Heidi’nin hakkı Heidi’ye verilmeli

Alpler’den geç gelen özür ve direniş... İşçi çocukların hak arayışı yıllarca sürdü. 11 Nisan 2013’te İsviçre hükümeti artık birer yetişkin olan bu çocukların hayatta kalanlarından resmi olarak özür diledi. İsviçre’nin iki büyük utancından biri buydu. Diğeri de kadın hakları...

26 Şubat 2021 Cuma, 18:14
Heidi’nin hakkı Heidi’ye verilmeli
Abone Ol google-news

Dünyada 7’den 70’e en çok sevilen İsviçre markası nedir ? Pembe yanakları, çıplak ayakları, neşesi, bir elinde süt kovası, bir elinde ekmek somonu ile dağlardan aşağı koşan 5 yaşındaki bir yetim kızdır: Heidi.

Johanna Spyri’nin 1880’de yarattığı, 70 dile hikâyesi çevrilmiş bir kitap kahramanıdır. Çizgi filmi de vardır. 80’ler Türkiyesi’ndeki hayranlarından biri de bendim. Bana bayramlık alınan kırmızı rugan ayakkabılarıma bakıp, Heidi’nin çakıl taşları üstünde hoplayan çıplak ayaklarını düşünürdüm. Heidi’ye nedense bi Allah’ın kulu ayakkabı almazdı. Bu yüzden de cillop mokasenlerle dolaşan dedesine de arkadaşları Peter ve Klara’ya da kıldım. Çıplak ayakların sebebini ise çok sonra anladım: Verdinkinder. Yani işçi çocuklar.

İsviçre, bir zamanlar şimdiki gibi zengin bir ülke değildi. Çiftliklerde ucuz işçiye ihtiyaç büyüktü. Şak diye pratik bir çözüm bulundu. 1850’lerden 1970’lere kadar fakir ailelerden, bekâr annelerin kucağından, azınlıkların elinden yüz binlerce çocuk zorla toplandı. Devlet eliyle köle olarak çiftlik sahiplerine satıldı, hizmetçilik yapmak üzere varlıklı ailelerin yanına verildi. 20. yüzyılın başlarında pazaryerine çıkarılıp, domates, biber, patlıcan gibi pazarlandı.... Her tür işe koşulan, psikolojik ve fizyolojik şiddete maruz kalan bu çocukların diğer çocuklardan gözle görülür farkları ayaklarındaki ya eksik ya da eski ayakkabılardı. Heidi’nin ayakları, çiğnenen çocuk haklarının çıplak sembolüydü.

Çocuk işçiler...

MAÇOLUĞUN DİBİNE VURMUŞ BİR HALK

İşçi çocukların hak arayışı yıllarca sürdü. 11 Nisan 2013’te İsviçre hükümeti artık birer yetişkin olan bu çocukların hayatta kalanlarından resmi olarak özür diledi. İsviçre’nin iki büyük utancından biri buydu. Diğeri de kadın hakları... Dünya Ekonomik Forumu’nun modern demokrasi kriterlerine göre Avrupa’nın en eski demokrasisi kabul edilen İsviçre, kadın haklarını kazanma açısından kıtanın sondan ikincisi. 2021, İsviçreli kadınların hak yolunda verdikleri zaferleri kutlama senesi. İki pazar öncesi bu önemli çabanın 50. yıldönümüydü ve şenliklerle kutlandı. Alpler’in kadınları, seçme seçilme hakkı- nı bundan yarım asır önce, 7 Şubat 1971’de sadece erkeklerin oylayabildiği bir referandum sonucu kazanmıştı. (Bazı kantonlarda bu hakkın kazanılması 1990’a kadar sürdü.) O güne kadar İsviçreliler, 1848’te yazılmış “demokratik” anayasalarının ışığında; Heidi'nin ayakları gibi kadınını da görmezden gelen “erkek kardeşlerden oluşan”, maçoluğun dibine vurmuş bir halktı.

Almanya’dan 53, Fransa’dan 27, Türkiye’den 37 yıl sonra kazanılan bu haklar, bir asrı geçen büyük bir mücadelenin sadece ilk etabıydı. Ülkenin en etkili feminist aktivistlerinden Zita Küng’e göre bu uzun yolculuğun nedeni; erkek hegemonyasının, herkesi İsviçre’nin en eski demokrasisi olduğuna inandırmasıydı. Aslında doğrudan demokrasi deyince İsviçre hakikaten ileri bir örnekti. Ancak 1971’e dek oy diye sayılan sadece erkeklerin eliydi.

Kanun gözünde “kadınla erkek eşittir” denmesi için bir 10 sene daha gerekti. Oldu sana sene 1981. Bu kanunun aktif uygulamaya geçmesi ise bir 10 yıl daha alacaktı. Sene 1991.

Toplumsal değişim daha da uzun zaman alıyordu belli ki. 2001’de İsviçre’ye yerleştiğimde; eve gelen elektrikçinin, illa evin beyi ile muhatap olmak istemesini Fransızcamın yetersizliğine bağlamıştım. Nereden bilebilirdim? Türkiye’den henüz gelmiştim, özgür, bekâr ve her işini kendi yapmaya alışık bir kadındım. Çakıl taşları üstünde ayakları kanaya kanaya hak mücadelesi veren İsviçreli Heidi’lerden haberim yoktu. Cesur Heidi’ler son yıllarda ücret eşitsizliği için de ayaktalar. Bu ülkede aynı işi yapan Peter 100 frank alırken bi Heidi alsa alsa 80 frank alıyor çünkü. Üstüne üstlük 2021’de yeni bir kanun tasarısı gündemde. Kadınların emeklilik yaşını arttırıp maaşlarının azaltılması tartışılıyor. Kadının önüne konan taşlar bitmiyor.

Çocuk işçiler, ressamlara da konu olmuştu. 1840’lardan bir resim...

SİZ SİZ OLUN YAPMAYIN

Geçen haziran ayında, ücret eşitsizliklerini protesto etmek için binlerce kadın bir araya geldi. Covid movid dinlemediler. Yüzyıllar alan direnişlerinin son noktası, hep bir ağızdan dakikalarca attıkları “yetti gari” çığlıklarıydı.

Heidi’nin dağları, gölleri, çikolata fabrikaları inledi, şaşmayan saatleri titredi. Cenevre’deki bilim üssü Cern, 2010’da Big Bang (büyük patlama) denemesi yapmıştı, hatırlarsınız. Kurşun iyonlarını 27 kilometrelik bir tünelde patlatıp, evrenin sırrını çözmeye uğraşmıştı. Deneyin haberini okumuş, biraz korkmuş, ama büyük patlamanın sesini biz Cenevre’de bile duymamıştık. Heidilerin çığlığını ise duymayan kalmadı. Kalanlar da bir zahmet duysun. Çünkü hakkın sesi gün geliyor Big Bang’i bile bastırabiliyor. Bu dünyada yaptığın ayıp yanına kâr kalmıyor.

O yüzden siz siz olun, hak için ayaklananların önünde durmayın. Ne kadınların, ne çocukların, ne de gençlerin. Onlar inatla aşağıdaki çıplak ayaklarına aldırmadan, avaz avaz bağırarak, başları dik yürümekten vazgeçmiyorlar.