Demirtaş'tan Erdoğan'a sert sözler

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Meclis grup toplantısında, artan terör olaylarıyla ilgili BDP'yi suçlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a "Milletin gözünün içine baka baka yalan atabiliyorsa siyaseti bitmiş, hükümeti meşruiyetini yitirmiş demektir. Başbakan konuşmasıyla BDP'nin kapatılması için dava açılması talimatı vermiştir" sözleriyle yanıt verdi.

15 Haziran 2010 Salı, 11:30
Abone Ol google-news

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin TBMM grup toplantısında Başbakan Erdoğan'a yanıt verdi. Türkiye'nin önünde kritik ve önemli bir gündem bulunduğunu, bunlar içerisinde en önemli konunun ise Kürt sorunu ve giderek tırmanan şiddet olduğunu söyleyen Demirtaş, Başbakan Erdoğan'ın grup konuşmasında BDP'yi hedef alan sözlerini eleştirdi. Başbakan'ın başka ülkenin sorunundan bahseder gibi konuştuğunu ve BDP'yi suçladığını kaydeden Demirtaş, "Bir Başbakan canlı yayında, halkın karşısında yalan atabiliyorsa temel sorunların çözümüne yönelik hiçbir inisiyatifi kalmamış demektir. Milletin gözünün içine baka baka yalan atabiliyorsa siyaseti bitmiş demektir. Başbakan çok iyi biliyor ki akan kan dursun diye önemli çabalar harcayan bir partiyiz. Halk biliyor, Başbakan daha fazlasını biliyor. Ama buna rağmen mikrofonların önünde kendi beceriksizliğinin, basiretsizliğinin faturasını BDP'ye çıkarmaya çalışıyor" diye konuştu.


"BDP'nin kapatılması için talimat vermiştir"

Başbakan Erdoğan'ın gruptaki konuşmasıyla BDP'nin kapatılması için dava açılması talimatı verdiğini, daha önce DTP'nin kapatılması aşamasında da benzer durumun yaşandığını savunan Demirtaş, "Bir Başbakan çıkıp kürsülerden şikayet ediyorsa hükümet düşmüş demektir" dedi. Başbakan'ın sadece şikayet ettiğini ancak çözüme ilişkin tek bir cümle söylemediğini kaydeden Demirtaş, "Demokratikleşme sürecinde ne yaptınız da kim engel oldu, elinizi kolunuzu bağladı" diye sordu. Başbakan Erdoğan'ın 1 yıl önceki açılımla ilgili sözlerini kürsüden okuyan Demirtaş, "Başbakan anaların gözyaşı dinecek derken, topluma karşı hamaset yapıyor, arkadan fırıldaklar çeviriyor, tasfiye politikaları geliştiriyor. Başbakan'ın çantasında, torbasında çözüme dair tek bir cümle yok. Bir yandan ABD, İsrail, İngiltere ve Bağdat'la kapalı kapılar arkasında iş pişirecek içeride de bir siyasi partinin tasfiye etmeye çalışacak sonra da demokratikleşme diyecek. En yalın ifadesiyle başbakan yalan atıyor. Bunu en iyi bilen BDP'lilerdir. AKP takke düştü kel göründü misali niyetleri ortaya çıkınca BDP'yi suçluyor" diye konuştu.


"Barış istiyorsanız BDP hazır, biraraya gelelim"

Başbakan Erdoğan'a çağrı yapan Demirtaş, akan kanın durmasını, anaların gözyaşının dinmesini kendilerinin AKP'den çok istediğini ifade ederek, "Barış istiyorsanız BDP hazırdır. En küçük barış adımınızı bile yürekten desteklemeye hazırız. Biraya gelelim, sizinle, ana muhalefetle bir araya gelelim, tartışalım. BDP olarak çözümü anlatalım. BDP'nin çözüm konusunda göstereceği plan ve projeler çerçevesinde üç günde barış adımı atılır" diye konuştu. BDP'nin barış istemesine rağmen Başbakan'ın BDP'yi kapattırmak için her tarafa mesaj gönderdiğini de savunan Selahattin Demirtaş "Arkanızda sermaye, medya gücü, herkes olabilir ama arkanızda halk yok. Halk bu partinin arkasında. Hangi Osmanlı oyununu çevirirseniz çevirin oyunlarınız sandıktan dönecek" dedi.


"Belediyelerimiz dolandırıcılıklarınıza engel oluyor"

Demirtaş, Başbakan Erdoğan'ın BDP'li belediyelerin bölgeye yatırım yapılmasına engel olduğuna yönelik suçlamalarına da yanıt verdi. Demirtaş "Sizin parti mensubu milletvekilleriniz TOKİ arazileri üzerinden rant sağlayacakken BDP'li belediyeler buna engel olmuştur. Belediyelerimiz sizin dolandırıcılıklarınıza engel oluyor, yoksa yatırım yapacak olan herkesi başımızın tacı ederiz" dedi. Bölge insanının bilinçli şekilde yoksullaştırıldığını ifade eden Demirtaş, Başbakan'a "Eğer samimiyseniz çıkıp biz yıllardır bilinçli bir şekilde bölgeyi yoksul bıraktık, asimile ettik, darbeler yaptık. Bunların gençleri de dağa çıktı, şimdi indirmeye çalışıyoruz. Gençleri dağa çıktı diye işkence yaptık, zulüm yaptık diyin bakın o zaman barış ne kadar kolay" diye seslendi.

