"Dikkatle izleyeceğiz"

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, emekli kuvvet komutanlarının Ergenekon soruşturması kapsamında ifade vermelerinin doğal olduğunu ifade ederek, savcıların, yargıçların bu konuda neler yapacağının dikkatle izleneceğini söyledi.

02 Aralık 2009 Çarşamba, 15:46
Abone Ol google-news

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, KKTC Meclis Başkanı Hasan Bozer ve beraberindeki heyetle parti genel merkezinde bir araya geldi. Görüşme öncesinde gazetecilere açıklamalarda bulunan Baykal, gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

Emekli kuvvet komutanlarının ifade vermek üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na çağrılmalarını nasıl değerlendirildiğinin sorulması üzerine Baykal, ''Çok doğal, bir hukuk devletinde herkes ortaya bir iddia atılmışsa bu iddianın incelenmesi, soruşturulması sürecine tabi olmak durumundadır. Bu konuda Türkiye'de bir tereddüt yoktur. Yeter ki süreç doğru işlesin. Hukuk ilkeleriyle işlesin, gerçekler ortaya çıkarılsın'' dedi.

Türkiye'de son dönemlerde irdelenmeye ve aydınlığa kavuşturulması gereken üç konu olduğunu ifade eden Baykal, bunlardan birinin devlet sorumluluğunu belli bir zamanda taşımış ve hatta hala taşımakta olan bazı kişilerin bir araya gelerek hukuk ötesi etkinlik sergileme çabaları, bir diğerinin terörle mücadele sırasında hukuk dışı yollara başvurulması olduğunu, üçüncü konunun ise darbe iddiaları olduğunu kaydetti.

Baykal, şöyle konuştu:
''Darbe planlayan, gerçekleştirmeye yönelen bu çerçevede çeşitli girişimler yapmış olan çevreleri hukuk ve yasalar çerçevesinde sorumluluklarını ortaya çıkarmak, bu konudaki gerçek konumlarını doğru bilgilerle kamuoyuna yansıtmak temel ihtiyaçtır. Yargı karşısında bir hukuk devletinin kendisini korumak hakkıdır. Demokrasinin kendisini korumak hakkıdır. Bu da ciddiyetle ele alınıp, incelenmesi gereken bir konudur. Türkiye'de bu konuların birbirinden ayrı, kendi çerçeveleri içinde, kendi özelliklerini dikkate alarak ciddiyetle soruşturulması, yargılanması bir temel ihtiyaçtır.

Ama bu olayları, bu konulardaki toplumun genel anlayışını değerlendirmelerini çıkış noktası olarak kabul edip, bunların tümünü bir araya getirip, ona bir miktarda iktidara muhalefet ettiğini düşündüğünüz öğretim üyelerini, aydınları, saygın yazarları, düşünürleri ekleyerek ve bütün bunların arasında örgütlü bir siyasi yapılanma söz konusuymuş gibi bir merkezi hiyerarşi etrafında bir büyük örgüt söz konusuymuş gibi konunun ele alınması maalesef çok ciddi bir yanlışa yönelinmesi anlamına gelmektedir. Darbeyle kim ilgiliyse soruşturulmalıdır, hesabı verilmelidir.''

 

''İddialar hukuki açıdan hâlâ sonuçlanmadı"

''Bir süre önce Genelkurmay ve darbe iddialarına ilişkin bir belgenin ortaya atıldığını, ancak bu iddianın hala hukuki açıdan sonuçlanmadığını'' anlatan Baykal, iddiaların kesin olarak sonuçlandırılmasının önemini vurguladı.

''İddia bugün ortada duruyor, konu bütün boyutlarıyla çözüm bekliyor'' diyen Baykal, toplumun iddialara ilişkin hukuki yanıtlar beklediğini söyledi. Deniz Baykal, şöyle devam etti:
''Ortada bu son ifade alma girişimi, komutanların çağrılmasıyla ilgili olarak, bir anı defteri var. Öyle olduğu iddia edilen. Şimdi bunların incelenmesi lazım, var mıdır, yok mudur? İlgili kişi bu benim değil diyor. Bu büyük bir iddia, öyle mi, değil mi? Önce bunun aydınlığa kavuşturulması lazım. Sonra bu eğer gerçekten, onun ifadeleri, beyanları ise bunun ne anlama geldiğini, darbe suçu çerçevesinde ne anlama geldiğini, darbe teşebbüsü aşamasına girip, girmediğini, niyet aşamasında olup olmadığı, hukuki sorumluluğun ne olduğu elbette yetkili mercilerce incelenecektir.

