!f İstanbul'da bu filmleri keşfedin

Bu yıl 17. kez izleyicisiyle buluşmaya hazırlanan !f İstanbul yine güçlü bir programla geliyor.

12 Şubat 2018 Pazartesi, 22:35
Abone Ol google-news

Bu sayfalarda daha önceki günlerde programa dair genel değerlendirmelere yer vermiş ve festivalde yer alacak filmleri yine genel hatlarıyla tanıtmıştık. Bugünse, etkinliğin başlamasına sayılı gün kala, daha detaylara yönelik bir odaklanma yapalım ve !f’te keşfetmenizi tavsiye deceğimiz yapımları sıralayalım dedik.

Yarışmanın adı ‘Keş!f’

Festivalin alameti farikası olan ‘Keş!f’ başlıklı uluslaraarası yarışmada birbirinden ilginç filmler var elbette ve hepsi de ilgiyi hak ediyor ama biz özellikle Türk asıllı, Boston doğumlu, sinemacı Shevaun Mizrahi’nin filmi “Distant Constellation - Uzak Evren”e dikkatinizi çekmek istiyoruz. Mizrahi’nin bu ilk uzun metrajlı belgesel filmi !f İstanbul kataloğunda şu cümleyle özetlenmiş: “İstanbul’un merkezinde zamanın durduğu, karakterlerin eski zamanları ve uzak yerleri anlattığı, bir yaşlılar evinde geçen şefkat dolu bir rüya gibi.” Locarno başta olmak üzere birçok festivalde gösterilen ve ödüller alan film yeni bir sinemacıyla tanışmanız için güzel bir fırsat. Sayfalarımızı takip edenler çoktan bir kenara not etmişlerdir ama biz bir kez daha altını çizelim, Ayşe Toprak imzalı ödüllü belgesel yapım “Mr. Gay Syria - Halepli Berber” ülkemizdeki mülteci Suriyelilere bir başka açıdan bakmak için bulunmaz bir fırsat. İki eşcinsel Suriyeli mültecinin, hayatlarını yeniden yaratmaya çalışırken yaşadıklarını anlatan “Halepli Berber”, beklemekle, umut etmekle, sevmekle ilgili bir film. ‘Sanat hayat içindir!’ bölümünde gösterilecek “Etgar Keret: Gerçek Bir Hikâyeden Uyarlanmıştır’ adından da tahmin edileceği üzere ünlü yazar Etgar Keret’e ve onun edebi ilhamlarına dair bir belgesel. Dilimize birçok romanı tercüme edilen (“Tanrı Olmak İsteyen Otobüs”, “Kapı Birden Vuruldu”, “Bilek Kesenler”, vb.) Etgar Keret’in dünyasında gezinen film, yazarı Tel Aviv’deki yakın çevresinden, New York’taki kitap turnesine kadar farklı anlarda yakalıyor. !fçileri gece yarısı evlerine rahat göndermemeyi vaat eden ‘Karanlık & Köşeli’ bölümünden sizler için Belçikalı yönetmen çift Helene Cattet ve Bruno Forzani’nin imzasını taşıyan “Laissez Bronzer Les Cadavres - Bırakın Bronzlaşsın Cesetler” adlı filmi seçtik. “Amer” ve “Bedenindeki Gözyaşlarının Garip Rengi” gibi filmleriyle tanıdığımız ikili bu kez Akdeniz’in masmavi suları ve parıldayan güneşinin altında geçen bir maceraya (yoksa karabasan mı demeliydik?) davet ediyor izleyiciyi. Giallo ve spagetti western türlerine de selam çakan “Bırakın Bronzlaşsın Cesetler”, kült literatürüne geçmeye aday bir film.

Keş!f’ten önermek istediğimiz bir diğer film de “Beyond Dreams - Rüyaların Ötesinde”. Kürt asıllı İsveçli yönetmen Rojda Şekersöz’ün imzasını taşıyan film, hayatını yoluna koymaya çalışan genç bir kadının dünyasına odaklanıyor. Gerçekçi bir anlatımın hâkim olduğu ve en dramatik anlarda bile duygu sömürüsüne yeltenmeyen film özellikle oyuncularının sıcak performanslarıyla ve Şekersöz’ün yetkin kamera kullanımıyla öne çıkıyor.

İzleyiciyi yalnız bir kadının yaşadıkları üzerinden New York’un karanlık yüzüyle tanıştıran “Most Beautiful Island - En Güzel Ada” festivalin ‘Oyun’ bölümünde gösterilecek. Kısa filmleriyle ses getiren İspanyol sinemacı Ana Asensio’nun ilk uzun metrajlı filmi olan “En Güzel Ada”nın senaryosu ve başrolü de yine Asensio’ya ait. Indiewire’dan David Ehrlich film için “Mülteci deneyimini erken dönem Polanski psikodramalarına dönüştürüyor” diyor. Bu tek cümlelik referans bile çok şey söylüyor kanımızca

Festivalin ‘Gökkuşağı’ bölümünde gösterilecek “The Wound - Yara”, ilk kısa filmiyle 2014’te büyük ses getiren ve 40’tan fazla festival dolaşan Güney Afrikalı sinemacı John Trengove’un ilk uzun metrajlı filmi. İlk gösterimini geçen yıl Sundance’ta yapan, ardından Berlin, Sarasota, Taipei gibi festivallerde dolaşıp ödüller toplayan film, erkeklik, gelenekler ve bireyin bu gelenekler karşısındaki sıkışmışlığına dair çarpıcı bir film.