Herkes normal olmalı mı?

Daha fazla insan aynı şekilde düşünse ve aynı şekilde davransa, toplumlar daha mutlu ve daha güvenli mi olurdu?

16 Kasım 2018 Cuma, 22:18
Abone Ol google-news

 

Beyindeki sinir devrelerinizi sizi daha empatik yapacak şekilde yeniden düzenleyecek bir hap veya tedavi düşünün ve bu tedavinin saldırganlığı azaltacağını, ahlaki akıl yürütme ve affetme kapasitenizi artıracağını varsayın... Peki böyle bir uygulama dünyayı daha iyi, daha yaşanabilir bir yer haline getirebilir mi? İnsan mutluluğu söz konusuysa, neden bu ütopyayı sahiplenmeyelim?

Böyle bir senaryo tahmin ettiğiniz kadar uzak olmayabilir. Zira düşünce kalıplarını okumak ve değiştirmek için kullanılan teknolojiler artıyor. Elon Musk’un Neuralink projesi, beyinleri ve bilgisayarları arasında doğrudan iletişim kurmaya çalışırken, Kaliforniya’da Kernel adlı bir şirket, istihbaratı güçlendiren beyin implantları geliştirmek için 100 milyon dolar yatırım yaptı. Beyindeki elektrik şoklarının depresyonla mücadele ettiği ve bazı kimyasalların daha ahlaki kararlar almasına yardımcı olabileceği de bulundu.

Fakat, anormal düşünce kalıplarını yok saymak ve teknolojik veya farmakolojik yöntemlerle toplumsal uygunluğun uygulanması pratikte yapılabilir bile olsa, acaba doğru mudur? Veya insanlar kendileri veya başkaları için acil bir tehlike oluşturmadıkça “kendileri olma” haklarından neden vazgeçmek zorunda kalsınlar ki? 

‘Uyum, iyi olmayabilir’

Vermont Üniversitesi’nden Chris Danforth’a göre “bu, hakkında daha fazla konuşmaya ihtiyaç duyduğumuz bir konu”.
Nüfusun çoğunluğunun güvenliği için, “aykırı olanların” yeniden tasarlanmalarına izin verilmesi ilk bakışta, çok sayıda insana en büyük iyiliği yapıyor gibi görünse de, bazı dehşet verici ihtimallere kapıyı açabilir. Tarihsel süreçte bunun bir çok örneği yaşandı..

Yüzyılın en büyük beyinlerinden biri olan ve ismini Naziler’in savaşta kullandıkları ünlü Enigma şifreleme sistemini kırarak duyuran Turing, modern kriptolojinin ve bilgisayar bilimlerinin babası olarak bilinir. Eşcinsel olduğunu gizlemek zorunda kaldı, daha sonra ise hapis cezası ile kimyasal kastrasyon arasında seçim yapmak zorunda bırakıldı ne yazık ki.
Ya İngiltere’de Viktora döneminde kadınlara ataerkil düzene uymaları için yapılan baskı ve zulme ne demeli?

Normal nedir?
Ve önemli bir soru daha... Normal nedir? Kime göre normal?
Londra Psikiyakri Kraliyet Akademisi’nden Mark Slater’a göre normallik yanıltıcı durum ve şartlara göre değişebilen bir algı. Eğer insanları kendilerinde görmek istediğimiz özelliklere göre yeniden dizayn edeceksek, buna kim karar verecek?
Diyeceğimiz, uyum, toplum için o kadar iyi olmayabilir. Ayrıca 2015 yılında Maryland Üniversitesi’nden psikiyatr Jesse Harrington’ın çarpıcı bir araştırmasına da dikkat çekelim.
Kişisel özgürlükleri çok kısıtlayan toplumların hem mutluluk endeksindeki dereceleri çok kötü hem de depresyon ve intihar oranları çok yüksek çıkmış. Ancak öbür uçta, aşırı özgür toplumlarda da benzer sonuçlar çıkmış. Öyleyse?
Ortalama bir denge tutturmak sanırız en iyisi...