‘Homeros’un eserleri okullarda okutulmalı’

Haluk Şahin’in 18 yıl önce başlattığı etkinliğin bu yılki şair konuğu Gökçenur Ç. olacak. Etkinlik 3 Ağustos Cumartesi günü Bozcaada’nın Arka Deniz mevkiindeki Salhane’de yapılacak.

31 Temmuz 2019 Çarşamba, 20:41
Abone Ol google-news

Gazeteci, yazar Haluk Şahin, bilenler bilir, hayatının önemli bir kısmını Bozcaada’da geçiriyor bir süredir. Üretimlerini de burada yapıyor haliyle ve biraz da adanın ona verdiği ilhamı, tarifsiz mutluluğu karşılıksız bırakmamak adına her yaz çeşitli etkinlikler düzenliyor burada. 18 yıl önce başlattığı Ozanın Günü ve Homeros Okuması da bu etkinliklerden biri ve bu yıl 3 Ağustos’ta yapılacak. Gökçenur Ç’nin konuk şair olarak katılacağı etkinlikte onu usta şair ve edebiyatçı Cevat Çapan tanıtacak. Şahin ile hem bu etkinliği hem de adayı konuştuk.
- Bu yıl 18.incisini yapacağınız Ozanın Günü ve Homeros Okuması nasıl başlamıştı?
2001 yılında bir deneyelim diye başlamıştık. Troya kazılarını 1988’den beri yöneten Prof. Dr. Manfred Osman Korfman arkadaşımdı. Biz yılın belirli dönemlerini yıllardır Troya’nın karşısındaki Bozcaada’da geçiriyorduk. Homeros ve Troya küçük yaştan beri ilgi duyduğum konular arasında olmuştu. Dublin’de her yıl James Joyce’un “Odysseia”dan esinlenmiş “Ulysses” romanının okunduğunu duymuştum. Biz de Homeros’u okusak nasıl olur diye düşündüm. O Homeros ki bizim yaşadığımız coğrafyanın şiirini yazmıştı. Fikir, Korfmann’ın çok hoşuna gitti. Şirimizin ve şiir çevirimizin büyük ustası dostum Cevat Çapan ilk ozanımız olmayı kabul etti. Böylece düzenleyici ekip oluştu. Daha sonra Korfmann’ın ölümünün ardından yardımcısı Rüstem Aslan görevi üstlendi. On sekizinci yıla kadar geldik.
- İlk yıllardan bu yana etkinliğin yapısı nasıl değişti?
Homeros destanlarından okuma ve günümüzden bir şairin şiirlerinin okunmasından oluşan ikili yapı olarak aynı kaldı. Yani bu yıl şiirlerini dinleyeceğimiz Gökçenur Ç., 18. ozanımız oluyor. Homeros’tan okumalara gelince, başlangıçta Troya’nın tam karşısındaki sahilde toplanıp sabah gün doğarken okuduk yıllarca. Uzun saatler ara vermeden okuduğumuz yıllar oldu. Sonra biraz kısalttık. Tam 15 yıl süreyle şiir düşkünlerini gün doğmadan uyandırmayı ve sahile getirmeyi başardık. 15. yıldan sonra hem okumayı hem de şairi tek bir buluşmaya sığdırmaya karar verdik. Artık öyle yapıyoruz. Bu arada etkinliğin en ilginç yanlarından birisi herkesin Homeros’un metinlerini istediği dilde okuyabilmesi idi. Şimdiye kadar 22 dilde okuduk. Ana metnimiz hep Azra Erhat A. Kadir çevirisi oldu. Bu görkemli çeviri için onlara ne kadar teşekkür etsek azdır.
- İlgi nasıl, kimler geliyor etkinliğe?
İlk yıl bile sabah karanlığında başlayan okumaya 40-50 kişinin gelmesi bizi çok şaşırtmıştı. Gündüz okumalarında yüzlerce insanın bulunduğu oldu. Zamanla bir çeşit “kült” olaya dönüştü. Her yıl gelmeye çalışanlara rastladık. Yurtdışından, Amerika’dan, Venezüella’dan, Japonya’dan geldiler Dünyanın her yerinde Homeros ve Troya deyince insanlar dikkat kesiliyor. Bu etkinliğe katılarak dünyanın en çok bilinen öyküsünün parçası haline dönüşüyorsunuz aslında. Sponsorluk falan önerenler çıktı, kabul etmedik. Bu özgün şiir olayının saf ve ticaret dışı kalmasına özen gösterdik. Belediyeden ve Bozcaada halkından destek gördük.
- Kimler geldi, kimler geçti bu 18 yıl boyunca? Yılın ozanı nasıl seçiliyor?
Ozan konusunda tek seçiçimiz Cevat Çapan’dır. O izler, belirler ve bize söyler. Tüm adları bir anda hatırlayamam ama Çapan’ın yanı sıra ilk dört yılın ozanlarının Ülkü Tamer, İlhan Berk, Kemal Özer olması bir fikir verebilir. Bu bir yarışma değil. Zaten bence şiirin yarışması olmaz. Bu Homeros’tan günümüze şiirin evrenselliğini ve kalıcılığını ilan eden bir kutlama ya da kutsama. İyi ki şiir var diyoruz, hep vardı ve hep olacak!
- Homeros ve eserleri yeterince okunuyor ve biliniyor mu sizce?
Ne yazık ki okunmuyor, bilinmiyor. Batı ülkelerinde ve Japonya gibi yerlerde “İlyada” ve “Odysseia”yı okumamış bir kültürlü insan bulamazsınız. Bu iki destan Batı edebiyatının kurucu başyapıtlarıdır. Bizim eğitim sistemimiz son 20 yıllık yozlaşma ve çürüme döneminde bu gibi evrensel kaynaklardan uzaklaştı. Oysa bu öyküler bizim yaşadığımız topraklarda geçiyor. Onları biz bilmeyeceğiz, eserlerimizde malzeme olarak kullanmayacağız da bunu İzlandalılar, Japonlar, Kanadalılar mı yapacak! Homeros’un yapıtları eğitim müfredatımızın bir parçası olmalı. Son yıllarda Hollywood filmleri, popüler kültür uygulamaları ve oyunları nedeniyle gençler arasında ilgi arttı. Troya Müzesi’nin tamamlanması uluslararası bir turistik hareket yaratacaktır. Birkaç yıl sonra yüz binlerce yabancı bu müzeyi ve bölgeyi görmeye gelecek. Ona hazırlanmalıyız.


