"Devletin, Avcı'yı önümüze atması provakasyondur"

''Devrimci Karargah Örgütü'' davasında savunma yapan tutuklu sanıklardan Fatih Aydın, ''Devletin bir işkenceciyi önümüze atması provokasyon amaçlıdır. İşkenceci polis şefinin dosyasının bu davadan ayrılmasını istiyorum'' dedi.

11 Ağustos 2011 Perşembe, 15:05
Abone Ol google-news

''Devrimci Karargah Örgütü'' üyesi oldukları ve örgüte yardım ettikleri öne sürülen eski emniyet müdürü Hanefi Avcı'nın da aralarında bulunduğu 57 sanığın yargılanmasına devam ediliyor.

İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Hanefi Avcı ve Rıdvan Turan'ın da aralarında bulunduğu 22 sanık katıldı.

Hanefi Avcı'nın en arkadaki sırada diğer sanıklardan ayrı oturduğu ve başında iki jandarma görevlisinin beklediği görüldü.

Sanık ve avukatlarının savunmalarının sesli ve görüntülü olarak kaydedildiği duruşmada savunmasını yapan Fatih Aydın, eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı ile aynı davada yargılanmak istemediğini belirterek, ''Devletin bir işkenceciyi önümüze atması provokasyon amaçlıdır. Devrimciler olarak devletin bu provokasyonuna gelmeyeceğiz. İşkenceci polis şefinin dosyasının bu davadan ayrılmasını istiyorum. Aksi halde çıkacak olaylardan mahkemeniz ve devlet sorumludur'' dedi.

Fatih Aydın, iddianamedeki suçlamalara ilişkin savunma yapmayacağını da ifade etti.

Aydın'ın ardından söz alan Hanefi Avcı'nın avukatı Refik Ali Uçarcı, Fatih Aydın'ın, müvekkiliyle ilgili değerlendirme yaparken 'bu davadan tefrik edilmesi, edilmediği takdirde sonuçlarına katlanılması gerektiğini' söylediğini kaydederek, bu tür değerlendirmelerin mahkeme ortamında yapılmaması için gerekli duyarlılığın gösterilmesini talep etti.

 

''Karşı devrimci Hanefi Avcı"

Duruşmada söz alan tutuklu sanık Cemal Bozkurt da Hanefi Avcı'nın bir ''karşı devrimci'' olduğunu savunarak, şöyle konuştu:

''Devlet, Hanefi Avcı'yı Devrimci Karargah duruşmasına sokarak kozunu oynadı. Hanefi Avcı, devrimcileri zindanlara sokan aktörlerden birisidir. Bir işkencecinin bu dosyada devrimcilerle özdeşleşmiş gibi sunulması devrimcilere ağır bir hakarettir. İddianamede şeytanlarla melekleri, katilleri özdeşleştiriyorlar. Eğer özdeş isek neden Hanefi Avcı'nın etrafında jandarma bariyeri örüyorsunuz? Onu mu bizden, yoksa bizi mi ondan koruyorsunuz? Eğer özdeş değilsek onun bu dosyada ne işi var?''

Mahkeme Başkanı Eşref Aksu'nun ''İddianamedeki suçlamalara ilişkin açıklama yapacak mısınız?'' sorusuna Bozkurt, ''Bizi bir işkenceci ile aynı dosyada yargılıyorsunuz diyorum, siz bana bu soruyu soruyorsunuz. Bu bana bir hakarettir'' diye tepki gösterdi. Aksu'nun ayağa kalkması konusunda uyardığı Cemal Bozkurt, ''Kalkmıyorum, ne diyorsanız deyin'' ifadesini kullandı.

Tutuklu sanıklardan Özgür Dinçer de Hanefi Avcı meselesinden dolayı duruşma salonunda bulunmaktan utanç duyduğunu, tek başına bu davada yargılansa bundan rahatsız olmayacağını kaydederek, ''Katil ve faşist bir polis şefi ile aynı ortamda bulunmaktan çok rahatsızlık duyuyorum. Savunmamı hazırlamıştım ama bu şartlarda yapmayacağım'' diye konuştu.

Duruşmada, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ve bu davayla birleştirilen dava dosyasının, aralarında Hanefi Avcı'nın da olduğu 22 sanığının savunmasının alınmasına geçildi.

