"Biz bu davanın mankeni miyiz?"

İkinci ''Ergenekon'' davasının tutuklu sanıklarından Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, manken Tuğba Özay'ın 6 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildiğini ve önceki gün de beraat ettiğini ifade ederek, ''Biz bu davanın mankeni miyiz?'' dedi.

22 Ocak 2010 Cuma, 08:22
Abone Ol google-news

Tutuklu yargılanan Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, Mustafa Dönmez, Kenan Temur ve Osman Gürbüz ise duruşmaya gelmedi. Duruşma, tutuklu sanık Emcet Olcaytu'nun çapraz sorgusuyla devam ediyor.

Duruşmada Olcaytu, Özese'nin sorusu üzerine, 20 Mart 1978'den itibaren Aydınlık dergisinin davalarını takip ettiğini belirterek, hukuki danışmanlığını yaptığı dergiye gelen haberleri inceleyip denetimden geçirdiğini, önemli gördüğü belgeleri kendi özel arşivine koyduğunu söyledi. Hakim Özese'nin, bilgisayarından çıkan ''Ulusal Güçler Birliği Hareketi'' adlı belgede, Bülent Berkarda, Semih Tufan Gülaltay ve Hurşit Tolon'un isimlerinin geçtiğini belirterek, bunları tanıyıp tanımadığını sorduğu Olcaytu, bu kişileri basından tanıdığını dile getirdi.

Özese'nin ''Türkiye Gençlik Birliği hakkında ne biliyorsunuz?'' sorusuna Olcaytu, kuruluşu sırasında tüzük hazırlanırken yardımcı olduğunu ifade ederek, ''Gençlerin yasal platformda bu tür örgütlenmeler yapması beni çok memnun ediyor. Bunun için yardım ettim'' dedi. Olcaytu'dan elde edilen dokümanlar arasında, dönemim Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın Şemdinli Olayı'nı göremediği, emekli Orgeneral Hilmi Özkök'e üç kez suikast girişiminde bulunulduğu'' şeklinde bilgiler yer aldığını ifade eden Özese, ''Özkök'e üç kez suikast yapıldığı gibi ciddi bilgiler geliyor. Bunları devletin ilgili birimlerine iletiyor musunuz?'' diye sordu.

Olcaytu da gazetecinin görevinin bu olmadığını belirterek, ''Bildirdiğiniz gibi de başınıza iş açarsınız. Çünkü kim yapmış, ne zaman yapılmış belli değil. Aydınlık dergisine bu tür konularla ilgili hafta da 50, bazen de üç haber notu gelir. İddia var, ama kanıtı yok. Bu nedenle haber olarak yapılmadı'' dedi. Özese'nin de istihbari mahiyette MİT'e bilgi verilebileceğini ifade etmesi üzerine Olcaytu, ''Bunu doğrultacak yerler MİT, karakol, emniyet değildir. Haber notundaki ayrıntılardır. Ama haber notunda bir ayrıntı yoksa kime soracaksınız?'' diye konuştu.
 

Aydınlık Dergisi'ndeki Gülen iddiaları

Özese, Aydınlık dergisinde Ergenekon soruşturması ve kovuşturmasının Fethullahcı yapılanma tarafından yürütüldüğünün yazıldığını hatırlatarak, ''Bu konuda somut bilgi ve belgeniz var mı?'' diye sordu. Bu konuda bir kitap çalışması olduğunu, Aydınlık dergisinde beş hafta boyunca bu konuda bir yazı dizisi de yayımlandığını ifade eden Olcaytu, Fehmi Koru'nun 2001 yılında Yeni Şafak gazetesinde Taha Kıvanç imzasıyla Ergenekon konusunda yazdıklarının, kendi iddialarını desteklediğini savundu.

Olcaytu, ''Fethullahçıların 2001 yılında kara paraya bulaştıkları'', ''Fethullahçı yapılanmanın paralarının emniyet istihbarat dairesinin araçlarıyla taşındığı'' yönündeki iddialar olduğunu belirterek, Adil Serdar Saçan'ın da 2001 yılında Fethullah Gülen ile ilgili ön çalışma izni aldığını, ancak telefon dinlemelerini istihbarat şube yaptığı için jandarmanın gerçekleştirmesini istediğini anlattı. Gülen grubunun, 25-30 milyar dolarlık bir paraya hükmettiğine dair haberler çıktığını belirten Emcet Olcaytu, gazeteci olarak bu iddiaları araştırdıklarını ifade etti. Özese'nin de ''Fethullah Gülen'in kara parasının, emniyetin araçlarıyla taşındığına dair bir dava var mı?'' diye sorduğu Olcaytu, bunlara ilişkin evrakların Nuh Mete Yüksel'in Ankara'da açtığı Gülen davasına girdiğini söyledi.

Olcaytu, üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu'nun, kendi bilgisayarından çıktığını söylediği ''Süper Nato'' başlıklı şemayı açıklamasını istemesi üzerine, Hrant Dink cinayetiyle ilgili Aydınlık dergisinde yazdığı yazıyla ilgili olarak, şemanın dergi tarafından yapıldığını anlatarak, ''Şema, Dink cinayetini aydınlatmak için yapılmıştır. Süper Nato'yla kastettiğimiz, Türkiye'deki kontrgerilladır. Türkiye'nin NATO'ya girmesinden sonra 1953 yılında bu Süper Nato kurulmuş'' dedi. Haşıloğlu'nun, birinci Ergenekon davasının tutuksuz sanıklarından Oktay Yıldırım ve Asuman Özdemir'i tanıyıp tanımadığı yönündeki sorusuna da Olcaytu, tanımadığını ve cezaevinde tanıştıklarını söyledi.

