenlik. Öğretmenlik, bilgi verme, yönlendirme, eğitme, kavratma imgelerinin yanı sıra toplum önderi olma yetisidir. Eğitmek ve öğretmek dünyanın en kutsal işlevidir. Toplumu karanlıklardan aydınlığa çıkarmak, sevgiyi, hoşgörüyü ve paylaşma ruhunu kazandırmak yıldız öğretmenlerin görevidir. Öğretmenler bilgisizliğin (cehaletin) düşmanıdır. Onlar geleceğimizin çağdaş, aydınlık yüzünün hazırlayıcısıdırlar. Bilimin, teknolojinin, sanatın ve toplumsal değerlerin yol göstericisi öğretmenlerdir. Onlar, örgün eğitimle öğretiyorlar, yaygın eğitimle eğitiyorlar, rehber olup yol gösteriyorlar.

Öğretmenler, yurdumuzun çocuklarına bilgiden taç, eğitimden ilaç, insanlıktan inanç aşılayarak onları yarınlara hazırlıyorlar. Cumhuriyetin kuruluşuyla Atatürk’ün devrimlerini ülkeye yayılıyorlar. Halkın sosyal, kültürel, eğitimsel ve toplumsal sorunlarını da çözümleyenlerdir. Bilgisizliğe karşı açılan savaşta başarılı oldular. Öğretmenlerin başarı ve çalışmalarında kaynakçaları “akıl ve bilimdir”. Sokrates, “Dünyada her esere paha biçilir ama öğretmenin eserine paha biçilmez!.. Çünkü o eser, eğitilmiş insandır” demişti. Bugün bilimsel eğitimden uzaklaşıp dinselliğe dönüşüme gidilmektedir. Eğitim yönetimi dinsel kadrolaşmanın güdümünde yol almaktadır. Akıl ve bilimden uzaklaşılmakta, çağdışı ve dogma verilere yer verilmektedir. Okullarda, öğretmenlerde ve de öğrencilerde ayrışmaya gidilmektedir. Ders kitaplarından Atatürk, devrim ve çağdaş yapı çıkarılmaktadır. Dinsel kurgunun dişlileri tüm eğitim kurumlarını öğütürken öğretmenler sessiz, suskun, durgun ve şaşkın bekleyiştedirler. Medrese eğitimi özlemiyle uygulanan 4+4+4 eğitim sistemiyle de anlaşılması güç bir süreci yaşamaktadırlar.

Öğretmenler eğitimdeki sorunlar yumağı ile boğuşuyorken, dövülüyor, kaçırılıyor, sürülüyor, korkutuluyorlar. Kimi deprem şehidi oluyor, kimisi elinde eğitim meşalesiyle ülkenin dört bir yanına göreve koşuyor. Binlercesi öğretmen olma özlemiyle atanma bekliyor.

Öğretmenlik saygın bir meslek olmaktan uzaklaştırıldı. Sıradanlığa itildi. Toplumun kültürel düzeyinin somut önderliği öğretmen yerine imamlara verildi. İmamın öğretmeni yendiği bir süreç yaşanmaktadır. Taşımalı eğitim sistemi siyasi değişikliklerle çarpıtıldı. Köyler imamlara terk edildi. İki bin imam hatip ortaokulu açıldı. Birçok ortaokul imam hatibe dönüştürüldü. Çok sayıda imam hatip lisesi açıldı. Geleceğin yönetim kadrosunun bireyleri bu okul çıkışlılar olacak düşü kuruluyorken, öğretmenin saygınlığı unutuldu.

Düşünce yapımızın mimarı öğretmenlerin eğitimi de sorgulanır boyuttadır. Nitelikli öğretmen, öğretmen üniversitelerinde eğitilerek yetiştirilmelidir. Bugün öğretmen eğitimi sanal kavramlarla dolu, tartışılır, sorgulanır durumdadır. Bilginin, sevginin ve hoşgörünün sembolü öğretmen küçük ayaklara büyük adımlar attıracaksa, en nitelikli verilerle yetiştirilmelidirler. Her düzeydeki okullarımızda yenileşmeci, güncel, öğrenci merkezli, uygulamalı ve çağdaş bir eğitimin verilmesi genel beklentimizdir. Siyasetin ayrışımcı tutumundan uzak, dini, ideolojik, terör, töre ve mezhepsel çarpıklıklar yerine, eğitimde ulusal birlikteliğin, eşitliğin, bilinçlenmenin toplumsal özlemimiz olduğu bilinmelidir.

Evrensel bir meslek olan öğretmenlik, ayrışımcı ve dinsel gölgelenmelerden soyutlandırılarak akıl ve bilimin çağdaşlığında yerini bulmalıdır. Öğretmen bilgide yeterli, sanatsal beceride üretken, çevre bilinciyle dolu, yüreğindeki sevgisiyle kültürel birikimli bir önder olmalıdır. Nutuklarla aldatıcı, dayanaksız sözlerle övmek yerine, çağdaş ülkelerin öğretmenleriyle kültürel, sanatsal alanlarda yarışır düzeyde eğitilmelidirler. Öğretmen, karanlıkları aydınlığa dönüştüren, özgür, güven duyulan, bilgi ve kültürel donanımlı eğitimciliğiyle övünmelidir. Öğretmenleri, “bir ışık yakıyorlar karanlıklara / bir umut, bir güven / kardeşlik ekiyorlar Anadolu’ya öğretmenlikleriyle…” şiirimle tanımlıyorum. Bu yoğun duygularımla tüm öğretmen arkadaşlarımın öğretmenler gününü kutluyor, aydınlık yarınlar, başarılar ve sağlık dolu günler diliyorum.