Bizim işimiz değiltir, ben sadece şunu söylemek istiyorum. Türkiye'de belli suç alanları var. Bu alanlara ciddiyetle girilsin. Onları birbiriyle bağlamaya kalktığınızda aydınlatma şansını kaybedersiniz. Doğrudan her birisini ortaya koysunlar, gereğini yapsınlar. Türkiye bu konuda ferahlasın, aydınlığa kavuşsun. Komutanların, bu kadar söylenti, dedikodu, ortaya atıldıktan sonra ifade vermeleri kadar doğal bir şey yoktur. Elbette onlara bu sorulmalıdır. Onlar da ifadelerini vermelidir. Savcılar, yargıçlar bu konuda ne yapacak, bunu hep beraber dikkatle izleyeceğiz.''

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, KKTC Meclis Başkanı Hasan Bozer ve beraberindeki heyetle parti genel merkezinde bir araya geldi. Görüşme öncesinde gazetecilere açıklamalarda bulunan Baykal, Türkiye ve KKTC arasındaki ilişkilerin içinden geçilen dönemde ayrı bir önem taşıdığını vurguladı.

Kıbrıs'ın bugünkü noktaya kolay gelmediğini ve büyük acılar çekildiğini kaydeden Baykal, bugün ise Kıbrıs'ın nihai statüsünü şekillendirecek bir son denemenin gerçekleştirildiğini söyledi. CHP'nin Kıbrıs'ta iki ayrı toplumun bulunduğu ve bu iki ayrı halkın kendi coğrafyalarında istikrar içinde yaşamalarını mümkün kılacak düzenlemelerin yapılmasından yana olduğunu vurgulayan Baykal, coğrafi ayrışmanın esas alınması suretiyle bir çözüm oluşturulması gerektiğini ifade etti.

İki toplumun egemen eşitliği konusunda tartışma yaşanmaması gerektiğini belirten Baykal, ''Bir yeni başlangıca, sıfırdan yeni bir siyasi yapılanmanın gerçekleştirilmesine ihtiyaç vardır. Yoksa ortada bir egemen yapı var bu egemen yapıya KKTC sınırları içinde yaşayan toplumunda belli yetkilerle, belli güvencelerle, belli haklarla, belli statü içinde monte edilmesi birliğin bütünlüğünü bu şekilde gerçekleştirilmesi hiçbir şekilde kabul edilebilir değildir. İki egemen varlık var bu egemen varlıklar bir araya kendi iradeleriyle gelirler ve kendi iradeleriyle yeni bir siyasi yapılanmayı, ortak siyasi yapılanmayı gerçekleştirirler'' diye konuştu.

Kıbrıs'ta tartışmanın ortadan kaldırılmasını, KKTC'nin de oluşacak siyasi yapılanmanın içinde eşit, egemen ortak olarak yer almasını ve bu sayede orada yaşayan Türk toplumu mensuplarının AB içinde yer almasını yürekten desteklediklerini ifade eden Baykal, ''Bu sürecin en son denenmesini şimdi yaşamakta olduğumuz anlaşılıyor. Eğer bu denemede de bir anlayış birliği ortaya çıkarılamazsa öyle anlaşılıyor ki artık Türk ve Rum kesimlerinin ortak bir siyasi yapılanmayı gerçekleştirmeleri konusunda ciddi güçlükler artarak kendisini gösterecektir. Var olan siyasi tabloyu temel alarak geleceğe bakmak bir kaçınılmaz ihtiyaç olarak ortaya çıkacaktır'' dedi.

Baykal, Kıbrıs konusunda en son tablonun ne olduğu konusunda da ciddi bilgilenme ihtiyacı içinde olduklarını belirterek, sürecin nasıl geliştiğinin yaygın bir şekilde paylaşılmadığını ileri sürdü. Kıbrıslı Türklerin her türlü saygıyı hak ettiklerini, ancak sürekli mağduriyetlerle karşılaştıklarını anlatan Baykal, şimdi de iyi niyetle bir barış süreci işlettiklerini söyledi.


Bozer'in sözleri

KKTC Meclis Başkanı Hasan Bozer de Atatürk'ün partisi CHP'de bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek, Baykal'a ilgisinden dolayı teşekkür etti.