Olcaytu, Haşıloğlu'nun, ''İşçi Partisindeki konumunuz nedir?'' şeklindeki sorusu üzerine, partinin Merkez Disiplin Kurulu üyesi olduğunu dile getirdi. ''Ulusal Güçler Birliği nedir? Kimleri kapsamaktadır?'' sorusuna da Olcaytu, Ulusal Güçler Birliğinin 1999 seçimleri öncesinde kurulduğunu anlatarak, kendilerine yakın gördükleri partililer ve seçmenleriyle bir güç birliği projesi olduğunu belirtti.

Tutuklu sanık Emcet Olcaytu'nun savunması ve çapraz sorgusu tamamlandı. Avukatı Osman Aydın Şahin, Ümraniye'de bir gecekonduda ele geçirilen bombaların ardından bir çok kişinin tutuklandığını söyleyerek, ''Bu tertip nedeniyle müvekkilimin tutukluluğunun kaldırılmasını talep ediyorum'' diye konuştu.

Diğer avukatı Nur Peri Sancak da Olcaytu'nun bazı hastalıklarının bulunduğunu, tedavisi için tahliyesini talep ettiğini söyledi. Olcaytu'nun savunma ve çapraz sorgusunun bitmesi üzerine mahkeme heyeti sanık ve müdafilerinin taleplerini almaya başladı.

Tutuklu sanık emekli Albay Hasan Atilla Uğur, yıllarca komutanlık yaptığını dile getirerek, ''Bu işi yapacak olan üç kuvvet komutanı ifadelerini verdikten sonra dışarıdalar. Ben ve Mustafa Koç, burada darbe teşebbüsünün ana unsurları olarak gösteriliyoruz. Genelkurmay Başkanlığı, Ayışığı, Sarıkız, Yakamoz, Eldiven darbe planlarının kendilerinde bulunmadığını söyledi'' şeklinde konuştu.

Uğur, Cumhuriyet Çalışma Grubu olarak adlandırılan raporda kendisinin isminin ve imzasının bulunmadığını savunarak, ''terörist'' olmaktan yargılandığını, ancak bütün terör yanlısı yayın yapan internet sitelerinde kendisine ''küfür edildiğini'' söyledi.


''Biz bu davanın mankeni miyiz?"

Tutuklu sanık Mustafa Balbay da, dünkü Taraf gazetesinde yer alan Balyoz harekatı haberiyle ilgili olarak haberi yapan gazetecinin dün elindeki 5 bin sayfalık bilgi ve belgeyi savcılığa verdiğini söyleyerek, ''Hiç kimse 'niçin bu belgeler sende' diye sormuyor. Herkes konuyu araştırıyor. Benim konum da o dönemdeki olaylarla ilgili haber yapmak'' dedi.
Anayasa Mahkemesi'nin dün ''askere sivil yargı yolunu açan'' düzenlemenin iptaline ilişkin verdiği kararı da hatırlatan Balbay, hangi mahkemelerin bu davalara bakacağına devletin bile henüz bir karar veremediğini söyledi.

Balbay, önceki gün İstanbul Adliyesi'nde görülen ''Suç Örgütü'' davasında çıkan kararı da değerlendirerek, ''O davada manken Tuğba Özay, ilk başta tutuklanmıştı ve 6 ay cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edildi. Önceki günkü davada da Tuğba Özay beraat ederken, tutuksuz yargılanan İbrahim Tatlıses ve Alişan ise hüküm giydi. Cezaları ertelendi. Biz bu davanın mankeni miyiz? Tahliyemi talep ediyorum'' şeklinde konuştu.

Tutuklu sanık Fahri Kepek de eşinden ayrı olduğunu ve eski eşinin çocuklarına iyi bakmadığını, mağdur olduğunu ve tahliyesini talep ettiğini söyledi.

Tutuklu sanık Durmuş Ali Özoğlu ise terörist olma suçlamasıyla yaklaşık 20 aydır tutuklu olduğunu ifade ederek, ''Bizden ne cuntacı olur, ne de contacı'' dedi.

Tutuklu sanık Tuncay Özkan da, çapraz sorgusu sırasında kendisine savcılar ve mahkeme heyeti tarafından Susurluk davasıyla ilgili çok sayıda soru sorulduğunu ifade ederek, mahkemenin Susurluk dosyasını isteyip istemediğini sordu.

Özkan, kendisine ''PKK'li'' yaftası yapıştırılmak istendiğini öne sürerek, bunu asla kabul etmeyeceğini belirtti. Tutuklu sanık Mustafa Balbay ve kendisinin Uğur Mumcu'nun katili olarak damgalanamayacağını da dile getiren Özkan, ''Ağca ne yaparsa yapsın alnındaki o lekeyi taşıyacak'' diye konuştu.

Tutuklu sanık Mustafa Levent Göktaş da, mahkemeye gelen telefon kayıtlarına göre de irtibatlı olduğu iddia edilen İlhan Selçuk, Ergün Poyraz, Levent Ersöz, Sinan Aygün ve Sabih Kanadoğlu ile hiçbir görüşme kaydının bulunmadığını kaydetti.

Göktaş, kendi bürosunda bulunduğu iddia edilen ve içinde kişilere ait özel bilgilerin yer aldığı 51 numaralı DVD'nin de kendisine ait olmadığını söyledi. Göktaş, bilgisayarında bu DVD'nin kullanıldığına dair bir iz olmadığını belirtti.

Duruşma, sanıkların beyanlarının alınmasıyla devam ediyor.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde oluşturulan salonda görülen davanın bugünkü duruşmasına, gazeteci Tuncay Özkan, Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ile eski Özel Harekat Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin'in de aralarında bulunduğu tutuklu 38 sanık katıldı.