‘Futbolumuza virüs girmişti’

'Sağlık önemli. Birbirimize saygılı olalım, kurallara uyalım. Evde kalalım. Dostluğu, paylaşmayı, saygıyı kaybetmiştik. Bu virüsle insanlar kendini kontrol etsin.'

14 Nisan 2020 Salı, 02:00
Abone Ol google-news

Samet Aybaba. Beşiktaş’ın eski futbolcusu, takım kaptanı ve bir dönemki teknik direktörü. Benim gözümde adam gibi adam. Saygı, sevgi dolu. Yıllara dayanan dostluğumuz var. Her zaman birbirimizi arar, sorarız. Teknik direktör olarak Beşiktaş’ın başına geçtiğinde “FEDA” dönemini unutamam. Gündeme oturmuştu. Fikret Orman’la yıldızı barışmadı, erken bıraktı. Hedefleri yarım kaldı. Abdullah Avcı’dan sonra ismi yeniden gündeme geldi ancak Başkan Ahmet Nur Çebi, taraftar istiyor diye Sergen Yalçın’ı takımın başına getirdi. Geçmişte futbolcularla basın mensupları iç içe olup, iyiyi kötüyü beraber paylaşırlardı. Şimdi böyle bir durum söz konusu değil. Her gün bazı şeyler değişiyor. Şeref Stadı’nın, Fulya’nın tozlu topraklı, çamur halini unutamam. Ne günlerdi. Futbolcuların giysileri merdaneli makinede yıkanırdı. Sular kesilir, soluğu hamamda alırlardı. Hepsi birer anı olarak kaldı belleğimde. Samet’le teleröportaj yaptım şartlar böyle icap ettiği için. Beşiktaş’a gelişinden bugüne bütün olup bitenleri içtenlikle anlattı Cumhuriyet ailesine.

ŞEREF STADI GÜNLERİ

- İskenderunspor’dan 1977- 78 sezonunda geldim. Gazi Akınal Başkan, Süleyman Seba Futbol Şube Sorumlusu’ydu. 11 yıl oynadım. Önce sol bekte başladım, sonra sağ beke geçtim. Futboldan kopana kadar liberoda kaldım. Lig ve Türkiye Kupası, iki şampiyonluk gördüm. Milic, Stankovic, Metin Türel, Doğan Andaç, Milutinovic ve Gordon Milne ile çalıştım. Şeref Stadı’nın zemini çok sertti. Sahayı tırmıkla düzeltiyorduk. Öyle idmana başlıyorduk. Toplar ikide bir denize kaçardı. Sandalla gidip alınırdı. Yağmurda ve fırtınada çok zorlanıyorduk. Malzemeciler Ahmet, Halil Abi ve Süreyya az kahrımızı çekmedi.

‘SEBA DURDURDU’

- Yaşamımda tek önemli sakatlığım geldiğim ilk yıl oldu. Burnum kırıldı. Hatta o gün soyunma odasında maç kadrosunda ismimi görmediğim için çantamı topladım. Tam kapıdan çıkarken Süleyman Seba ile karşılaştım. “Hayrola nereye gidiyorsun” diye sordu. “Memlekete” cevabını verdim. “Olmaz böyle bir şey. Sen bu takımın ileride kaptanı olacaksın” diye çıkıştı. Geri döndüm. Süleyman Ağabey futbolun içindeki simge isimlerden biri. Saygınlığı, beyefendiliği, oyuncuyu sahiplenmesi asla tartışılmaz. Kulübe zarar gelmesin diye kuş gibi çırpınır dururdu.

‘MENEMEN’İN HİKÂYESİ

- 2012-13 Beşiktaş’ın başındayken “FEDA” sezonumuzdu. Çok istekli, coşkulu takım oluşturduk. Şartlar ne olursa olsun camianın beklentisine cevap veren bir ekip yaptık. Ara transferde oyuncu alsaydık rahatlıkla şampiyon olurduk. Kısmet değilmiş. Ordu deplasmanı dönüşünde kupa maçı için rejenerasyon idmanı yapıp, hava almaya gitmeden önce bir yemek yiyelim istedik. Menemen çıktı ağzımdan. Ve menemen yedik. Pirzola yiyecek halimiz yoktu o saatte. İstanbul dönüşünde “Çarşı”daki balıkçılar aradı. “Ne yaptın sen ağabey? Herkes menemen yemeye başladı” diye serzenişte bulundular. Beşiktaş’ı ayağa kaldırmıştık.

SAMET AYBABA’YLA KISA KISA

- Koronavirüs: Sağlık önemli. Birbirimize saygılı olalım, kurallara uyalım. Evde kalalım. Dostluğu, paylaşmayı, saygıyı kaybetmiştik. Bu virüsle insanlar kendini kontrol etsin. İyi düşünsün. Futbolumuza virüs önceden girmişti, bugün değil. Kulüpler ekonomik olarak battı. Altyapıların hiçbiri kalmadı. Laf olsun diye varlar. Futbolu futbolun içinden gelenlere maalesef bırakmadık. Kurtuluş için sağlıklı bir projeye ihtiyaç var. Bununla ilgili çalışmalar yaptım ve TFF’ye sundum.

- Liglerin durumu: Bir sezon bitmeden diğeri başlamaz. O zaman adalet, vicdan olmaz. Hızlandırılmış lig olabilir. Bunu oturup detaylıca konuşmak lazım. Ama futbolun maalesef kurulu yok. Toplantılar kısıtlı oluyor. Bu da yetersiz.

- Teknik direktör: Nerede olursa olsun başarısızlıklarda ilk gönderilecek teknik adamlar oluyor. İşin kolayına kaçıyorlar. Bizlerde de elbette eksiklikler var. Ama yönetimsel anlamda eksiklikler daha fazla. Yönetimlerin hedefleri, planları, politikaları yok. Altyapılar eksik. Bugün evlatlarımız Avrupa’da en iyi yerlerde oynuyorlar. Ligimizde yoklar. Burada suçlular bana göre teknik direktörler.

- Türk hoca mı, yabancı mı?: İyi hoca olsun da kim olursa olsun.

- Var sistemi: Çok prestijli, dünyadaki örneklerine bakarsanız, bizdeki işleyişlerinde sıkıntı var. Doğru projeydi ama sorun yaşıyoruz.