Her yaşa sanat eğitimi...

Açık Diyalog İstanbul, kurulduğu 2015 yılından bu yana yaş sınırı olmaksızın kapsamlı eğitimler düzenliyor. Kurum son olarak Akbank Sanat ile işbirliği yaptı.

12 Kasım 2019 Salı, 22:36
Her yaşa sanat eğitimi...
Abone Ol google-news
Açık Diyalog İstanbul, yakın zamanda Akbank Sanat ile işbirliğine giderek 7 ay sürecek Çağdaş Sanat ve Küratörlük seminerini hayata geçirdi. Proje, küratörlük konusunda kapsamlı ve uluslararası düzeyde bir program başlatmayı amaçlıyor. Eğitimler 7 ay sonunda bitirme projesiyle bitecek. Projeler jürinin değerlendirmesinin ardından sergilenmeye hak kazanırsa Akbank Sanat veya başka bir kurumda sergilenecek. Açık Diyalog İstanbul, yetişkinlere yönelik seminer ve etkinlikler dışında, her ay yapılan çocuk atölye çalışmalarında imkânı olmayan ailelerin çocuklarını ağırlıyor ve sanatla büyümelerine olanak sunuyor. Açık Diyalog’un kurucusu Billur Tansel ile bir araya gelerek kurumunu ve ülkedeki sanat ortamını konuştuk. 

Açık Diyalog’u başlangıcından itibaren özetleyebilir misiniz?

Ben 13 senedir akademisyen olarak devam ediyorum. Araştırma görevlisi olarak başlamıştı o serüven ve ondan sonra galeri yöneticiliği, müze direktörlüğü, küratörlük yaptım bu süreçlerde de... Müzedeyken de çocuklar ve yetişkinler için eğitimler organize ediyordum. Müzeden ayrıldıktan sonra benim esas niyetim eğitimde eksiklerini gördüğüm şeylerin üzerine gitmekti. Çünkü burada performans sanatını ele alan bir takım çalışmalar yapılıyor ama acaba kaç kişi biliyor; performans sanatı nedir, nereden çıktı, bugün ne ifade ediyor, o zaman ne amaçla başlatıldı vs... Açık Diyalog, 2015'te ilk kurulduğunda göçebe bir mekân gibiydi. Sonra gördüm ki başka yerlerde ağırlanmak güzel, ama o zaman onların şartları ile hareket etmemiz gerekiyor. Onun üzerine burayı buldum ve kiraladım. Şimdi yerleşik olarak sürekli yaş sınırı olmaksızın çok kapsamlı eğitimler düzenleniyor.

Bu kurumu hayata geçirirken ne tür fedakarlıklar yaptınız?

Bu kurumu kurarken başta çok bir fizibilite çalışması yapmadım, kendim ekonomist olmama rağmen. O kadar inandığım ve peşinde olduğum bir projeydi ki... Eğitim ve sanat benim büyük bir aşkım. Onun için geçmişte çalıştığım işlerde özellikle fizibilite yapmakla sorumlu olmama rağmen bu sefer dedim ki ben bu işi deneyeceğim, yapacağım, bakalım ne olacak. Çok büyük fedakarlıklar isteyen bir iş aslında. Burası formasyon veren bir kurum. Arkada ciddi bir eğitim, araştırma olan, hep profesyonellerle çalışan, alanında uzman olanlarla çalışan bir kurum. Dolayısıyla her eğitimin farklı bir amacı ve varoluş sebebi var. Zaman zaman kendim finanse etmek durumunda kalıyorum bir çok şeyi. Maalesef organizasyon işi zor bir iş. Mesela 25 kişi geleceğim diyor sonra bir bakıyorsun 5 kişiye iniyor vs. Tabi başka bir sponsoru olmadığı için Açık Diyalog İstanbul'un ancak verilen eğitimlerle alınan ücretlerle eğitmenlere bir şey vermeye çalışıyoruz. Bu durumda da bazen zor durumda kaldığımız oluyor açıkçası. 

Çocuklar için ne tür atölyeler var?

