'Elektrikli araç kullanımını yaygınlaştırmalıyız'

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, ''2011 yılına kadar düzenlemelerin büyük bir oranda halledilmesi lazım ki; iç piyasada da elektrikli araç kullanımını yaygınlaştırabilelim. Bunun üzerinde çalışıyoruz, bununla ilgili çalışmaları da bu zamana kadar olgunlaştırmış olacağız'' dedi.

22 Kasım 2009 Pazar, 08:38
Abone Ol google-news

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, elektrikli otomobil üretimiyle alakalı Türkiye'de ilk adımı Renault'nun attığını ve bu konuda bir karar açıklandığını hatırlatarak, 2010 yılının sonundan itibaren elektrikli Fluence'nin, Oyak Renault Otomobil Fabrikalarında üretimine başlanacağını belirtti.

Ergün, Renault'un elektrikli Fluence'yi Türkiye'de üretmeye başlamasıyla birlikte muhtemelen başka firmaların da aynı teknolojiyle üretime başlayacağını ve bunun sevindirici bir gelişme olduğunu dile getirerek, bu yeni ve çevreci teknolojinin Türkiye'de üretilecek olmasının, Türkiye'nin bu konuda bir üretim ve ihracat merkezi olma noktasına doğru ilerlemesine vesile olacağını, bunun da sevindirici bir gelişme olduğunu kaydetti.

İç piyasada elektrikli araç kullanımının yaygınlaşması için birtakım teşviklere ihtiyaç olduğunu ifade eden Ergün, şunları söyledi: ''Çevreci teknolojilerin teşvikine ve desteğine ihtiyaç var. Bunların başında bu araçlarla ilgili vergiler geliyor. Mevcut üretilen benzinli ve mazotlu araçlardaki vergi uygulamaları motor gücüne göre yapılıyor. Fakat elektrikli araçlarda bir motor hacmi söz konusu olmadığı için bununla ilgili vergilerin başka bir formülle oluşturulması lazım. Motor hacmiyle ilgili bir vergi uygulamasının olmaması gerekiyor. Bu araçların vergileri teşvik amacıyla da minimum düzeyde olmalı ki, bunların iç piyasada kullanımı gerçekleştirilebilsin. Ayrıca şarj istasyonlarıyla alakalı da bir teşvike ihtiyaç var. Fakat bu zor bir şey değil. Şarj istasyonu kurulması çok maliyetli bir unsur değil. Bunu bizim mevcut benzin istasyonları bile yapabilecek imkan ve kabiliyete sahipler. Sadece akünün değişimiyle ilgili sistem biraz maliyetli. O konuda da bir işbirliğine ihtiyaç var. Yani elektrik dağıtım firmaları yerel yönetimler, akaryakıt bayileri gibi bunlarla bir işbirliğine ihtiyaç var. O işbirliği mekanizmaları da kolay. Başka ülkelerde de oluşturulabilmiş...''
 

Elekrikli kamu araçları

Bakan Ergün, elektrikli otomobillerde iç piyasadaki teşvik unsurlarından birinin de bazı kamu filolarının elektrikli araçlardan oluşturulması olabileceğini belirterek, Sanayi Bakanlığı açısından bakıldığında, piyasa denetim ve gözetim faaliyetlerinde kullandıkları araçların, sayıları çok fazla olmasa bile, elektrikli otomobil olarak kullanılmasının bir teşvik unsuru olacağını bildirdi. Bunun gibi başka bakanlıkların da araçlarını elektrikli araç olarak tercih ettiklerinde bunun iç piyasada birkaç bin aracın birden elektrikli araca dönmesi anlamına geleceğini vurgulayan Ergün, bunun da firmalar açısından iç piyasada ayrıca üretim için cazip bir nokta oluşturacağını söyledi.