"Tehlikeli istihbarat silahı döner sizi vurur"

AKP'nin eninde sonunda ya barış konusunda çözüme geleceğini ya kendisinin çözüleceğini savunan Demirtaş, KCK operasyonlarını da değerlendirdi. KCK operasyonlarının intikam alma ve yargıyı intikam aracı olarak kullanma olduğunu öne süren Demirtaş, dava başladığında hangi bakanların, hangi savcılarla görüştüğünün ortaya çıkacağını kaydetti. Demirtaş, "7 bin 500 sayfa değil 7 milyon sayfa da olsa bizim utanacak, çekinecek tek bir konuşmamız yoktur" dedi. Kamu Güvenliği Müsteşarlığı'na getirilen Muammer Güler'in "KCK iddianamesini istettik" şeklindeki sözlerini eleştiren Demirtaş, "Avukatlar alamıyor, mahkemeler inceliyor ancak yetkisi olmayan müsteşar iddianameyi istettik diyor. Dava böyle yürüyor. İddianameye bakılacak olursa dünyanın en büyük örgüt yapısıyla karşı karşıya Türkiye. Obama'dan Baykal'a kadar yok yok. KCK tüm dünyayı örgütlemiş. Başbakan unutmasın ki istihbarat bugün elinde olabilir. Bizim yaptıklarımız ortada. Ama yarın sizin yaptıklarınız ortaya çıkarsa ne yapacaksınız? Bu istihbarat sadece size çalışmayacak, ilelebet iktidarda kalmayacaksınız. Bizim alnımız ak, başımız dik. Umarız siz de öylesiniz. Bu tehlikeli istihbarat silahı döner sizi vurur, ah vah edersiniz kimse size destek olmaz" diye konuştu.


"Gazze Başbakanın ayağına dolandı"

Başbakan Erdoğan'ın içeride sıkıştıkça dış politika atraksiyonları yaparak ilerlemeye çalıştığını da savunan Demirtaş, Gazze meselesinin AKP'nin utancı olduğunu söyledi. Demirtaş, İsrail'in özür bile dilemediğini, Türkiye'nin tek bir askeri sözleşmeyi dahi iptal edemediğini öne sürerek, "AKP olarak özür dilemeniz gerekirken, Gazze edebiyatıyla, din üzerinden siyaset yaparak kendinizi kurtarabileceğinizi sanıyorsunuz. Başbakan dinsel milliyetçiliğin daniskasını yapıyor ama Gazze artık Başbakan'ın diline değil ayağına dolanmış durumda. Bunun hesabını AKP'den sormak boynumuzun borcu olacak" diye konuştu.


"Başbakan yalan atıyorsa hükümeti iktidarını yitirmiştir"

Terörle Mücadele Kanunu nedeniyle Milliyet Gazetesi'nden Namık Durukan ve Radikal Gazetesi'nden Rıfat Başaran'ın yazdıkları haberler nedeniyle yargılandığını, Ekspres Dergisi'nden de İrfan Aktan'ın 1 yıl üç ay hapis cezası aldığını belirten Demirtaş, "Yaptıkları haberler yüzünden bunları yargılayan İsrail değil, Başbakan da Netenyahu değil. Bu kadar demokratikleşme nutukları atana kadar TMK mağdurlarına bakın. Filistin'de çocuklar İsrail'e taş atıyor, bomba kullanılıyor, devlet terörü oluyor. Kürt çocukları taş atıyor 15 yılla yargılanıyor, bomba kullanılıyor. Bu demokrasi. Başbakan'ın demokrasi anlayışı bu. Bir Başbakan yalan atıyorsa o hükümet iktidarın, meşruiyetini yitirmiştir" dedi.


"Yalancılıkla itham ederim"

Demirtaş grup toplantısının ardından gazetecilerin "KCK iddianamesinde, Öcalan ile MİT müsteşarının görüştüğü iddiaları yer alıyor, bu konuda bilginiz var mı, ne düşünüyorsunuz" şeklindeki sorusuna da yanıt verdi. Demirtaş, "Öcalan'la hem yakalanmadan önce, hem yakalandıktan sonra devletin çeşitli kademelerinden kişilerin görüşme yaptıkları bir sır değil. Herkesin bildiği şey sır değildir. Görüşmelerin devletin hangi kademesiyle ve hangi ekiple yürütüldüğünü ben bilmiyorum. Ne amaçla yürütüldüğünü ve nasıl sonuçlara ulaşıldığını da bilmiyorum. Ama bunları bilmesi gereken Başbakan'ın kendisidir. MİT Başbakana bağlıdır. Dolayısıyla çıkar açıklarsa biz de bilgilenmiş oluruz. Ama eğer Başbakan yine bu görüşmeler olmamış gibi davranırsa, ben kendisini yalancılıkla itham ederim" diye konuştu.