Buğdayın genetiği ile oynandı mı?

Buğdayın genetiğiyle oynandığı ile ilgili iddialar kapsamında değerlendirmede bulunan İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Atilla Bektaş, "Hiçbir şekilde ülkemize GDO'lu buğday girmemiştir" dedi.

29 Mart 2017 Çarşamba, 18:09
Abone Ol google-news


Son günlerde buğdayın genetiğiyle oynandığı ile ilgili iddialarla ilgili olarak İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Atilla Bektaş'tan açıklama geldi. Bektaş, şunları söyledi:

‘’Ülkemizde son günlerde bu konu ile ilgili kavram kargaşası oluşmuş durumda. Dünyada daha verimli buğday elde etmek için çeşitli buğday ıslah yöntemleri uygulanmaktadır. Bunlardan en yaygın olarak kullanılanı da melezlemedir. Dünya da insan eli ile melezlemenin 100 yıllık bir geçmişi vardır. Aslında melezleşme binlerce yıldır doğada kendiliğinden, bütün canlı türlerinde olmaktadır ve kötü bir durum değildir. Çünkü melezleşme ile daha kaliteli ve verimli çeşitlerin elde edilmesi mümkündür. Melezleşme doğada kendiliğinden olan çeşitliliğin temelini oluşturan bir faydalı bir olaydır.’’ dedi

Ata buğday ekim alanları az

Dr.Bektaş ‘’ Yerel buğday çeşitleri ve Siyez- Gernik gibi Ata buğdaylar ile ticari buğdaylar arasında bazı farklar olabilir. Birbirlerine üstünlükleri de olabilir. Hatta bazı ticari buğdaylar besin öğeleri açısından daha avantajlı olabilmektedir. Buğdayın çeşidinden çok, üzerinde rezidü tarım ilacı bulunması, yetiştirilirken zararlı kimyasal gübre kullanımı ile ekmek haline getirilirken konulan katkı maddeleri gibi faktörler daha büyük önem taşıyabilmektedir.

Kaldı ki son istatistiki veriler ülkemizde siyez + gernik çeşitleri için toplam ekim alanı 2.700 hektar olduğu yönündedir. Toplam buğday ekim alanının 8 milyon hektara yakın olduğu düşünülürse zaten ihtiyacı karşılamada yetersizdir de’’ dedi.


GDO ise farklı bir teknoloji söz konusu

GDO denilince farklı bir teknoloji söz konusu olduğunu belirten Dr.Bektaş’’ Dünyada özellikle 90’lı yıllardan sonra, Genetik Olarak Değiştirilmiş (GDO) ürünlerin kullanımı bugün her gıdada mümkün hale gelmiştir. Ülkemizde yasalara göre GDO gıda üretimi ve ithalatı hayvan yemi dışında yasaktır. Bu konudaki denetim Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yapılmaktadır. Dünyada GDO ürün üretimi en çok soya, mısır ve kanola da uygulanmaktadır.
Hayvan yemi olarak ithal edilen bu ürünlerin, insan gıda sanayinde genelde ucuz olduğundan, kötü niyetli kişilerce yasa dışı olarak kullanılması söz konusu olabilmektedir. ‘’dedi.

Ülkemizdeki tarlalarda GDO’lu buğday yoktur

Ülkemizdeki tarlalarda GDO’lu buğday olmadığını belirten Dr.Bektaş ’’Buğdayda İnsanda olduğu gibi (46XY ya da 46XX) gibi sabit sayıda kromozom yoktur. Doğada 14, 28 ve 42 adet kromozom içeren değişik buğday çeşitleri vardır. Bunlardan 14 kromozomlular [PCA1]siyez adıyla bilinir ve daha çok bulgur olarak tüketilir (diğer şekillerde de tüketilebilir). 28 kromozomlular sert buğdaylar olarak daha çok makarnalık olarak değerlendirilirken; 42 kromozom sayısına sahip buğday ise ekmekliğe uygundur. Bu buğdayların üçü de en az 10 bin yıllık geçmişe sahip olup kendiliğinde oluşmuştur. Evrimin hiçbir kademesinde genetik mühendisliği yer almaz.

GDO en çok Mısır, Soya ürünleri ve ve kanola

Diğer taraftan Dünyada en çok GDO Mısır, Soya ürünleri ve şimdilerde kanola olarak tanınan kolzada uygulanmakta olduğunu vurgulayan Dr.Bektaş ‘’Ülkemizde bu GDO’lu ürünlerin girişine Biyogüvenlik Kurulu kararı ile sadece hayvan yemi olarak izin verilmektedir. Dünyada diğer ürünlerde olduğu gibi buğdayda da GDO çalışmaları olabilir, ancak henüz ticari anlamda GDO'lu buğday üretimi ve ticareti yoktur. Hiçbir şekilde ülkemize GDO'lu buğday girmiş ve üretilmiş değildir.


Dr.Bektaş sözlerinin devamında ‘’Özellikle soyanın ekmeğe katkı maddesi olarak kullanımından çok, sahte et ya da kıyma yapımında çok daha sıklıkla kullanımı söz konusudur. O nedenle GDO’lu soya; yasa dışı olarak insan gıda sanayinde kıyma ya da köfte, hamburger salam, sosis sucuk gibi hayvansal gıdalara daha çok katılma riskine sahiptir. Ekmekte unun su tutma kapasitesini arttırmak, hamirin yoğrulmaya karşı toleransını sağlamak, hacimli ekmek elde etmek ve lipoksigenaz emzimi sayesinde ekmek iç yapısını beyazlaştırmak için yüzde 1'den çok daha az, sahte et elde etmek için ise gıdaya yüzde 30'dan fazla oranda soya ürünü katılabilmektedir. GDO’lu mısır ve kanola ürünleri de yine aynı riskleri değişik gıdalarda yasa dışı olarak kullanılma riskine sahiptir. Örneğin etiketinde % 100 dana eti yazan et ürünleri ya da % 100 buğday yazan gevrek (Mısır gevreği yerine) tüketmemiz daha güvenlidir. Diğer taraftan markalı ürünler Türk Gıda Kodeksine uygun olarak gıda ürettiklerinden, tercih nedeni olmalıdır. Sonuç olarak ‘buğdayın genetiği ile oynanmış’ demek gerçeği yansıtmamakla sadece spekülasyonlara neden olmaktadır, asıl sorun GDO’lu bahsi geçen yemlerin yasa dışı olarak insan gıda sanayinde kullanımlarıdır. O nedenle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın bu konuda denetimlere önem vermelidir’’ dedi.