Ekonomi tıkırında!

Böbreğini satmak isteyenler organ bağışçılarını geçti. Krizdeki şirketin işçileri çaresizlikten boşanmaya başladı. Doğalgaza zam gelince halk kömüre yöneldi.

15 Şubat 2013 Cuma, 10:44
Abone Ol google-news

Ekonomik kriz yurttaşlara organlarını sattırıyor. Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, böbreğini satmak isteyenlerin sayısının, organ bağışı yapanları geçtiğini belirterek, “Organ bağışı konusunda son derece sistemli çalışmalar yürüterek bir bilinç yaratmayı hedeflesek de, organlarını satmak için başvuranların sayısını düşüremiyoruz” dedi.

Ülkemizde organ bekleyen hasta sayısı her geçen gün hızla artıyor. Buna karşın organ bağışı yeterli olmadığı için birçok hasta makinelere bağlı yaşıyor, kimi de organ nakli yaptırmak için sıra beklerken yaşamını yitiriyor. Türkiye’deki verilere göre 70 bine yakın hasta kronik böbrek yetmezliği sorunu yaşıyor ve diyalize gidiyor. Bu rakamların 2015’te 100 binleri bulacağı tahmin ediliyor. Ülkemizde 20 bine yakın kişi böbrek, yaklaşık 1800 kişi karaciğer, 280 kişi kalp, 213 kişi pankreas, 17 kişi akciğer ve 2 kişi de ince bağırsak nakli olmak için bekliyor.

 

Suç işleniyor

Organ bağışı ile başka bedenlere can verilmesi birçok insana sonsuz bir mutluluk yaşatıyor. Ancak madalyonun diğer yüzündeki acı tablo, başka bir gerçeği ortaya koyuyor. Timur Erk, organ bağışından daha çok organ satış talebi olduğunu söyledi. Türk Böbrek Vakfı’nın organ bağışı konusunda bilinçlenmeye yönelik çalışmalarının devam ettiğini belirten Erk, “Ancak yine de neredeyse her gün gelen ‘Böbreklerimi satmak istiyorum’ başvurularını azaltmadı” dedi. Erk, özellikle telefonla iletişim kuranların vakıf yöneticileri tarafından bilgilendirildiğini, gerekirse saatlerce ikna için uğraştıklarını ifade etti. Erk, genellikle yasalardan habersiz ve maddi güçlükler içinde olan insanların bu yola başvurduklarını belirterek, bu talebin suç kapsamına girdiği konusunda bilgi eksikliği olduğuna dikkat çekti. Türkiye’de organ naklinin iki şekilde yapılmasının yasal olduğunu vurgulayan Erk, bunlardan birinin canlı vericiden 4. dereceye kadar kan bağı olan akrabalar arasında yapılan, diğerinin ise beyin ölümü gerçekleşmiş kadavradan sağlanan bağış olduğunu anlattı. Böbrek satışı yapılmasını öneren kişilere karşı dikkatli olunması uyarısını yapan Erk, “Size yasadışı yolları önererek sahte vaatler sunan kişiler dolandırıcıdır. Siz, bir böbreğinizi verip karşılığında para kazanıp borçlarınızı kapatma ve ailenize destek olma hayali kurarken, hayatınızı riske atmış ve suç işlemiş oluyorsunuz” diye konuştu.

 

‘Organlarınızı bağışlayın’

İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü ve Hayata Bağış Derneği, organ bağışında farkındalığı artırmak için “Organ Bağışı ve İnsan Sevgisi Yürüyüşü” sloganıyla bir etkinlik gerçekleştirdi. 14 Şubat Sevgililer Günü’nde Bakırköy Sahili’nden başlayarak Özgürlük Meydanı’nda son bulan yürüyüşe, nakil olmuş ve nakil bekleyen çiftler ile Organ ve Doku Nakli İstanbul Bölge Koordinatörü Dr. Ali Demirel de katıldı. Grup, yürüyüşün sonunda meydana çadır kurarak yurttaşları organ bağışına davet etti. Demirel, “Organ bağışı, ihtiyacı olan kişilerin yaşamasına vesile olmaktır” dedi.

