"Ekonomik sorunlar olabilir ama..."

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ekonomik sorunların olabileceğini, çaresiz, çözümsüz bir sorun olmadığını belirtirken, ''Ancak bu çözüme ulaşabilmek için siyasi karar mekanizmalarının karar almaları ve somut adım atması gerekiyor'' dedi.

12 Ağustos 2011 Cuma, 14:41
Abone Ol google-news

Başbakan Yardımcısı Babacan, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'nda (ATSO) işadamlarıyla bir araya geldi. ATSO yönetimi ve üyeler ile ATSO Başkanı Çetin Osman Budak'ın odasında 1 saat basına kapalı görüşen Babacan daha sonra Meclis Toplantı Salonu'nda iş adamlarına seslendi.

Babacan, turizm kenti denildiğinde ilk akla gelen turizm merkezlerinden birinin Antalya olduğunu belirterek, Antalya'nın aynı zamanda sanayi, ticaret ve tarım alanında da güçlenen bir şehir olduğunu söyledi. Antalya ile ilgili konuları hem oda hem milletvekilleri aracılığıyla yakından takip ettiklerini ifade eden Babacan, ''Yapabileceğimiz adımlar varsa, atabileceğimiz adımlar varsa, alacağımız kararlar varsa, bu adımları atarak devam ediyoruz. Ben Antalya'nın potansiyeline inanıyorum. Bundan 5-10 sene sonrası Antalya Akdeniz'in belli başlı modern sahil şeridinden birisi olarak dünyada tescil edilmiş olacaktır. Sadece Türkiye'nin değil, tüm Akdeniz havzasının, Avrupa'nın en gözde kentlerinden birisi olarak dünyaca tanınacak, Antalya'nın bu potansiyeli var. Trendler de o yöne gittiğimizi gösteriyor'' diye konuştu.

"Yaşananlar sıradışı"

''Küresel konjonktüre bakıldığında sıra dışı dönemden geçiyoruz''
ifadesini kullanan Babacan, ''Dünya daha önce görülmemiş türden ekonomik ve finansal sorunlarla karşı karşıya. Yani bu dünyada yaşadığımız hele hele yanı başımızdaki Avrupa'da yaşananlar, daha önce belli bir tarih diliminde yaşanmış sonuçları da (şöyle olmuş) diyerek mukayese edebileceğimiz gelişmeler değil. Bu, neredeyse ilk örneği diyebileceğimiz türden gelişmelerdir'' diye konuştu.

Gelişmeleri Türkiye olarak yakından izlediklerini vurgulayan Babacan, Türkiye'nin G20 ülkesi olarak yakından takip edildiğini, G20 bünyesinde kurulan pek çok yapıda temsil edildiğini kaydetti. Babacan, ''Bir yandan Hazine Müsteşarlığımız bir yandan Merkez Bankamız bir yandan da Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumumuz, bütün bunlar G20 ve onunla ilgili yapılarda faaliyet gösteriyor. Daha önce içinde olmadığımız yapılara da artık Türkiye bu son yıllarda girmiş durumda. Küresel, ekonomik, finans sistemiyle ilgili alınan karar mekanizmalarının içerisinde artık biz varız'' diye konuştu.

"İzole olamayız"

Türkiye'nin dünyanın en büyük 16'ncı ülkesi olduğunu, ancak dünyanın en büyük 10 ekonomisiden birisi olmayı hedeflemiş bir ülke durumuna geldiğini kaydeden Babacan, ''Dolayısıyla böylesine ticaret kanallarıyla, finansman kanallarıyla, dünya ile çok yoğun şekilde entegre olmuş ülkemizin de dünyadaki, Avrupa'daki gelişmelerden izole olması bu gelişmelerin tamamen dışında kalması mümkün değil'' dedi.

