Deniz Feneri de böyle kapatılmıştı

İçişleri, Çevre ve Ekonomi bakanlarının çocuklarının da gözaltına alındığı operasyona yeni savcı görevlendirmesi Deniz Feneri’ni hatırlattı.

18 Aralık 2013 Çarşamba, 20:35
Abone Ol google-news

İçişleri Bakanı Muammer Güler, Çevre Bakanı Erdoğan Bayraktar ile Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın çocuklarının da gözaltına alındığı yolsuzluk ve rüşvet savlı soruşturmayı yürüten savcı Celal Kara’nın “yanına” iki yeni savcının eklemlenmesi Deniz Feneri vurgun dosyasının da benzer yöntemle kapatılmasını akıllara getirdi. Deniz Feneri soruşturmasını da ilk aşamada savcılar Nadi Türkaslan yürütürken asıl failler gözaltına alınıp dosyanın hükümete yöneleceği noktada üç savcı dosyadan el çektirilip yerlerine iki yeni savcı atanmış ve dosya takipsizlikle kapatılmıştı.

Cemaat-hükümet çatışmasının en tepe noktaya çıktığı işadamı-bürokrat-bakan çocukları üçgenindeki yolsuzluk savlı operasyonun yankıları sürerken İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı, asıl soruşturmacı savcı pozisyonundaki Celal Kara’nın yanına iki “yeni savcı” ekledi. Soruşturmada, eski Eskişehir ve Kadıköy Başsavcılığı da yapan Ekrem Aydıner ile savcı Mustafa Erol görevlendirildi.

Savcılık kaynaklarından edindiğimiz bilgilere göre, İçişleri Bakanı Muammer Güler, Çevre Bakanı Erdoğan Bayraktar ile Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın olaylardaki işlevi ve ilişkileri hakkında fezleke düzenleyemeyeceği için Başbakanlık kanalıyla durum Meclis’e bildirilecek. Anayasa gereği savcılığın, bakanları doğrudan sorgulayamaması nedeniyle bu yola gideceği belirtildi. Savcılığın bildirimin ardından Meclis’te bakanlar hakkında muhalefetin girişimiyle soruşturma komisyonu kurulması ve Yüce Divan’da yargılanmalarının yolunun açılması gerekiyor.

Sebep iş yoğunluğu

Başsavcılık kaynakları bu görevlendirmenin dün İstanbul Emniyeti’ndeki 5 şube müdürünün görevden alınmasıyla birlikte yaşanmaya başlanan “ifade işlemlerindeki aksamaların önüne geçilmesi, şüpheli sayısının fazlalığı ve gözaltı süresi içerisinde ifade işlemlerinin hızlandırılması” amacıyla gerçekleştirildiğini dillendirdiler. Ancak benzer bir operasyon daha önce de Deniz Feneri soruşturmasında gerçekleştirilmişti.

Eski RTÜK Başkanı Zahid Akman ile Kanal 7’nin sahibi Zekeriya Karaman’ın da aralarında bulunduğu; “yüzyılın yolsuzluğu” olarak nitilendirilen Deniz Feneri soruşturmasına ilk olarak Ankara Cumhuriyet Savcısı Nadi Türkaslan başlamıştı. Vurgunun yurtdışı ayağını yürüten Alman Mahkemesi, kararını verirken “Asıl failler Türkiye’de belirlemesini” yapmıştı. Bu saptamanın ardından daha da derinleşen ve gözlerin üzerine çevrildiği soruşturmada savcılar Abdulvahap Yaren ile Mehmet Tamöz de soruşturmaya dahil edildiler.

Deniz Feneri vurgununu araştıran ve bu kapsamda Almanya’da da çalışma yürüten üç savcı tüm kararları ortak imzayla gerçekleştirme yoluna gitmişlerdi. Soruşturmanın belli bir olgunluğa gelmesinin ardından düğmeye basılmasıyla birlikte eski RTÜK Başkanı Zahid Akman ile Zekeriya Karaman’ın tutuklanması bir anlamda savcılar açısından bardağı taşıran son damla olmuştu. Zahid Akman ile Zekeriya Karaman’ın şikâyeti üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca görevlendirilen müfettişler incelemelerini yaparken dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Ethem Kuriş, savcılar Türkaslan, Tamöz ve Yaren’in elinden soruşturma dosyasını aldı. Yerlerine de Memur Suçları Soruşturma Bürosu Savcısı Veli Dalgalı ile Kaçakçılık Suçları Soruşturma Bürosu Savcısı Hakan Pektaş görevlendirildi.

Yeni savcıların, Deniz Feneri dosyasındaki “örgüt” ve “dolandırıcılık” suçlarına ilişkin takipsizlik kararı vermesiyle dosya bu yönüyle kapanmış oldu.