Ergenekon davası için kim ne dedi?

CHP milletvekilleri Ergenekon davasının bir "orta oyununu" dönüştüğünü ve bu oyunun sonuna gelindiğine dikkat çekerek "Bu durumun hukuk düzeni içinde adil bir noktaya gelmeyeceğini biliyoruz" dedi. Sanatçılar ise Silivri Ceza İnfaz Kurumu'nun çevresini dolduran binlerce kişinin demokrasi adına umut verici olduğunu vurguladı.

13 Aralık 2012 Perşembe, 14:58
Abone Ol google-news

Ergenekon davası sanıklarına destek vermek üzere aralarında Muharrem İnce, Emine Ülker Tarhan, Veli Ağbaba, Mahmut Tanal, Gökhan Günaydın, Kadir Gökmen Öğüt, Ali Özgündüz, Süheyl Batum, Engin Alkoç, Dilek Akagün, İlhan Cihaner,Umut Oran, Aytuğ Atıcı, İsa Gök,Emre Köprülü ve  Bülent Tezcan’ın da bulunduğu yaklaşık 50’yi aşkın milletvekili duruşmayı izlemek için sabah erken saatlerde otobüsle Silivri’ye gitti.

Duruşmayı CHP’li milletvekilerinin yanı sıra sanatçılar, gazeteciler ve yurdun çeşitli illerinden gelen yurttaşlar izledi. Gazetemize değerlendirme yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, duruşmayı izlemek için Türkiye’nin dört bir yanından binlerce yurttaşın Silivri’ye akın ettiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Binlerce insanı taşıyan araçlar, otobüsler ceza infaz kurumu girişine yaklaştırılmadı, durduruldu. Otobüsleri  almasalar da halk bu yürüyüşe başladı. Bu uzun bir adalet, özgürlük yürüyüşü, yurtseverlerin yürüyüşü. Dışardaki binlerce insan Silivri tutsaklarına gönülden sahip çıktılar. Ben bu duruma ‘Özgürlükte buluşma’ diyorum. Davanın bu aşamaya gelmesi de, davanın kurgulanmış olduğunu tekrar gözler önüne seriyor. Bu planları bozulacak. Yalanın adaletine son vereceğiz. Bu çadır tiyatrosu sona erecek. Bu halk bu planları bozacak.”

Mahmut Tanal ise “Bu hukuksuz yargılama sürecine sessiz ve seyirci kalmayacağız. Allah ile  hukuk ile aldatanların gücü yetmeyecek. Siyasal iktidar artık halktan korkmaktadır. Halk adaletsizliğin bu kadar ayyuka çıktığının farkındadır. Halk bu hukuksuzluğu yıkacaktır. Adaletin terasizini biz kaldıracağız” dedi.
 

"Zincirlerinizi kırmaya çağırıyorum”

Duruşmayı izledikten sonra CHP grubu basın açıklaması yaptı. CHP Grup Sözcüsü Emine Ülker Tarhan, “İçerde robokopla yargılama yapılıyor. Eskiden komünizm ile korkuttuklarını şimdi darbecilikle korkutuyorlar. Darbe diye diye Türkiye’yi cezaevine dönüştürdüler. Hareket etmeyenler zincirlerini kıramazlar. İlk zinciri 29 Ekim’de kırdık. Hepinizi geri kalan zincirlerinizi kırmaya çağırıyorum. İyi halli mahkum olmayacağız” diye konuştu.  

Ampulleri patlatacağız

Yalova milletvekili Muharrem İnce de “İçerde yargılama yok tam bir komedi yaşanıyor. Avukat söz hakkı istiyor yargıç söz isteyen yok diye kayıtylara geçiyor. Bu davanın yargıcı AKP, tanığı PKK, yargılanan ise Türk milleti. Türkiye bu kuşatılmışlıktan sizlerin sayesinde kurtulacak. Bunlara karşı tırnak ile diş ve güçle direneceğiz.B unları otobüslere bindirip yüce divanda yargılayacağız. Az kaldı Atatürk’ün çocukları ampulleri patlatacağız” dedi.  

“Bedeli olacaktır”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın da adliye girişi önünde kurulan barikata dikkat çekerek, “Mahkemeyi izlemek isteyenler için buranın açık olması lazım. Buradaki düzmece hukuk düzeninin ne anlama geldiğini yurttaşlarımız biliyor. Burada bir orta oyunu oynanıyor, cumhuriyet yargılanıyor. Bunun hukuk düzeni içinde adil bir noktaya ulaşmayacağını maselef hepimiz biliyoruz. Burası bir siyasi arena. Ancak Cumhuriyetle hesaplaşmanın bir bedeli mutlaka olacaktır” diye konuştu.

Kadir Gökmen Öğüt ise siyasiler olarak duruşmaya tutuklu milletvekilleri ile yurtseverlerin tahliye edilmesi için geldiklerini söyledi. “Bu hukuksuzluğa daha ne kadar dayanabileceğiz bilmiyorum” ifadelerini kullanan Öğüt, “Soğuğa ve yoğun güvenlik önlemlerine karşın burada büyük bir yoğunluk var. İnsanlar araçlarını TEM otoyolunda bırakarak buraya yürüdüler. Artık burada özgürlük türküleri söyleniyor” dedi.
 

