'Bu sorun Parlamento'nun ilk gündem maddesi olmalı'

Mustafa Balbay, Mehmet Haberal ve Hatip Dicle'nin tahliyelerinin reddedilmesiyle ilgili olarak TÜSİAD'dan, "Bu sorun Parlamento'nun ilk gündem maddesi olmalı. Tüm siyasi partileri TBMM'de buluşturacak atmosfer yaratılmalı" şeklinde açıklama geldi.

24 Haziran 2011 Cuma, 10:49
Abone Ol google-news

TÜSİAD'dan yapılan yazılı açıklamada, 12 Haziran seçimleri sonrasında yaşanan olaylar dizisinin, yeni anayasayı yapması beklenilen yeni parlamentonun sağlıklı çalışmasını ve arzulanılan diyalog ortamını engeller hale geldiği savunuldu. Açıklamada, "Parlamentoda temsil kabiliyeti olan tüm partilerin dâhil olmadığı bir süreçte, yeni anayasa bağlamında Türkiye'nin üç temel sorunu olan kimlik, din ve vicdan özgürlüğü ve kuvvetler ayrılığı alanlarında kalıcı çözümler üretilmesi mümkün olamayacaktır. Bu nedenle, beklentimiz tüm siyasi partileri parlamentoda buluşturacak atmosferin yaratılmasıdır" denildi.

Soruna siyasi diyologla çözüm üretilmesinin istenildiği açıklamada, "Bu aşamada, mevcut olağanüstü durumun gerektirdiği bir liderlik anlayışı ile siyasi parti liderlerimizin bir araya gelerek, olumlu bir atmosfer yaratılmasında ve soruna siyasi diyalogla çözüm üretilmesinde ön almasının gerekli olduğunu düşünüyoruz" denildi.

TÜSİAD'ın açıklaması şöyle devam etti: "Yapıcı bir siyasi diyalog atmosferinde tüm siyasi partiler seçmenden aldıkları temsil yetkisinin gereği olarak parlamentodaki yerlerini almalı; yeni parlamento karşılaştığımız güncel soruna çözüm bulmayı ilk gündem maddesi olarak belirlemeli, siyasi partiler mevzuatı, seçim sistemi, ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğünü kapsayan güven arttırıcı tedbirleri hemen almalıdır."

 

Genel-İş

Genel-İş'ten yapılan yazılı açıklamada, milletvekili seçimlerinin şölen havasında yaşanması gerekirken Türkiye'de yaşananların üzüntüyle izlendiği kaydedildi. Mustafa Balbay, Mehmet Haberal ve Hatip Dicle gibi isimlerin tahliyelerine ilişkin yaşanan gelişmelerin kaygı verici olduğu ileri sürülen açıklamada, ''Unutulmamalıdır ki demokratik kuralların işlediği ülkelerde tutukluluk sadece tedbirdir ve delilden sanığa gitmek esastır. Tutuklu bulunan bütün milletvekillerinin, kendilerine oy veren 2,5 milyona yakın insanımızın iradesine uygun olarak Meclis'te görevlerine başlamak üzere tahliye edilmeleri gerektiğine inandığımızı kamuoyuna duyururuz'' görüşüne yer verildi.

 

Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Kütük

Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Hasan Kütük, yazılı açıklamasında, çağdaş demokrasinin gereği olan kuvvetler ayrılığı ilkesinin son dönemde siyasi iktidarın hesaplaşmacı anlayışına kurban edildiğini öne sürerek, yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirleri arasındaki denetleyici ve dengeleyici etkisinin ortadan kaldırıldığını iddia etti.

''Meclisteki sayısal çoğunluğuna güvenen siyasi iktidarın kendisine tabi olmayan yargı mensuplarına ve yüksek yargı organlarına karşı savaş yürüttüğünü'' öne süren Kütük, şöyle devam etti: ''Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni, 12 Haziran genel seçimlerinin üzerinden henüz iki hafta dahi geçmeden yaratılan yeni kaotik durumu ortadan kaldıracak düzenlemeleri zaman geçirmeksizin yapmaya davet ediyoruz. Önce, bağımsız olarak milletvekili seçilen Hatip Dicle kararında kendisini ortaya koyan bu anlayış, son alarak, CHP'den milletvekili olarak Meclise girmeye hak kazanan Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay için de kendisini tüm varlığı ile ortaya koymuştur. Şüphesiz yargı bağımsızlığı noktasında her vatandaş, mahkemelerin verdiği kararlara ve hukuka saygı çerçevesinde davranmak zorundadır ancak yargı organları da kişilere farklı uygulamalardan kaçınmalı, yasaları ve hukuku uygulamada vatandaşlar arasında ayrımcı bir tutum sergilemekten uzak durmalıdır. Halkın oylarını alarak milletvekili sıfatını kazanmış olan Hatip Dicle'nin seçilme yeterliliğinin bulunmadığı gerekçesiyle milletvekilliğinin iptal edilmesi her şeyden önce onu Meclise taşıyan iradeye karşı bir saygısızlıktır.''

Kütük, Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal için de daha önce aynı durumda olduğu halde tahliye edilerek Meclise giren Sebahat Tuncel kararının görmezden gelindiğini öne sürerek, ''4 yıldır süregelen bir davada delillerin toplanmadığı ve kaçma şüphelerinin bulunduğu gerekçesiyle tahliye taleplerinin reddine karar verilmiştir. Tüm bu kararlar, halk iradesine, demokrasiye ve hukukun üstünlüğü anlayışına açıkça müdahaledir'' dedi.