Ezilenlere borçluyuz

İnci Beşpınar’ın, 68 kuşağı çekirdek kadrosundan, CHP’de, kadın kimliği, sosyal belediyeciliğin içeriğinin doldurulmasında rol model oluşturan yolculuğu..

08 Kasım 2019 Cuma, 22:11
Ezilenlere borçluyuz
Abone Ol google-news

İnci Beşpınar, aydınlanma devrimciliğinin kazanımlarından yararlanmışlar olarak, “Haklarını kullanamayanlara borcumuz var. Onlara mal ederek, önlerini açarak yapacak çok işimiz var..” diyor.

Laik, demokratik, sosyal, hukuk devletinin tamamlanacağına yürekten inanmış, insana dokunan her işin içinde var olma çabasında, deyimin tam karşılığı “burnunu sokmadığı” iş yok.

İnci Beşpınar’la elbette İstanbul ağırlıklı, ülkemizde yaşanmış toplumsal olayların en büyükleri de içinde, kim bilir kaç yüz kez, sayılamayacak, anımsanamayacak kadar çoklu karşılaşıp koşturmaca içinde bir yürekten selamlaşmış olarak geçip gittiğimizle söze girmeliyim.. Hızlı hızlı konuşması, hep koşar adım yapılan işin özelliğine göre kalabalıklar içinde yürüyor, koşturuyor, bir şeyler anlatıyor olması görüntüleri eşliğinde.. Eylemin amacına, işlevine yönelik birkaç cümlelik satırbaşları verme çabası içindeki örgütçülüğü, profesyonelliğinde kendi kendini aşmasına artan saygıyla..

Bire bir insana dokunma üzerinden bende en çok iz bırakan tanıklıklardan biriyle söze girmek istiyorum. Ülkemizin toplumsal milatlarından birinde, yaşanmış büyük depremin ardından karşılaşmalarımız çok fazla sıklaşmıştı.. O tarihlerde İnci Beşpınar, İstanbul’da var olan 32 ilçe belediyesi içinde, Kadıköy’de tek kadın başkan yardımcısıydı. Sosyal belediyecilikten sorumlu başkan yardımcılığında, dönemin Belediye Başkanı Selami Öztürk’ün de güvenerek yaptıklarına çok güçlü destek verdiği bir dönemdi.

Doğal olarak neredeyse İstanbul’un tüm ilçelerinde, CHP çatısı altında toplumsal sorumlulukla seferberliğe öncülük yapan partili kadınların çalışmalarıyla, yerel ölçekte halkın, esnafın katkılarıyla toplanan depreme dönük yardımlar, Kadıköy Belediyesi’nin katlarında günlük stoklara dönüşüyor, depremin odak merkezlerine taşınıyordu. İnci’nin makam odasında bile yığılmış koliler, telefonlarla son konuşmalar arasındaki karmaşada en yararlı işlerin kotarılması önceliğinde göz gözü görmüyordu.

Çoğunlukla bölgede karşılaşıyor, yadsınamayacak ölçeklerde uzun soluklu yardım seferberliklerine ancak tanıklık ediyordum. Doğrusu ülke, dünya ölçeğinde felaketin büyüklüğü ile doğru orantılı insanca yardımlaşma duygularının güçlenmesine de tanıklık ediyorduk. Ülkenin, deprem bölgesinde, depreme hazırlıklar sınavından sınıfta kaldığı bir süreçten geçiyorduk. Ne yazık ki her zamanki gibi en ağır bedelleri halkımız ödeyecekti. Dersler de alınmayacaktı.

Kadıköy Belediyesi içinde önce Aile Dayanışma Merkezi’nde 1994-99 yılları arasında, sonra Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı olarak 1999-2000 yılları arasındaki yoğun çalışmalarını bu sayfa içinde paylaşmanın olanağı yok. O kadar çok boyutlu, o kadar çok alana yönelik ki.. Sağlıklı önceliklere göre sıralama olanağını bulamayacağımıza göre, görsellerle, merkez çalışmaları gruplandırmaları içinde kimi ortak paydalarda toplamaya çalışabiliriz.

68 KUŞAĞININ ÇEKİRDEK KADROSUNDA

İnci Beşpınar, 68 kuşağının çekirdek kadrosu içindeki oluşunu ailesinin geçmişine, onlardan beslendiği değerlere de bağlıyor. Bir adım ileri yaşamın sürüklenişinde 68 kuşağında yer alan gençlik, liderlerinin arasında dönem akışı içinde katılanlarla, bilinçli, geçmişe dayalı değerlerle katılmışlar arasında sonraki yaşamlarında da görüleceği üzere anlamlı ayrışmaların olduğunun altını çiziyor.