"Çaresiz sorun yoktur"

Yaşanan sorunların özüne bakıldığında pek çok ülkede siyasi karar mekanizmalarının çalışmadığı, çalıştırılmadığının görüldüğüne dikkati çeken Babacan, şunları kaydetti:
''Ekonomik sorunlar olabilir ama çaresiz, çözümsüz bir sorun yoktur. Bunların hepsinin çaresi var, hepsinin çözümü var. Ancak bu çözüme ulaşabilmek için siyasi karar mekanizmalarının karar almaları ve somut adım atması gerekiyor. Karar alınamadığı zaman bu adımlar atılamadığı zaman problemler büyüyerek tekrar tekrar önünüze geliyor, karşınıza çıkıyor. Bir yangın küçükken bir kova su ile söndürebilirsiniz. Bir kova su ufak bir yangını söndürmeye yeter ama 1 saat beklerseniz, 3 saat beklerseniz, 1 gün beklerseniz o yangın bütün binayı sarar. Arkadan yüzlerce ton su getirseniz, havadan su boşaltsanız, 10 tane itfaiye aracını boşaltsanız o yangını söndürmeye kafi gelmeyebilir.''

"Problemler yarın bir gün hepimizin başına ciddi işler çıkaracaktır"

Babacan, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'nda (ATSO) iş adamlarına yaptığı konuşmada, 2006-2007'den bu yana sürekli ekonomik uyarıda bulunduklarını ifade ederek, şunları söyledi:
''Uluslararası bütün ortamlarda risklerden bahsediyoruz. Göz göre göre problemler birikiyor. Problemler yarın bir gün hepimizin başına ciddi işler çıkaracaktır. Bunu tahmin etmek o kadar zor değil. Çünkü ekonomi rakamlar, göstergelerdir. Göstergeler yanılmaz. Bazı ülkelerle ilgili, bazı göstergelerde büyük sıkıntılar var. Bunlar yeni, bugün ortaya çıkmış sıkıntılar değil. Yıllardır orada duruyordu bu sıkıntılar. Bunları çözmeye yönelik adım atmazsanız, hatta aldığınız kararlar ve attığınız adımlar bu sorunları daha da büyütecek kararlarsa işte o zaman bu olanlara hiç şaşırmamak lazım.''

Türkiye halkının, referandumda demokrasiyi, hak ve özgürlükleri, hukuku tercih ettiğini, genel seçimde de güçlü bir hükümeti tek başına yönetime getirerek iradesini ortaya koyduğunu belirten Babacan, şöyle konuştu:
''Türkiye bu sebeple, kendi içindeki siyasi istikrar ve karar alma mekanizmalarının sıhhatli ve rahat çalışması sebebiyle pek çok ülkeden ayrışmış durumda. Biz gözümüzü kırpmadan en zor kararları dahi alabilecek bir siyasi yapıya çok şükür sahibiz. Çok önemli kararları çok hızlı alabiliyoruz. Çünkü hep uzun vadeye bakıyoruz. Kısa vadede bugünü kurtaracak tedbirler almıyor, adımlar atmıyoruz. Kısa vadede tamamen siyasi açıdan baktığımızda belki bizim için zararlı görülen konularda bile korkmadan yürüyüp gidiyoruz. Çünkü diyoruz ki 'bu uzun vadede memleketimizin, milletimizin çıkarınadır, faydasınadır'. Bunu da halkımız anlıyor. Zaten arka arkaya üç seçimde yükselen bir destekle halkımız hükümetimizi destekledi. Bir bakıma yapılanların, bizim duruşumuzun doğru olduğunu gösteriyor. Bu güven ilişkisini kurduktan sonra da her şey kolaylaşıyor.''


Merkez Bankalarının karşılıksız para basması

ABD'de kongreyle yönetimin ayrı ayrı partilerde olduğunu ve çok basit konularda bile yönetim ile kongrenin pazarlık yapmak durumunda kaldığını belirten Babacan, borç limitinin artırılıp artırılmaması konusunda yaşananları örnek gösterdi.

Bütçe açığı olan bir ülkenin borcunun büyüyeceğini vurgulayan Babacan, ABD'nin kendi iç mevzuatında bu borcun artırılıp artırılmamasının kongrenin onayına bağlı olduğunu, kongrenin buna izin vermediğini, hükümetin tedbir almasına karar verdiğini, bunun da haftalarca tartışıldığını kaydetti. Bu tartışmanın ciddi bir güven bunalıma neden olduğuna işaret eden Babacan, tarihinde ilk kez ABD'nin kredi notunun kırıldığını dile getirdi.

Avrupa'da da durumun farklı olmadığını belirten Babacan, AB'de 27 hükümet, 27 Meclis, Avro Bölgesi'nde 17 hükümet, 17 Meclis olduğunu, çoğu ülkelerde azınlık ya da koalisyon hükümetlerinin bulunduğunu ve bunların adım atmaktan korktuğunu kaydetti.