'ADANIN İSTİAB HADDİ DOLDU...'
- Bozcaada’nın son yıllardaki değişimini nasıl değerlendiriyorsunuz? 
Kaygılıyım, çünkü adanın, eski deyişle “istiab haddi” doldu, aşırı yüklenme oldu, kaldırmıyor. Gelenlerin çoğunun adanın tarihinden ve özelliklerinden haberi yok, denize girmek ya da eğlenmek için buraya geliyorlar. Düşünebiliyor musunuz, adaya gelenlerin yalnızca yüzde biri şahane kent müzemizi gezmekte imiş! Binlerin yığıldığı Ayazma Pilajı’nın Troya Savaşı’nda oynadığı rolü kaç kişi biliyor? Bu türden kaba kitle turizmi adayı yok eder. Oysa burası bağları, şarapları, tarihsel mekânları ve kültürü ile mutlaka gelecek kuşaklara aktarmamız gereken bir pırlantadır. Bozcaada’nın kitle turizminin mahvettiği adalar listesine girmesini istemiyoruz. Bu bilincin yerleşmesinde kültürel çalışmalar ve Homeros okuması gibi etkinlikler büyük önem taşıyor. Burası kafa ve şiir dinlemek için gelinen bir yer olmalı. Gürültü ortasında kafa çekip baş ağrısı ile dönülen bir yer değil.