Ailede Cumhuriyet okunduğunu aktarırken, anneanesinin elinden düşmeyen gazete içindeki çocukluk anısı Prof. Nimbus karakterine bayıldığını söylüyor. İstiklal Madalyalı dede, İşçi Partisi kuruluşu ile gönül bağı kurmuş solcu doktor baba.. ODTÜ’de kendini öğrenci eyelemleri içinde bulduğunda Cumhuriyet değerleri ile, 60 açılımları ile sola, emeğe açılmış gençliğin sentezi bir kimlik, arayışlar bilinciyle yola çıktıklarından söz ediyor. Mehdi Beşpınar ile kesişen yollarında, ODTÜ gençliği eylemciliğinde, birinci yılın sonunda, yönetmenlikler gereği devamsızlıktan, ders notları düşüklüğünden atıldıklarında ise Mehdi’nin yaşayacaklarını öngörmüş olarak yeniden sınavlara girmesi ile bağlantılı İstanbul İktisat Fakültesi’ne geçiş yaptığını, kendisinin İktisadi Ticari ilimler Akademisi’ne girmek zorunda kaldığını anlatıyor.

Uyum içindeki birlikteliklerine, iki çocukla taçlandırılan evliliklerine, 68 kuşağı içindeki çekirdek kadrolarda yer alışlarına ayrıntıları ile girme şansımız yok. Belki renkli yüzünde yaşam boyu sürekli kavga ederek ama gerçek bir uyum içinde, üstüne üstlük ortak siyasal değerlerde çok anlaşmış olarak yürümeleri vurgulanabilir. İnci Beşpınar, bağımsız, birbirine baskı yapmadan kendisinin kadın kimliği ağırlığını da öne koymuş olarak yürümelerini sürekli tartışarak ama sonuçta uzlaşarak bugünlere gelmeye borçlu olduklarını söylüyor. En çok da Deniz Gezmiş’in soluksuz tartışmalarını mizah konusu yapmasını unutmuyor. Bazen de ikisini kızdırmak adına, ikisine ayrı ayrı taktikler uygulamasını, sonra da gülmelerini anımsıyor.

Kendisinin okulu 68 sıcak eylemlerinin dışında kalsa da, işgaller sırasında İstanbul’da İstanbul Üniversitesi Konseyi çalışmalarının odağında, Mehdi’nin hem hep yanında, hem de daha dar olan kadınlar grubunun içinde buluyor. Kültürel geçmişin baskılamalarında aslında 68 kuşağının içinde de erkek kimliği egemen olduğundan, kadınların daha bir kadın sorunları üzerinde çözümlere, sorunlara yöneldiklerini söyüyor. Sonraki yaşamında, hele de belediyeciliğe CHP çatısı altında yönelen sosyal sorumlulukları kapsamında, ağırlığın kadın, çocuk haklarına öncelik verilmesinde de, söz konusu Türkiye gerçeklerinin kaçınılmaz sonuçlarının olduğunun altını çiziyor..

SENDİKAL ÖRGÜTLÜLÜKTE, DİSK ÇATISI ALTINDA

68 sonrası evlilik, iki çocuklu anne olma sürecinde, öne çıkan ortak çalışmalarında Ereğli Demir Çelik örgütlenmeleri var. Biraz da yaşam akışlarının zorunlulukları içinde, toplumsal seçimleri, siyasal bakışlarıyla da kendiliğinden gelişen bir buluşmadan söz ediyor. Kalifiye işçi ağırlıklı çalışanların sevgiyle kucaklamalarını, zorlukların sonucu erken doğan ikinci kızı için, geleneklerine aykırı lohusanın yanına gelerek kan verebilmek için sıraya girişlerini unutmuyor.

1990 yılında Küçükçekmece Belediyesi’nde özel kalem, basın yayın, halkla ilşikler görevi ile CHP içinde belediyecilik çalışmaları başlıyor. Sonraki yıllardaki sosyal sorumlulukları yanında kendisi önemli bir vurgulama yapmamışken, kendi tanıklığımla önemli bir anımsatma yapma gereğini duyuyorum. O tarihlerde de, hem de ulusalarası kapsamda kadın işçilere dönük seminer çalışmalarında aracı, etkin rol oynamıştı. Benim Türk-İş TGS çalışmaları içindeki görevlerimi bağlantılı anımsatmak bana düştü.

Avrupa Komisyonu demokrasi ve insan hakları girişimi kapsamı içinde kalan çalışmalar, “İnsanca” adını taşıyan dergide de toplanıyordu. İnsan hakları bilinci, sonrasında meslek ve yaşam becerileri kazandıracak çalışmalar için İnci Beşpınar’ın yaklaşımlarını birkaç cümle içinde özetlemeliyiz..