 

Kriz yuvaları dağıttı

Otobüsten kamyona, vidanjörden zırhlı askeri araca dek uzanan yelpazede araç üreten BMC, içine düştüğü ya da düşürülmesine göz yumulduğu finansal krizin içinde. Yüzde 100 yerli sermayeli şirketin geleceği şimdilik belirsiz. Ancak geleceğinden asıl endişe duyanlar, “Biz aynı zamanda bu şirketin sahibiyiz” diyen çalışanları. Çalışanlar ekmek kapılarının kapanmaması için ellerinden gelen özveriyi göstermeye hazırlar. Ancak önlerine ne bir kurtuluş formülü konuyor, ne de biriken alacaklarına ilişkin ödeme planı gösteriliyor. Durum böyle olunca da, onların deyimiyle “BMC’de sosyal patlama yaşanıyor.” Bunun göstergesi de yaklaşık 100 çalışanın eşinden boşanması, 300’üne haciz gelmesi.

BMC’nin durumu, aslında Türkiye ekonomisinin yansıması gibi. Pembe gösterilmeye çalışılan tablonun üzerindeki boyalar kazınınca, alttaki koyu grilik hemen kendini gösteriyor. Şirket, bundan henüz 5 yıl önce, yürüyen işlerine ek olarak 1859 araçlık “Kirpi” olarak adlandırılan tekerlekli araç ihalesini kazanmış ve Milli Savunma Bakanlığı’yla sözleşme imzalamıştı. Ancak aradan geçen süre içinde üretim bandı hareketini yitirdi. Araçların yarıdan fazlası teslim edilemedi.

Savunma Bakanlığı, bu yüzden 12 milyon Avro ceza kesti. Belediyelerde kazanılan ihaleler nedeniyle teslim edilmesi gereken otobüslerde de sıkıntı yaşandı. İzmir ve İstanbul büyükşehir belediyeleri başta olmak üzere pek çok yerel yönetim şirket aleyhine tazminat davaları açtı. BMC’de kendini hissettiren kriz, 2011’in son dönemlerinde iyiden iyiye derinleşti. Ödeme krizi, yaka rengine bakmaksızın çalışanları vurdu. Geçen yıl mayıs ayında işçilerin büyük bölümü izne çıkarıldı. Bu süreçte çalışanlara yok denecek kadar az ödeme yapılabildi. Zorunlu izindeki işçilerse karşılaştıkları güçlüğü göğüslemekte zorlanıyor. Fabrikanın önünde bir araya geliyor, durumlarını konuşuyorlar. Basın aracılığıyla da sıkıntılarını duyurmaya çalışıyorlar. Ancak o yönden pek şanslı oldukları söylenemez. Şirketin finansal krizi, aileleri de krize sokmuş. Birçoğunun yuvası dağılmış durumda. Hacizler ve boşanmalar artmış. Zaten çoğunluğu, eşini, çocuğunu “memleketlerine” göndermiş. Evli de olsalar, “bekâr hayatı” yaşıyorlar.

Kömür günlerine dönüş

Son bir yılda doğalgaza aile ekonomosini sarsacak oranda yapılan ciddi zamlarla birlikte kömür kullanımı yeniden yaygınlaşmaya başladı. Kentin gecekondu bölgelerinde yaygın olan kömür kullanımı artık kent içine de yayıldı. Bu durum hava kirliliğini de artırıyor.

Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nden yüksek mühendis Özge Gökmen, sobaların yeniden kullanılmaya başlanmasıyla beraber ortaya çıkan karbonmonoksit ve karbondioksit gibi gazların zehirleyici ve boğucu etkiye sahip olduğunu bu nedenle “soba zehirlenmesi” ile ilgili her gün acı haberler geldiğini kaydetti. Gökmen, “Evlerde ısınma amaçlı kullanılan kömürlerin genel olarak kül oranı yüksek ve enerjisi az olan türden olması uzun vadede ciddi oranda kirliliğe sebep olmaktadır” dedi. Birçok doğalgaz abonesi artan fiyatlar nedeniyle evdeki kombileri, radyatörleri bir kenara bıraktı artık kömür sobası kullanıyor. İyi ısınabilmek için doğalgazı yüksek derecede yakınca yüzlerce liralık faturalarla boğuşmak istemeyenler evlerinin bir odasına soba kurarak hem daha iyi ısınmaya hem de ekonomi yapmaya başladı. Yeni ortaya çıkan talep nedeniyle birçok zincir market torba ile kömür satışı yapmaya başladı. 1 ton kömürün fiyatı ortalama 450 TL civarında. 25 kiloluk bir torba kömür de 19 liradan satılıyor. Bir ton kömür bütün kış bir aileye yetiyor. Yüzde 48 oranındaki zamdan sonra ortalama doğalgaz faturası ise aylık minimum 300 lira civarında.