Böyle bir siyasi yapıda ekonomik sorunların çözülmesinin mümkün olmadığını ifade eden Babacan, bu sorunların çözümünün aya insan göndermek, uzaya roket göndermek gibi ince mühendislik hesapları istemediğini belirtti. Sağduyusu olan herkesin bunun çözümünü bildiğini dile getiren Babacan, ''Bir ülkenin borcu çoksa o ülkenin bütçe açığına dikkat etmesi lazım'' dedi.

Aksi halde ülkelerin borcunun giderek artacağını belirten Babacan, bunu yapmayan ülkelerin krizin nereden çıktığına şaşırdıklarına dikkati çekerek, ''Sağlamlık lafla olmaz ki. 'Bize güvenin, bize bir şey olmaz', yok öyle bir dönemde değiliz. Fransa da tedbir alacak, İtalya da tedbir alacak. Açığı olanlar açığı kapatmak için tedbir alacaklar, başka çaresi yok. 'Bize güvenmiyorsunuz', güvenelim ama siz de gerekeni yapın. Maliyenizi sağlam tutun ki dünya size güvensin'' diye konuştu.

Avro Bölgesi'nin tek para birimi kullandığını anımsatan Babacan, burada milli gelire oranla borcu yüzde 60 ya da 20 olan ülkeler bulunduğunu kaydetti. Borcu yüksek ülkelerin Merkez Bankasına para bastırdıklarını dile getiren Babacan, ''İyi de basıp verilen para senin paran değil ki 17 tane ülke var. Kimin parasıyla kimin borcunu ödemeye kalkıyorsun'' dedi.

Başbakan Yardımcısı Babacan, Avrupa Merkez Bankasının iflas oluşmaması için bir haftadır para basarak, İtalya ve İspanya'nın kağıtlarını dahi toplamaya başladığını da dile getirdi.

Dünyanın güvendiği para birimleri

''Bastığın paranın değeri ne olacak? Dolar ve avro dünyanın en önemli para birimleridir. Herkes buna güveniyor, rezerv para olarak saklıyor. Dünyada Birleşmiş Milletlere kayıtlı 202 ülke var, 202'si özellikle doları rezerv para olarak saklıyor. Bir şey olursa oradan kullanırım diye. Dünyanın güvendiği bir para birimini böylesine karşılıksız ve pervasızca basıp dağıtmak dünya ekonomisini ciddi riskli ortama sokuyor''
diyen Babacan, hükümetler karar alamayınca, tasarruf yapamayınca, bütçe açığını düşüremeyince merkez bankalarının karşılıksız para bastıklarını, Amerika'da bunun bir yıldır yapıldığını, Avrupa Merkez Bankasının da küçük ülkelerin yanında bir haftadır İspanya ve İtalya için aynı uygulamaya geçtiğini kaydetti.

İtalya'nın dünyanın en çok 3. borcuna sahip ülkesi olduğunu vurgulayan Babacan, ''Bu kadar çok borç varsa bütçenize çeki düzen vereceksiniz'' diye konuştu.

Başbakan Yardımcısı Babacan, ''Ne yapılması gerekiyorsa hemen yapılması gerekiyor, acil yapılması ve somut adım atılması gerekiyor. Aksi halde bu ülkelerin bu durumdan çıkmaları mümkün olmayacak. Merkez Bankaları geçici süre için yardımcı olabilir para basarak ama onun da sınırı var. Uzun süre devam ettirirseniz, o sınırı zorlarsanız, karşılıksız parayı bu kadar yoğun miktarda sürekli basarsanız yarın çok ciddi bir istikrarsızlığa bütün dünyayı sürüklersiniz'' dedi.

Alınan tedbir kararlarının zayıf kaldığını ve bunun ders olması gerektiğini dile getiren Babacan, herkesin şapkasını önüne koyarak 'Ben ne yapıyorum' demesi gerektiğini söyledi. Bu ülkelerin liderlerinin, kendileri ve siyasi partileri ile ülkeleri ve dünya ekonomisi arasında seçim yapmak zorunda olduklarını ifade eden Babacan, ''Alınacak kararlar zor kararlar olacak, can yakıcı kararlar olacak, acı reçeteler gerekiyor Avrupa için de Amerika için de. Bunu birileri er ya da geç yapacak'' diye konuştu.