“Zulüm dönemi”

CHP Milletvekili Prof. Dr. Süheyl Batum da binlerce yurttaşın Silivri’ye akın etmesinin, Ergenekon davasında yaşanan hukuksuzluklara, haksızlıklara halkın karşı durduğunun göstergesi olduğunu ifade etti. Batum şunları söyledi:
“Dünyada hiçbir baskı rejimi yalana dolana karşın bu kadar uzun sürmez. Türkiye’de herkesin gözü önünde, gizli tanıklarla, yapılmayan soruşturmalarla bu davanın bu kadar uzun sürmesinin nedeni, Türkiye’nin aydınlarının bir kısmının ihanet içinde olmasıdır. Ama bu halk bunu kabul etmeyecek. Böyle bir zulüm dönemini çocuklarımıza bırakmayacağız. Atatürk’ün cumhuriyetini, bunların cumhuriyeti haline dönüştürmeyeceğiz.” İP Genel Başkanvekili Hasan Basri Özbey ise “Burada bir ihanet tiyatrosu var. Sanıkların tek suçu, Atatürk Cumhuriyeti’nden yana olmaları. Eğer bu suçsa biz de suçluyuz. Bizi de alın” dedi.
 

Hukuksuzlukların hepsi bu davada

Ankara Barosu Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu da “Millet adına yargılamadan umudu kalmayan millet, ‘artık ben yargılayacağım’ diyor. Dava süreci boyunca gelinen en önemli aşama budur. Dışarda onbinlerce insan var, milyonlarca insan da bu davanın sonucunu bekliyor. Bu davada yaşanan hukuksuzlukları tersinden yazarsanız bir Ceza Muhakemeleri Kanunu kitabı olur. Hangi hukuksuzluk varsa bu davada yapıldı. Millet kendi yargılamasını, kendisi yapmaya başladı” diye konuştu.

Sanatçılardan destek

Sanatçı Rutkay Aziz ise davanın bu aşamaya gelmesinin adaletsizliğin en önemli göstergelerinden birisi olduğunu söyledi. Aziz, “Buradaki binlerin daha da büyüyeceğine inanıyorum. Bu kalabalık, demokrasi ve laik Türkiye cumhuriyetini koruma doğrultusunda büyük bir umut ve güç veriyor”dedi. Sanatçı Ekrem Ataer de “Türkiye'nin demokrasi belliği bu aslında. Burada, o demokrasinin belleğinin bakiyesini görüyoruz. Bu çok gurur verici” diye konuştu.
 

“Tayyip Bey dikkat etsin”

Gazeteci Banu Avar ise “Silivri’de Kafka’nın ‘dava’ kitabına rahmet okutacak bir dava görülüyor” ifadelerini kullanarak, “Balyoz davasında yaşananlar, Ergenekon’da da yaşanacağa benziyor. Ama halkın bilinçliliği giderek artıyor. Türk milleti olarak buradayız ve bu oyunu bozacağız” dedi. Bir gazetecinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bu dava ile ilgili açıklamalanrını anımsatlması üzerine Avar, “Tayyip Bey dikkat etsin, malum Saddam'ı tabuta soktular, ötekini alıp içeri tıktılar. Şu anda bireysel şebekelerin birbirleriyle savaştığı üçünçü bir dünya savaşı yaşınıyor. Herkesi kullanıp harcarla” diye konuştu.

Avukatlardan açıklama

Sanık avukatları duruşmada mahkeme heyetinin avukatlara yönelik tutumunun ardından dışarıda görevlendirdikleri 3 avukat tarafından basın açıklaması yapıldı. Gazeteci Tuncay Özkan’ın avukatı Ahmet Çörtoğlu, mahkeme heyetinin Ergenekon ile birleştirilen bir davanın iddianamesini okumak için sözlü taleplerini reddettiğini, birleştirme kararından duruşmada haberleri olduğunu ve bu durumun hukuka aykırı olduğunu söyledi. Teki gösteren izleyicilerin duruşma salonundan çıkarıldığını ve mikrofonu kapatılan bir avuktın da duruşmadan çıkarılmak istendiğini anlatan Çörtoğlu, bu duruma itiraz ettiklerini ve mahkemenin ara verdiğini söyledi. Avukat Çörtoğlu, Özel Yetkili Mahkemelerin yasayla kaldırıldığına ve söz konusu yasanın çıkarıldığı tarihten itibaren açılmış davalara Özel Yetkili Mahkemelerin bakamayacağına dikkat çekti. Çörtoğlu, özetle şunları kaydetti: “Yetkili olmadıkları bir davanın ididanamesini burada okuyamazlar. Mahkeme, esas hakkındaki mütaalasını hazırlayamayan iddia makamına yardımcı olmak amacıyla, yeni açılmış bir davanın ididanamesini okumak istemektedir. Tek amaç savunmanın engellenmesi, söz hakkının kısıtlanması ve idida makamının elinin rahalamasıdır. Bu iddianameden bugün haberdar olduk.  Benim bildiğim Karagümrük Çetesi ile ilgili bir dava, bu dava ile ilgisi olmayan bir konu.”

Sanık avukatı Murat Ergül ise avukatların tek isteminin yasaların uygulanması olduğunu vurguladı. Avukat Hüseyin Ersöz de, “Savcının ‘esasa ilişkin mütalaayı hazırlayamadım’ demesinin önüne geçilmesi için iddianame okunması yoluna gidildi. Bizim çabamız tarihe not düşmektir, hukuka aykırı uygulamalara zemin atan mahkemeyi hukuk zeminine çekmektir” dedi.