Büyük sorgu ustası geri döndü!

Dedektif Martin Beck ve arkadaşları bu serüvenlerinde katilin karanlık bir figür olarak kalmasına izin vermiyor.

14 Haziran 2020 Pazar, 11:42
Abone Ol google-news

Dedektif Martin Beck, Ayrıksı Yayınları aracılığıyla yeniden aramızda. Dizinin, bu macera dışında kalan diğer dokuz kitabının da kronolojik sıraya göre yayımlanacak olması çok sevindirici. 

Sürükleyici Kuzey Avrupa polisiye örneklerinin ilki, evli bir çift olan Maj Sjöwall ve Per Wahlöö’nün 1960’larda kaleme aldıkları Martin Beck serisidir. 

Martin Beck ve arkadaşlarının maceraları üzerine kurulu olan ve Kanaldaki Kadın/Roseanna romanı ile başlayan seri sadece on kitap halinde yayınlanabilmiş, Per Wahlöö’nün vakitsiz ölümüyle polisiye okuru Martin Beck ve arkadaşlarına çok erken veda etmek zorunda kalmıştır.

Kahramanımız Martin Beck yirmi yaşında Jakop Karakolu’nda devriye memuru olarak polislik mesleğine başlamış, ömrünün yarısını teşkilatta geçirmiş tecrübeli bir polistir. Sekiz yıldır Cinayet Masası’nda görev yapmaktadır. 

İnatçıdır, mantıklıdır ve her durumda sakin kalmayı başarır ama yükselme hırsı olmadığı için hak ettiği mevki olan Cinayet Masası Şefliği'ne ulaşamamıştır. Bunu asla dert etmez. 

EN İYİ YARATILMIŞ KURGU POLİS!

Bir sorgulama ustasıdır; hatta belki de bu konuda ülkenin en iyisidir. Kişisel kanaatime göre, kurgu polis karakterleri arasında sorgu tekniklerini onun kadar bilen/uygulayabilen bir polis henüz yaratılmamıştır. 

Özel yaşamına bakıldığında ilk dikkati çeken, mutsuz bir evliliği sürdürüyor olması ve karısıyla anlaşamadığı için tüm vaktini işiyle ilgilenerek geçirmesidir. 

Beck öykülerinin bir dikkate değer özelliği de, ekipteki diğer polislerin de (iri kıyım Larsson, fil hafızalı Melander ve gurme Kollberg) onun kadar tecrübeli olmasıdır; çalışma arkadaşları hikâyelerde neredeyse Beck kadar başrol oynarlar.

Dört dörtlük bir polisiye soruşturması içeren hikayemize gelince...Yaz aylarında İsveç’in Borenshult’daki kanal havuzunda çıplak bir kadın cesedi bulunur. Kadın tecavüze uğramış ve boğularak öldürülmüştür. 

Polis kurbanın kim olduğunu ve cinayetin nerede işlendiğini bulamadığı gibi, elde ne bir şüpheli ne de tanık vardır; zaten kısa süre sonra soruşturma tıkanır ve "çuvallarlar".

İki ay sonra dosyanın "faili meçhul" kapsamına alınmasının yolu gözükürken iyi haberler peş peşe gelmeye başlar. Önce karakol polislerinden biri, o yaz kanaldan görmeye hiç de alışık olmadıkları büyüklükte bir yolcu gemisinin geçmiş olduğunu hatırlar. Geminin kanaldan geçtiği tarih, kadının cesedinin bulunmasından dört gün öncesine rastlamaktadır. 

MARTIN BECK’İN PARLAK PLANI

Elçilik vasıtasıyla Lincoln-Nebraska’dan Roseanna McGraw adında, yirmi yedi yaşında Amerikalı bir kızın turistik seyahat amacıyla Kuzey Avrupa’ya gelmiş olduğu ama kendisinden haber alınamadığı öğrenilir; buna ek olarak kızın Norveç’ten bir kız arkadaşına attığı kartta bir İsveç yolcu gemisine bineceğinden bahsettiği açığa çıkar.

Polis derhal Nebraska’dan dedektif Kafka ile temasa geçer ve kız hakkında tüm bilgilere ulaşır. Kurbanın gemide seyahat ettiği ve kamarasında öldürüldüğü kesinleşir. 

Soruşturmada seksen beş turisttin üçte ikisine ulaşılarak her biri sorgulanır ama bir sonuç elde edilemez. Gemi mürettebatı içinde cinsel suçlara bulaşmış olan şüpheliler de didiklenir ama yine duvara toslanmıştır.

Aylar geçse de polis inatla işin üzerine gitmeye devam eder. Son çare olarak yolcuların çektikleri fotoğraflar mercek altına alınarak ipucu aranmaya başlanır. 

Amerikalı bir yolcunun gemide çektiği bir film, yolculuk boyunca kurbanın yanında uzun boylu, şapkalı bir adam olduğunu gösterir. Polisler o adama ulaşır ve sorgular. Martin Beck’e göre katil kesin bu adamdır fakat polislerin elinde herifi içeri tıkacak hiç delil yoktur. 

Bundan sonra hikâye, “Katil kim?” formatından çıkarak şüphelinin gündelik hayatını aktarmaya yoğunlaşır, kaçma kovalamacaya evrilir. Nihayetinde Martin Beck’in aklına herifi enseleyecek çok parlak ama bir o kadar da tehlikeli bir plan gelir… 

Kanaldaki Kadın - Martin Beck Serisi 1 / Maj Sjöwall, Per Wahlöö / Çeviren: Bilge Turan Zourbakis / Ayrıksı Kitap / 330 s