İstanbul en kirli 7. kent

Dünya Bankası’nın en son yayımlanan Dünya Kalkınma Göstergeleri raporunda yer alan hava kirliliği verilerine göre İstanbul fosil yakıtlardan yayılan sülfürdioksit açısından dünyanın havası en kirli 7’nci kenti. Ankara da en kirli kentler arasında 26. sırada yer aldı. Rapora göre şu anda Dünya Sağlık Örgütü (WHO) hava kalitesi limiti olarak yıllık ortalama birikimi itibarıyla metreküpte 20 mikrogram partikül maddenin İstanbul’daki oranı 42.

 

10 aydır maaş alamıyoruz

Pınarbaşı’ndaki BMC fabrikasının girişinde, işçilerden İsmail Sardoğan’la konuşuyoruz. Cebinden “aile mahkemesi”nden gelen kâğıdı çıkarıyor. Boşanmak üzere. “Ekonomi bozulunca, her şey bozuldu” diyor ve başlıyor anlatmaya: “Burada aileler katlediliyor. Benim durumumda olan, ama yansıtmak istemeyen daha nice arkadaşım var. Pek çoğu hacizlik. Aile huzuru kalmadı. Esnaftan kaçar hale geldik. Alacaklılarla artık küfürlü diyaloglar yaşıyoruz.” Telefonunu uzatıyor, bir bankadan gelen mesajı gösteriyor. İçeriği haciz! Bunu hak etmediklerini vurguluyor: “İşçi patladı, patlayacak. Bugün iş düzelse 10 yıl boyunca bankalara mahkûm yaşayacağım.”

Erdoğan Gençtürk
, 47 yaşında. 23 yıllık BMC çalışanı. Medyanın durumlarını görmezden gelmesine öfkeli. “Çocuklarımıza harçlık veremiyoruz, yurt paralarını ödeyemiyoruz. Başbakan bizden 3 çocuk istiyor. İyi de biz 1 çocuğa, 2 çocuğa bakamıyoruz, 3’üne nasıl bakacağız? Açlık sınırı 1500 lira, bizim maaş 1300 lira, onu da 10 aydır alamıyoruz. Sesimizi duyurmamız için ille de cinnet mi getirmemiz gerekiyor?” diyor.

Çalışanların durumu, eski Türk komedi filmlerini andırıyor. Mahalle esnafından nasıl kaçtıklarını, onlara görünmemek için neler yaptıklarını anlatıyorlar. 47 yaşındaki işçi Murat Turhan da krizde yuvası dağılanlardan. 2006’daki krizde de ilk eşinden boşanmış. “O zaman, bankalara yapılandırdığım borçlarım nedeniyle 90 gün hapis yatmıştım. Maaşımda 11 tane haciz var. 22 bin lira borç, çoktan 40 bin lira oldu. Yuvam da yıkıldı zaten” diye konuşuyor.

BMC’den ayrılmak üzereyken Mehmet İlçin dikiliyor karşıma. O da nişanlısından ayrılmak zorunda kalmış. Onu ve diğer işçileri en çok belirsizlik üzüyor. Çünkü ne “işsiziz” deyip yeni iş bakabiliyorlar, ne de çalışıp emeklerinin karşılığını alabiliyorlar. Yalnızca bekliyorlar...

 

‘Trajedi yaşanıyor’

BMC’de Türk Metal Sendikası örgütlü. İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Halil İbrahim Tosun, “BMC’de tam bir sosyal patlama yaşanıyor” diyor. Boşananları, hacze uğrayanları örnek gösteriyor: “Yüzlerce arkadaşımız cep telefonlarını yalnızca saat olarak kullanıyor. Çünkü borcundan dolayı kapanmış. Evine haciz gelenlerin sayısı 300’ü, boşananların sayısı 100’ü buldu. Çoğu arkadaşımız, eşlerini ve çocuklarını memlekete gönderip, burada ayakta durmaya çalışıyor. Eşinin ya da kendisinin anne babası İzmir’de olanlar ise kira ödememek için onlarla evlerini birleştiriyor. Tam bir trajedi yaşıyoruz.” Sorunun çözümü için “Ya bir yol bulacağız, ya bir yol açacağız” sloganını işliyor. Tosun, işçilerin 2012 Mayısı’ndan bu yana arada yapılan 300-500 liralık ödemeler dışında maaş alamadığını, yaklaşık 20 trilyonluk işçi alacağı bulunduğunu söylüyor. Tosun şu anda 1650’si sendikalı, beyaz yakalılarla birlikte toplam 2 bin 300 çalışanın ücretli idari izinde olduğunu kaydetti.