Kıbrıs meselesinin kritik bir süreçten geçtiğini kaydeden Bozer, ''Kıbrıs meselesi yalnız Kıbrıslıların meselesi değildir. Tarih boyunca Anavatan'la beraber, müşterek yürüttüğümüz milli davamızdır'' dedi.

Türkiye ve KKTC arasında sarsılmaz bağlar bulunduğuna işaret eden Bozer, Anadolu halkı ve Kıbrıs Türk halkı ilişkilerinin güçlülüğüne kişisel olarak da büyük önem verdiğini kaydetti.
Kıbrıs meselesinin özünün Rumların Kıbrıs'ın bütünüyle Yunanistan'a bağlanması isteği olduğunu ve bugüne kadar da bu düşüncelerinden geri adım atmadıklarını vurgulayan Bozer, müzakere sürecinde gündeme gelen tekliflerin de bunu gösterdiğini ifade etti. Görüşmelere samimiyetle oturduklarını belirten Bozer, ''Ama bizi ileride müşkül durumlara düşürecek, geçmişte yaşadığımız acıları tekrar yaşatacak, oradaki tarihi varlığımızı sonlandıracak anlaşmalara da kesinlikle razı değiliz. Kıbrıs'ta Türklerin ilelebet var olması adına bir anlaşma istiyoruz'' dedi. Bozer, belirsizliğin Kıbrıs Türk halkının ileriye tanışmasını engellediğini de kaydederek, konunun kesin olarak sonuçlandırılmasının çifte standardı önleyeceğini belirtti.


Başbakan Erdoğan'ın ABD ziyareti


Açıklamaların ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Baykal, Kıbrıs'ın Türkiye gündemindeki yerine ilişkin soru üzerine Kıbrıs'ta yürütülen müzakereler hakkında yeterli bilgiye sahip olamadıklarını söyledi. Müzakereleri önemsediklerini ve çok merak ettiklerini belirten Baykal, Kıbrıs'ın Türkiye'nin gündeminden hiçbir zaman düşmediğini de vurguladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD ziyaretinin gündem maddeleri arasında Kıbrıs konusunun olup olmadığına ilişkin soruyu yanıtlarken de Baykal, bunu şu an bilemeyeceklerini, ancak dikkatli izleyerek, takip ettiklerini söyledi. Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinin belli bir konuya odaklanarak değil, tüm meseleler üzerinde ortak bir anlayışla geliştirilmesi gerektiğini de vurgulayan Baykal, konular arası dengenin önemli olduğunu vurguladı. Baykal, ''Başbakan'ın Sayın Obama ile yapacağı görüşme tabii önemlidir. Hepimiz ilgiyle, dikkatle bekliyoruz. Oradan çıkacak sonucu hep beraber değerlendireceğiz'' dedi.

Baykal, ABD'nin Ankara Büyükelçisi'nin açıklamaları hatırlatılarak, ''Afganistan'a daha fazla Türk askeri gönderilmesi'' konusundaki değerlendirmesinin sorulması üzerine de Baykal, Türkiye'nin Afganistan konusunda olağanüstü sorumluluk üstlendiğini belirtti.

Türk ve Afgan halkı arasında da anlamlı ve yakın bir ilişki olduğunu belirten Baykal, Türk askerlerinin orada büyük sorumluluklar üstlendiğini ve güzel çalışmalar gerçekleştirdiklerini söyledi. Baykal, şunları kaydetti:
''Türkiye'nin Afganistan'daki problemin çözümüne en etkin ne şekilde katkı yapabileceği tek taraflı bir karara bağlanması kolay olmayan bir konudur. Bizim bu konuda muhataplarımıza Türkiye'nin en etkili şekilde Afganistan'da terörün tasfiye edilmesine ne şekilde katkı yapacağını anlatmamıza ihtiyaç vardır. Bu çerçevede Türkiye'nin Afganistan'daki sorunlara silahlı muharip güç olmanın ötesinde çok daha etkin, çok daha yararlı, başarılı katkılar yapma şansı vardır. Bütün bunların konuşulması lazımdır. Çeşitli taleplere muhatap oluruz ikili ilişkilerde bu çok doğaldır. O talepler karşısında da biz mukabil değerlendirmeler yaparız. Ortak amaçlara hizmet edecek en iyi noktaya ulaşılması söz konusu olur.''