"Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak"

TÜSİAD'ın Bodrum'da yapılan toplantısında konuşan YİK Başkanı Mustafa Koç, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını ifade ederek, dünyada ve Türkiye'de "kriz dibi gördü mü, çıkış başladı mı?" ve "çıkış sürecinin hangi harfe benzeyeceği" tartışmalarının alabildiğine sürdüğünü kaydetti.

19 Haziran 2009 Cuma, 09:18
Abone Ol google-news

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı Bodrum'da yapıldı. Toplantıda konuşan TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç, küresel ısınma ve küresel ekonomik kriz fenomenin sıcaklığı ciddi biçimde yükselttiğini belirterek, "Bu iki fenomenin birbirine çok benzeyen yönleri var. İkisi de birdenbire ortaya çıkmadı. İşaretler vardı. Ancak, herkes gibi biz de kendi iç dinamiklerimizle o kadar meşguldük ki bu işaretleri ya göremedik ya görmek istemedik. Oysa ki, her iki olgu da tüm dünyayı etkiliyor ve çözüm için tüm dünyanın gayretlerine ihtiyaç duyuyor. Her iki konuda da dünyamızda öyle değişiklikler gördük ve göreceğiz ki bunların birçoğunun geri dönüşü olmayacak" diye konuştu.

"Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak" diyen Koç, bugünlerde dünyada da Türkiye'de de "kriz dibi gördü mü, çıkış başladı mı" tartışmasının alabildiğine sürdüğünü kaydetti.

 

"Krizden çıkış sürecinin hangi harfe benzeyeceği konusunda kafalar karıştı"

Çıkış sürecinin hangi harfe benzeyeceği konusunda ise çok daha karmaşık bir anlaşmazlığın mevcut olduğunun altını çizen Koç, şöyle devam etti:
"Kafalar o kadar karışmış ki, iyimserler 'v' harfine benzetiyor, kötümserler 'l' harfine. Kimileri ise sürecin gelişimini 'w' şeklinde öngörüyor. Aslında bu tartışmaları küçümsüyor değiliz, hepsinin temelinde farklı varsayımlar var ve sonuçta kimsenin elinde geleceği gösteren 'kristal bir küre' yok. Ancak asıl tartışılması gereken konu bizce çok farklı. Küresel planda, bizim Türkiye'de çoğunlukla göz ardı ettiğimiz bir başka tartışma daha alttan alta sürüyor aslında. Bu tartışma kısaca, kriz sonrası dünyada daha etkili, daha verimli, daha rekabetçi bir ekonomik yapı nasıl oluşturulabilir, bu yapı hangi yeni iş alanlarını yaratır, biz bu yapıda nasıl bir rol oynayabiliriz."

Gelecekteki birkaç yıl içinde birçok gelişmiş ülkede kamu sektörü ile özel sektörün ekonomideki rollerinin yeniden tanımlanacağını ifade eden Koç, sektörlerin yapısının ve sermaye kompozisyonlarının değişeceğini söyledi. Dünya ticaretinde yeni dengelerin kurulacağını, yeni iş modellerinin ortaya çıkacağını vurgulayan Koç, bütün bunlar kısmen düzenli, kısmen de kaotik bir süreç içinde belirginleşeceğini ifade etti.

 

"Türkiye ekonomisinin geleceği gündemin üst sıralarına taşınmalı"

Türkiye ekonomisinin geleceğini kapsamlı bir biçimde tasarlama konusunu gündemin üst sıralarına bir an önce taşınması gerektiğine işaret eden Koç, hükümetin geçen hafta açıkladığı teşvik paketine de değindi. Koç, "Ülke olarak ekonomik ve sosyal önceliklerimize bir arada değerlendirdiğimizde, bu programın istihdamı teşvik, bölgesel kalkınma ve yatırımı teşvik olarak üç ayaklı tasarlanmış olması son derece doğru bir yaklaşımdır. Bölgesel teşvik konularının ne ölçüde isabetli olduğu, tesislerin taşınmasının ne kadar mümkün olabileceği, yeni yatırımların hangi vadede harekete geçebileceği, uygulamada doğabilecek diğer zorluklar tabii ki tartışılmaya devam ediyor" diye konuştu.