İlk olarak savunması alınan tutuklu sanıklardan Osman Baha Okar, yayınevinde çalıştığının bilindiğini ve solcu olmasının soruşturmaya dahil edilme gerekçesi olduğunu öne sürdü.

Okar, ''dergi'' ve ''toplantı'' sözcükleri geçen telefon konuşmalarının suç unsuru olarak görüldüğünü ve telefon kayıtlarının, iddiaların aksine suçlu olmadığını ortaya koyduğunu ileri sürdü.

Asılsız suçlamalar sonucu 11 aydır tutuklu olduğunu ve sol içerikli bir dergide çalıştığı için hakkında delil uydurulduğunu iddia eden Okar, iddianameyi hazırlayan savcının lehine olabilecek delilleri araştırma zahmetine girmediğini ve bunun görevi kötüye kullanma suçu oluşturduğunu savundu.

Okar'ın avukatı da ''Bu iddianame roman yazma yeteneği iddianame yazma yeteneğinden gelişkin bir savcı tarafından yazılmıştır'' ifadesini kullandı.

Tutuklu sanıklardan Semih Aydın da davada suçlanmasının sebebinin Muammer Adıyaman'ın emniyetteki ifadeleri olduğunu belirterek, Devrimci Karargah örgütüyle hiçbir ilgisi bulunmadığını öne sürdü.

Kendisini bu örgüt üyeliğiyle suçlayanların bunu kanıtlaması gerektiğini kaydeden Aydın, Devrimci Karargah örgütünü ilk kez Bostancı çatışmasında öğrendiğini söyledi.

Sanık Hakan Soytemiz de iddianamede ilişkisi olduğu belirtilen Ulaş Erdoğan ve Serdar Kaya'yı tanımadığını belirterek, ''Bu kişilerle görüştü'' iddiasının yer aldığı tarihte Tekirdağ Cezaevinde bulunduğunu kaydetti.

Ulaş Erdoğan da Mahkeme Başkanı Eşref Aksu'nun ''Hakan Soytemiz'i tanıyıp tanımadığını'' sorması üzerine, Soytemiz'i daha önce hiç görmediğini, ilk defa soruşturma kapsamında adliyede tanıdığını ve emniyette de kimseyi teşhis etmediğini söyledi.

''Görüşlerine katılmadığım bir siyasi örgütte olmaktan yargılanıyorum"


Tutuklu sanıklardan Oğuzhan Kayserilioğlu da siyasetle uğraşan sosyalist bir kişi olduğunu, kendisine göre görüşleri bulunduğunu ve sosyalist camiada tanındığını ifade ederek, ''Görüşlerine katılmadığım hatta yanlış bulduğum bir siyasi örgütün içinde olmakla yargılanıyorum. Bu örgütün görüşlerine katılmıyorum. Silahı ön plana çıkararak siyaset yapılmasını yanlış buluyorum. Devrimci Karargah'ın ideolojik zemini benim görüşümle çok ayrı bir zemindedir. Yaptığım şeyler meşru, haklı ve insanlığa hizmet olduğunu düşündüğüm şeylerdir. Sırf bu yüzden de Devrimci Karargahçı olmam'' dedi.

Türkiye'de sosyalist mücadelenin açık ve meşru zeminde yapılması durumunda anlamlı olacağını ifade eden Kayserilioğlu, ''Sosyalist biri olarak sosyalist bir parti kurmak istiyorum. Toplumsal Özgürlük Partisi kurma çalışmalarımız vardı. Eğer bırakılırsam bir hafta dinlenir, tekrar bu faaliyetlerime devam ederim. Çünkü yasal zeminde sosyalist bir siyaset üretiyoruz'' diye konuştu.

Duruşmayı milletvekilleri Sebahat Tuncel, Levent Tüzel ve bazı yabancı gözlemcilerin de aralarında bulunduğu kalabalık bir grup ile eski emniyet genel müdür yardımcısı Emin Arslan da izledi.

Bu arada, duruşmayı izlemek isteyen çok sayıda gazeteci ile bazı sanık yakınlarına, adliyede güvenlik önlemi alan polis ekipleri tarafından duruşma salonunun dar olduğu gerekçesiyle giriş izni verilmedi. Duruşma salonuna alınmayan basın mensupları ile sanık yakınları polislere tepki gösterdi.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesindeki, Avcı'nın da aralarında bulunduğu 22 sanık hakkındaki dava, 13 Nisan 2011 tarihli duruşmada İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesindeki ''Devrimci Karargah Örgütü'' davasıyla birleştirilmişti.

