"Faizler tırmanıyor, borsa batıyor"

Yunan medyası, Avrupa ülkeleri arasında, Yunanistan'a ekonomik destek sağlama yönünde olası bir planın nasıl uygulanabileceği konusunda belirsizlik yaşanmasının, Yunanistan'ın kredi maliyetini olumsuz etkilediği yorumunda bulundu.

08 Nisan 2010 Perşembe, 18:24
Abone Ol google-news

Yunanistan'ın borçlanma faizlerinin tırmandığının kaydedildiği haberlerde, Yunan bankalarının 17 milyar Avro'luk ek destek alacağına dair açıklamalardan sonra 10 yıllık Yunan tahvilleri ile Alman tahvilleri arasındaki spread (getiri) farkının 412 birime ulaştığı belirtildi.

Piyasaların bunu, ülke içinde finans kurumlarının gerekli nakit parayı tedarik etme zayıflığı olarak algıladıkları değerlendirmesi yapılırken, spread;lerin ani tırmanışının ise Yunanistan'ın on yıllık sermaye kredisi alabilmesi için yüzde 7'nin üzerinde faiz ödemesi gerekeceği anlamına geldiği vurgulandı.

Dün gün boyunca 400'ün üzerinde seyreden bugün ise 450'yi görerek rekor artış kaydeden spread'lerin bu tırmanışının Atina Borsası'nı düşürdüğü ve borsanın dün yüzde 2,98 bugün ise 3,11'den kapandığına da dikkat çekildi. Haberlerde, ''faizler tırmanıyor, borsa batıyor'' yorumları yapıldı.

Atina Borsası'ndaki banka hisselerinde yüzde 5,5'i aşan kayıplar yaşandığı, Avro'nun ise son iki haftanın en ''derin düşüşünü'' gerçekleştirerek, 1,334 dolar olarak şekillendiği belirtilen haberlerde, bu duruma neden olarak, uluslararası piyasalarda yaşanan, ''Yunanistan'ın yaşadığı zorlukların Avro kuşağını etkileyeceği korkusu'' gösterildi. ''Bundan sonra ne olacağı?'' sorusunun cevabının, tüm yatırımcıların ilgi odağı halinde olan kredi maliyetinin nasıl şekilleneceği ile bağlantılı olduğu belirtildi.

Bloomberg ajansının dünkü haberine göre, Yunanistan'ın ABD'den yüksek faizli borç almasının beklendiği, Atina'nın yöneleceği Amerikalı yatırımcıların ise yüzde 7,25 oranında faiz isteyeceklerinin altı çizildi. Diğer yandan Stardard & Poor's uzmanlarının, Yunanistan'ın borçlanmasındaki yüksek faizin devamı ve hükümetin istikrar ve kalkınma programının hayata geçirememesi gibi durumların söz konusu olması halinde ülkenin kredi notunun düşürülmesi tehlikesinin bulunduğunu kaydettikleri belirtildi.

Haberlerde, Stardard & Poor's'un geçtiğimiz ay Yunanistan'ın kredi notunu BBB olduğunu açıkladığı, ancak ülkenin önümüzdeki 18-24 aylık sürecinin tehlikeli olduğunun vurgulandığı kaydedildi.


Türkiye ekonomisi yorumu

Öte yandan, uluslararası ekonomik kriz ve Türkiye'ye etkisi konusunda da değerlendirmelerde bulunan Yunan medyası, ''Yunan ekonomisine kıyasla daha iyi durumda olsa da Türk ekonomisinin uluslararası ekonomik krizden ciddi yaralar aldığı'' yorumunu yaptı.
Uluslararası krizin Türk ekonomisinin en güçlü alanı olan ihracatı vurduğu belirtilirken, işsizliğin yıllar sonra yüzde 14'ü aştığı kaydedildi.

İhracat oranının azalmasında, döviz değerinin değişmesinin de etkili olduğu, Avro kuşağı ülkelerinde ve ABD'de neredeyse yüzde sıfır olan faiz oranlarının, Türk tahvil ve hisselerine yatırımı cazip hale getirdiği değerlendirmesinde bulunuldu. Bunun, ülkeye önemli miktarda yabancı sermayenin gelmesine yol açtığı ve TL'nin Avro ile dolar karşısındaki değerinin artmasına neden olduğuna dikkat çekilirken, geçen Mart ayında TL'nin dolar karşısındaki değerinin 1.80'nin üzerinde olduğu, bugün ise 1.50–1.55 sınırında seyrettiği vurgulandı.

Türk hükümetinin bu durumdan kaygılı görünmediği nitekim fiyatı artan TL'nin devletin büyük borcunun ödenmesine yardımcı olduğu yorumunda bulunulan haberlerde, aynı zamanda, Türkiye borsasının genel endeksinin geçen hafta tarihindeki en yüksek seviyeye ulaştığının da altı çizildi. Buna rağmen bu iyi görüntünün her an değişebileceği ve dünya ekonomisi veya ülke içindeki siyasi krizin tekrarlanması olasılığının, Türkiye'ye yatırım yapan uluslararası sermayelerin kaçmasına neden olabileceği ileri sürüldü.

Öte yandan, IMF temsilcilerinin birkaç hafta önce yaptıkları açıklamada artık anlaşma imzalanmasının beklenmediğini belirtiklerine dikkat çekilirken, Türk hükümetinin IMF ile müzakerelerin kesilmesini istemediği nitekim uluslararası para-finans merkezlerinin Türk ekonomisinin korunmasına yönelik bir anlaşmayı gerekli görerek ülkenin kredi alma yeteneğini düşürebilecekleri kaydedildi.

Bu çerçevede zaman kazanmak amacıyla Türkiye'nin müzakereleri canlı tutmaya çalıştığı da vurgulandı.