Çocuklar için sonsuz sayıda atölyelerimiz var. Her ay mesela sanatçıları tanıtıyoruz. Çağdaş sanat tarihi veya sanat tarihinde yer alan sanatçıları, hem Türkiye'den hem yurt dışından... Mermer atölyesi, onun dışında slow motion animasyon atölyesi, doğaçlama atölyesi, senaryo yazımı atölyesi, çocuklarla felsefe atölyesi... Ondan sonra mesela Manuel Reina diye bir flamenko dansçısı var, Türkiye'de onunla ritim atölyesi yaptık. Her bakımdan çocuklara faydası olacak. Onların gelişimine faydası olacak şeyler ve bu atölyeleri kurgularken ben, müzede de öyle başlatmıştım. Bir kurul kurup, içerisinde psikologların olduğu, sanatçıların olduğu, eğitmenlerin olduğu, tiyatro sanatçılarının olduğu, çocukların gelişimi için belli programların üzerinde çalıştık. Bunlar ne anlamda? Kordinasyon, el becerisi, göz becerisi, kendini özgürce ifade edebilme, bir toplum içerinde kendisi olabilmek, paylaşımcı davranabilmek... Bunlar çok önemli şeyler çünkü kendini ifade edebilmenin tek yolu konuşmak değil. Sanat yoluyla o kadar çok şey anlatıyor ki çocuklar bazen, anne, babalar farkında olmuyor ama bir çocuğun resmine bakarak veyahut yaptığı çalışmaya, o çocuğun ruh durumunu tamamen anlamak mümkün. Bazı veliler çocuklara çok yanlış davranabiliyorlar. Bir çocuk çok güzel bir heykel yapmıştı bir atölyenin sonunda, annesi geldi, çok beğenmedi. Dedi ki “Çok güzel şeyler yapıyor aslında benim kızım.” Şimdi böyle bir şey çok yanlış. Çünkü o çocuğun pozitif bir desteğe ihtiyacı var ve yaptığı şey çok da güzel. Annesi bunu doğru değerlendiremiyor, çocuğun yaptığında bir şey yok. Burada bir eğitim aldığında da çocuğun; anne, babasının da doğru yaklaşımla ona davranması gerekiyor. Ben çocukların yarışmasını da istemiyorum çünkü her biri ayrı bir değer zaten. 

Bir eğitimci olarak, çocukların kültür eğitimi konusunda en büyük eksik ne Türkiye’de?

Malesef hâlâ eksik formasyon alan eğitmenlerle karşı karşıya kalabiliyor çocuklar. Bence en büyük eksiğimiz bu. Eğitim sisteminde bir kere pedagoji eğitiminin iyi olması gerekiyor. Çünkü çocuğa söylenen en ufak yanlış söz, en ufak bir davranış çocuğun hayatında her zaman bir travma olarak kalabilir. Mesela ben sanat eğitiminden yola çıkarak size şöyle bir şey söyleyeyim; çocuğa, “Siyah kullanma, şu böyle olmadı” demek çok yanlış. Biz çocuklara sadece bir kılavuz, bir yol göstericisi olabiliriz. Çocuklar zaten doğuştan inanılmaz bir yaratıcılığa sahip. Eğitmenlerin doğru kişiler olması çok önemli. Birçok değişik sorunla karşılaşılabilir. Mesela disleksi soru olan bir çocuğu ele alalım. Hocası bunu anlayamıyorsa ve onu doğru yönlendiremiyorsa ve o çocuğu başarısız, beceriksiz bir çocuk olarak değerlendiriyorsa o çocuğun hayatı karardı. Halbuki onu görebiliyorsa onun içinde bir cevher var. Ama hocanın onun doğru ifade edebilmesinde yardımcı olması gerekiyor. Çocuklarımıza sahip çıkmalıyız onlar bizim geleceğimiz. 

Biraz da Çağdaş Sanat ve Küratörlük seminerinden bahseder misiniz? 

Jüri ile gelen başvurular arasından 21 kişi seçildi. 7 ay boyunca formasyon alacaklar. Bu program bittikten sonra küratör olma vaadi vermiyoruz kimseye. Biz sadece onlara bu donanımı veriyoruz ve diyoruz ki “Bundan sonra ne yapacağınız size bağlı.” Türkiye'deki önemli galeriler bizi ağırlayacaklar ve işleyişlerini, kavramsal çerçevelerini anlatacaklar. Müzeler de öyle. Hepsinin ayrı ayrı kucak açması da çok önemli.