“Laik, demokratik sosyal hukuk devletinin tamamlanmasını yürekten istediğim için, yerelde, pratik ve doğrudan uygulamalar adına neler yapılabilirse, yaşamın gerçeklerine, hayata dokunursa çok geniş bir örgütlülük içinde yapmaya çalıştık. Başkan sonuna kadar önümüzü açarken, her çalışma grubu içinde çok değerli kadrolar ellerinden gelen katkıları sundular..”

KADIN SIĞINMACILIĞINA DOKUNUŞLAR

Deprem seferberliği, yaşanan dramlara ilişkin tanıklıklarımızı gündem dışına taşıyarak, İnci Beşpınar ile sık sık karşılaşıp bir araya gelememenin özlemini giderme adına, onun örgütçülüğü, ısrarı sayesinde, bir akşamüstü Kadıköy Belediyesi’nin sosyal tesislerinde bir soluk almalık buluşmayı başarmıştık ki.. Daha ilk çaylarımızı bitiremeden telefonu çaldı.. Rengi atmıştı..

Aktardığına göre, arayan Güneydoğu Bölgesi’nden bir jandarma komutanıydı. Kızına ensest ilişki içinde sürekli tecavüz etmiş bir babanın cezaevinden salındığının haberini veriyordu. Özünde bir alarm, uyarı söz konusuydu. Çünkü babasının tacizine uğramış kız çocuğu, başkaca sığınacak güvenilir bir yer bulunamadığı için Kadıköy Belediyesi’ne ait, çarşının ortasındaki sığınma evine yerleştirilmişti. İnci Beşpınar’ın sorumluluğunda üniversite giriş sınavları için hazırlanıyordu. Babası serbest kaldığına göre yaşamı, canı tehdit altında olacaktı.

İnci Beşpınar, panik içinde telefonlarla önce kızı götürebileceği bir güvenilir aile, ev buldu. Sonrasında kızın sınavlarına gün kalmışken korkutulmadan nasıl bir pembe yalanla oyalanabileceğine ilişkin çözüm bulma derdine düştü. Hemen yola çıkmış, Kadıköy çarşı merkezindeki kolay hedef sığınma evine giderken, “Çarşı çok gürültülü, senin sesiz, sakin bir evde derslerine yoğunlaşman daha iyi olacak..” türünden senaryolar yazılıp duruluyordu. Benim aralarında görünmem söz konusu olamayacağı için iskele önünde ayrıldık. Ertesi gün telefonla günün kurtarıldığı, kızın güvende olduğu bilgisini ancak aldım. Elbetteki bir sonraki karşılaşmamız bir başka işler peşinde yine ayaküstü olacaktı..

İz bırakanlar içinde, Işıl Özgentürk’ün sığınma evlerinde kalan kadınların yüzlerini göstermeden yapılmış belgeselinin vurucu gerçeklikler içindeki çarpıcılığını atlayamam. Bir de yine birlikte, 68 kuşağı kankaları da olarak, Işıl’ın üstlendiği, Kadıköy Belediyesi Aile Danışma Merkezi Film atölyesi kapsamında yürüttükleri bir anlamlı çalışmayı da anımsatmak istiyorum. Öğrencilerinin hazırladıkları 33 kısa film senaryosu Antalya Film Festivali’ne taşınmış. Merkezin çalışmalarıyla, eğitimlere katılan kişilere var olan yaşam tarzları dışında da başka yaşamlar olduğunu, yaşamlarını gönüllülüklerle, yeni bakış açılarıyla güzelleştirmenin mümkün olduğunun gösterilmesinin amaçlandığını aktarmakla yetinelim..

İnci Beşpınar’ın yaşamının, sonrası süreçlerinde İstanbul ve Ataşehir Belediyesi meclis üyeliği çalışmaları var. Parti meclisi üyeliği ile de CHP içindeki siyasal yaşamı sürüyor. Bu süreçlerden tanıklıklarda partisi içinden ve de toplumsal örgütlülüklerden çok sayıda kadın örgütlenmesi ile işbirliği içinde çok fazla etkinlik var. Hak ihlallerine dönük ortak, güçlü toplumsal eylemler içinden Gezi direnişlerini, CHP’nin geniş katılımlı kadınlarındaki katkılarına öncelik verebiliriz.. Cumhuriyeti hedef almış birinci, ikinci Silivri sivil darbe süreçleri içindeki, güçlü kadın örgütleri destekli duruşlarını da unutamayız..