Mahkeme heyeti, saatin geç olmasını göz önüne alarak, duruşmaya yarın devam edilmesini kararlaştırdı.

Yarınki duruşmada tutuklu sanıklardan Hanefi Avcı'nın da savunma yapması bekleniyor.


İddianameler

Birleştirilen davaların iddianamelerinde, tutuklu sanık eski emniyet müdürü Hanefi Avcı'nın, ''Devrimci Karargah terör örgütü ve mensuplarına yardım'', ''yargı görevini yapanı etkileme'', ''soruşturmanın gizliliğini ihlal'', ''terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme'', ''ikametinde ele geçirilen ruhsatsız silahlar nedeniyle 6136 sayılı yasaya muhalefet'' ve ''zincirleme şekilde kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme'' suçlarından 23 yıl 4 ay ile 51 yıl 9 ay arasında hapis cezasına çarptırılması isteniyor.

Avcı'nın eşi Şenay Avcı'nın da ''ikametinde bulunan birden fazla ruhsat süreleri dolmuş silahı bulundurma'' suçundan 7,5 ile 12 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamelerde, Hanefi Avcı'nın kullandığı telefon hattının sahibi olduğu öne sürülen Nejdet Kılıç'ın, ''Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olma'' ve ''6136 sayılı yasada belirlenen bıçakları izinsiz bulundurma'' suçlarından 9 ile 18 yıl arasında hapse çarptırılması öngörülüyor.

Osman Bahar Okar, Semih Aydın, Hakan Tanrıverdi, Önder Sönmez, Oğuzhan Kayserioğlu, Özgür Aytulum, Günay Kubilay, Ecevit Piroğlu, Kemal Hamzaoğlu, Sultan Çelik Kubilay, Özgür Cafer Kalafat, Yaman Yıldız ve Selda Başusta'nın ''Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olmak'' suçundan 7,5 ile 15'er yıl arasında hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, sanıklar Rıdvan Turan ve Salih Mahir Sayın'ın ''Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olma'' ve ''Ateşli Silahlar Kanunu'na muhalefet'' suçlarından 9 ile 19,5'ar yıl arasında hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.
İddianamede, Hakan Soytemiz, Tuncay Yılmaz, Ulaş Bayraktaroğlu, İbrahim Turgut'un da ''Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olma'', ''sahte kimlik bulundurma'', ''izinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılma'', ''izinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşünde molotofkokteyli taşıma ve atma'', ''6136 sayılı kanuna muhalefet'' suçlarından 3 ile 30 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılması öngörülüyor.

Sanıklar Fatih Aydın, Cemal Bozkurt, Özgür Dinçer ve İbrahim Şimşek hakkında ''devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma'' ve ''kasten adam öldürme'' suçlarından ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet, diğer suçlardan 9 ay ile 300'er yıl arasında değişen hapis cezaları isteniyor.

Sanıklar Mehmet Yeşiltepe, Ergin Öncü, Abdülselam Sultan, Muhammet Çetin, Süleyman Gürkan Anıl, Mustafa Aşula, Nail Arıkan, Necdet Öztürk, Sevim Öztürk, Melek Seven, Ceren Sütlaş ve Metin Akdemir'in de 7,5 ila 36'şar yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılması öngörülen iddianamede, sanıklardan Aylin Duruoğlu'nun da ''örgüt üyeliği'' suçundan 7,5 ile 15 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.
Ulaş Erdoğan'ın, ''Devrimci Karargah terör örgütü yöneticisi olma'' ''sahte nüfus cüzdanı ve sahte pasaport kullanma'' ve ''kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme, kaydetme'' suçlarından 23 yıl 3 ay ile 47.5 yıl arasında değişen hapisle cezalandırılması isteniyor.

Cenk Büyükkahraman, Zafer Kaygın ve Gökhan Aydın hakkında ''Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olma'' ve ''kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme, kaydetme'' suçlarından 9 yıl 9 ay ile 24'er yıl arasında hapis cezası istenen iddianamede, 14 sanık hakkında da ''Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olma'' suçundan 7,5 ile 15'er yıl arasında değişen hapis cezaları öngörülüyor.

İLGİLİ HABER İÇİN TIKLAYINIZ