 

"Teşvik peketinin kaynağı konusunda kafalarda soru işareti var"

Daha çok kaynaklar konusunda kafalarında bazı soru işaretleri olduğunun kaydeden Koç, zaten artmakta olan bütçe açıklarının bu yeni programın işlerlik kazanmasıyla daha da artacağını söyledi. "Bu açıklar ne şekilde finanse edilecek" diye soran Koç, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Kısıtlı olan iç tasarruflara başvurulacak olursa, büyümenin finansmanı konusunda çok ciddi bir sorunla karşı karşıya kalmaz mıyız? Büyümeyi dış kaynakla finanse etmeyi düşünüyorsak, bunu nasıl bir model içinde gerçekleştireceğiz? Bütçe istikrarı için önemli olan faiz dışı fazladan tamamıyla vazmıgeçiyoruz? Vazgeçmiyorsak, bunu sağlamak için hangi ek yapısal tedbirleri uygulamayı düşünüyoruz?"

Koç, Türkiye'nin sürdürülebilir ve sosyal açıdan tatmin edici bir istihdam düzeyine erişmesi, artan bölgesel gelir farklılıklarını azaltması ve insan sermayesini güçlendirmesi için en az on sene süreyle yüzde 6'lık bir büyüme hızını yakalaması gerektiğinin altını çizdi.

 

"IMF ile müzakere sonucu büyümenin finansmanı açısından önem taşıyor"

I
MF ile uzun süredir devam eden bir müzakere süreci olduğunu dile getiren Koç, bu müzakere sürecinin sonucunun büyümenin finansmanı açısından büyük önem taşıyacağını kaydetti. Koç, bu konudaki belirsizliğin ortadan kalkması, dış kaynak finansmanının ve ertelenen yatırım harcamalarının önünün açılmasına da katkıda bulunacağını belirterek, "Krizden çıkış yılın son çeyreğinde başlayabilir veya 2010'a kalabilir. Sürekli veya kesintili olabilir. Sert, ya da yumuşak olabilir. Çıkışı tetikleyebiliriz veya dış dünyadan gelecek ivmeyi beklemek durumunda kalabiliriz. Her ne olursa olsun, çıkış sonrasında ekonominin dümenini ne yöne çevireceğimize ilişkin çalışmalarla, çıkışı sağlıklı bir şekilde gerçekleştirecek çalışmaları paralel biçimde götürmek zorundayız" diye konuştu.

İstişareyi, uyumu, şeffaflığı ve orta-vadeli stratejik bakış açısını tüm süreçte egemen kılınması gerektiğini kaydeden Koç, "Gözlerimizi bir adım ötesine dikebilir ve o anın gereklerini zihnimizde canlandırabilirsek, çıkış sürecini inşa etmeye çalışırken, adımlarımızı yeni sorunlar yaratacak biçimde değil, yeni fırsatlar doğuracak biçimde atarız" dedi.

 

"AB'ye 2014'te tam üyelik hedefi yol haritası ile desteklenmeli"

Türkiye'nin AB üyelik sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Koç, AB ilişkilerinden sorumlu bir Devlet Bakanlığı'nın kurulmuş olmasının çok önemli ve olumlu bir adım olduğunu ifade etti. Bunun "2014'te tam üyelik" hedefini samimiyetle savunmayı sağlayacak bir yol haritası ile desteklenmesi gerektiğinin altını çizen Koç, kararlılıkla ilerlenilmesi gereken kanalları şöyle sıraladı:

-Demokratik gelişimimizi tamamlayacak olan reformlar yeniden öne alınmalıdır.

-Türkiye'nin çağdaş bir hukuk devleti olabilmesi yolunda ilerlememizi sürdürebilmek için gerekli altyapının kurulmasına, gerekli reformların tamamlanmasına hız verilmelidir.

-Müzakerelerin açılmasına engel olan sorunlar, ya yapıcı bir yaklaşımla tekrar ele alınmalı ya da atılan etkili başka adımlarla bu sorunların ikinci plana düşmeleri sağlanmalıdır.

-Hangi başlığın müzakereye kapalı olduğuna bakılmaksızın, en geç 2013 yılı ocak ayında tüm mevzuat uyumunu tamamlayarak 2014 yılında tam üye olabilmemizi olanaklı kılacak bir yol haritasının benimsenmesi gereklidir.

 

Birlik ve beraberlik duygusu

Koç, "Yaşanılan günlere odaklanmaktan ve kısa vadeli düşünmekten kendimizi kurtarmak zorundayız. Geleceğimizi planlamazsak, bugünün sorunlarına da sağlıklı çözüm üretemeyiz. El ele veremezsek, küresel ekonominin yeni dönemine elimiz boş gireriz" dedi.