''2011 yılına kadar düzenlemelerin büyük bir oranda halledilmesi lazım ki; iç piyasada da elektrikli araç kullanımını yaygınlaştırabilelim. Bunun üzerinde çalışıyoruz, bununla ilgili çalışmaları da bu zamana kadar olgunlaştırmış olacağız'' diyen Ergün, firmaların da bu konuda birtakım raporlar hazırladıklarını ve kendilerine sunduklarını bildirdi. Sanayi ve Ticaret Bakanı Ergün, kendilerinin de Maliye Bakanlığı ile hangi teşviklerin, hangi hızda gerçekleştirilebileceği, bu konuda nasıl bir çalışma içerisinde olunacağı ve bu araçların vergi oranlarının hangi oranda ve nasıl teşvik edici olabileceği üzerinde bir çalışma içerisinde bulunacaklarını kaydetti.
 

Vergi indirimleri

Vergi indirimlerinin ekonomik kriz ortamında krizin en çok etkileyebileceği sektörler açısından gerçekten destekleyici bir unsur olması gerektiğini belirten Ergün, kriz dönemlerinde özellikle otomotiv, beyaz eşya elektronik ve mobilya gibi sektörler, tüketiminden kolayca vazgeçilebilecek sektörler olduğu için, iç piyasada onlara yönelik bir tüketim potansiyeli oluşturulması gerektiğini, bunu da vergi indirimiyle oluşturduklarını anlattı.

Nihat Ergün, vergi indirimleri ile çarkların dönmesi, istihdam kaybının ortadan kalkması ve bu konudaki tüketim alışkanlığı eğiliminin devam etmesi açısından önemli olduğunu ve 6 aylık vergi indirimleri ile bunun da büyük oranda sağlandığını ifade etti. Bundan sonra otomobil firmalarının iki şey üzerinde durmaları gerektiğini anlatan Ergün, bunlardan birisinin; firmaların fiyat ve satış politikalarını yeniden kurgulamaları, ikincisinin de, bankalarla birlikte bu araçların finansmanıyla ilgili sistemleri daha ucuz ve daha uzun vadeli bir kredilendirmeyle cazip hale getirmeleri olduğunu söyledi.

Türkiye'de insanlar orta gelir düzeyine doğru transfer oldukça yeni otomobil almayı istediklerini ve bu isteğin büyük bir tüketim potansiyelini ortaya çıkardığını anlatan Ergün, firmaların bu potansiyeli görmeleri ve bu potansiyeli canlı tutacak mekanizmaları biraz da kendilerinin geliştirmeleri gerektiğini kaydetti. Bakan Ergün, ekonomik krizin en ağır hissediliği dönemlerde hükümet ve kamu olarak otomotiv firmalarına büyük bir destek verdiklerini, bu desteklerin çok yararlı olduğunu kendilerinin de söylediğini belirterek, bundan sonrasının bu firmaların ve finans sektörünün izleyeceği politikalara bağlı olduğunu ifade etti.
 

Ekonomideki gelişmeler

Ekonomide gelişmelerin çok yakından takip edildiğini vurgulayan Ergün, şunları kaydetti: ''Elbette ki bütün sektörler açısından sektörel gelişmeler, dünyadaki ve Türkiye'deki gelişmeler takip ediliyor. Eğer bu gelişmelerde kamunun alması gereken yeni önlemler otaya çıkarsa, her sektör için veya ekonominin geneli için makro dengelerin yeniden oluşması için birtakım önlemler gerektiren gelişmeler olursa o önlemler elbette alınır. Ama bugünkü manzara bize şunu gösteriyor; Türkiye mart ayından bu yana global mali krizin etkilerini üzerinden atıyor ve istikrarlı bir şekilde bütün göstergeleriyle olumlu istikamette seyrediyor. Özellikle kapasite kullanım oranı sanayi üretim endeksi gibi göstergelerde mevsimsel kırılmalar olsa da genel trend yukarıya doğrudur, bir çıkış istikametindedir. Bu çıkış devam edecektir. 2010 yılında da bu çıkış devam edecektir. Türkiye'nin ihracatında da artışlar baş göstermiştir. Ekim ayında 10 milyar dolara ulaştı ihracat. Dolayısıyla Türkiye bir çıkış trendini yakaladı, bunu devam ettiriyor. Her şeye rağmen hassasiyetimizi koruyoruz ve bütün sektörleri, makroekonomik gelişmeleri, hatta global gelişmeleri de yakından takip ediyoruz.''

Bakan Ergün, Türkiye'nin bu küresel mali krizi bir miktar üretim, ihracat ve istihdam kaybıyla geçireceğini belirterek, Türkiye'nin üretim ve ihracat kaybını daha hızlı bir şekilde telafi edebileceğini, fakat krizin Türkiye ekonomisi üzerinde en can alıcı etkisinin istihdam kaybı üzerinde olacağını söyledi. Türkiye'nin birikmiş bir işsizlik potansiyeli olduğunu ve bunun yüzde 10'lar seviyesinde bulunduğunu anlatan Ergün, yaşanan global ekonomik krizin bu potansiyelin üzerine 3-4 puan daha eklediğini ve bu yüzde 3-4 puanı eritmenin kısa zamanda mümkün olmadığını bildirdi.

Nihat Ergün, ekonomik büyüme hızının 2010 yılında yüzde 3,5, 2011'de yüzde 4, 2012'de de yüzde 4,5 olarak öngörüldüğünü belirterek, ''Bundan daha hızlı büyüyebiliriz. Biz yüzde 3,5'luk büyümeyi alt limit olarak görüyoruz. Ama buna rağmen bu mevcut büyüme hızı, mevcut işgücüne katılımı ancak emebilir. Stoktan eritme konusu ise çok kısa zamanda mümkün görünmüyor. Onları diğer sosyal mekanizmalarla, işsizlik sigortasıyla aktif işgücü programlarıyla dengelemeye çalışan bir yaklaşımımız olacak. Bir taraftan da ekonomimizi daha hızlı büyütmeye çalışacağız. Bu nedenle işsizliğin yüzde 10-14 arasındaki bir bantta zaman zaman inen ve çıkan bir gösterge ortaya koyması normal, bizim de öngördüğümüz bir şey. Bu birikmiş stokun etkisi bir müddet daha devam edecek'' diye konuştu. Dünya ekonomisinde küçük ve istikrarlı bir çıkışın beklendiğini dile getiren Ergün, bazı piyasaların daha yavaş, bazı piyasaların da daha hızlı toparlanacağını belirtti.

'Beklentimiz yeni bir kriz olacağı istikametinde değil'

Ergün, Türk işadamlarının, tahlillerini hangi piyasaların daha hızlı hareket, hangi piyasaların da daha yavaş hareket edeceğini belirleyerek yapması gerektiğini ifade ederek, işadamlarının hızlı gelişecek olan piyasalara doğru odaklanması gerektiğini kaydetti. Türkiye'nin mevcut rekabet gücü, rekabetçi üretim tarzı, fiyatları ve ürünlerinin kalitesiyle bu krizin etkilerini herkesten daha önce atlatacak ülkelerin başında gelebileceğini vurgulayan Ergün, önemli olanın bu dünya piyasalarının tahlilini iyi yapmak olduğunu belirtti. ''Bizim beklentimiz yeni bir kriz olacağı istikametinde değildir'' diyen Ergün, dünyadaki gelişmelerin hassasiyetle herkes tarafından takip edildiğini ve yeni bir olumsuzluğun ortaya çıkmaması için herkesin işbirliği yapması gerektiğini kaydetti.

Bakan Ergün, yurtdışı piyasalarında Türk işadamlarının yapacağı çok daha iş olduğunu vurgulayarak, Türk işadamlarının deneyiminin, dinamizminin, teknolojisinin ve üretim kabiliyetlerinin dünyanın bütün pazarlarına rahatça girebilme imkanını verdiğini ifade etti. Nihat Ergün, önümüzdeki dönemde, işadamlarının, ticaret odalarının, sanayi odalarının, işadamı derneklerinin ve iş konseylerinin bir araya gelip, bu pazarları masaya yatırıp yeniden karar vermeleri, yeni stratejilerini bu karar ve analizlere göre oluşturmaları gerektiğini dile getirerek, bunu yapmaları halinde önümüzdeki bir kaç yıl içinde herkesin pazar payının birkaç kat artıracağını sözlerine ekledi.